Tag "yolculuk"

Şnörk ve Denizci

Issızlığın ortasında bir bataklıkta, yapayalnız yaşayan Şnörk, halinden hiç de şikâyetçi değildir. Ne gökyüzünün gri bulutları ve insanın içine işleyen yağmur ne de bata çıka ilerleyerek yemek aradığı bataklık rahatsız edicidir onun için. Akşamları sobanın karşısına tek başına oturup, deniz börülcesi çorbasını içerken ne şanslı olduğunu düşünür. Ateşin tadını çıkarırken onu rahatsız edecek kimse yoktur ve çorbasını paylaşmak zorunda değildir. Şnörk gayet memnundur bu yalnızlıktan. Aslına bakarsanız Şnörk mutlu değildir

Dolap Çekmecesi yeniden radyoda…

Tayga Açık Radyo’daki ilk canlı yayınına çıktığında (!) 8 haftalıktı. Bizimle pek çok pazar sabahı  radyoya geldi. Tren, vapur ve Karaköy’den yapılan kısa bir yürüyüşle gerçekleştirdiğimiz radyo yolculuklarımız büyük keyifti. İlk başlarda sakin geçen yayınlarımız Tayga büyüdükçe onun tarafından baltalanmaya başladı. Bir iki kere yayın yönetmenimiz Özdal’ın Tayga’yı yayın masasının olduğu tarafa alıp bizi kurtardığını hatırlıyorum. Renkli ve ışıklı düğmeleri görünce nasıl da heyecanlanıp mutlu olurdu. Şimdi görse herhalde deliye döner. Ne

Bir ördeğin ve umudun peşinde…

Merhaba sevgili Dolapsever, Bu yazıyı okumaya başlayarak Bir Dolap Kitap’ın yeni çağına da balıklama dalmış bulunuyorsun. Bundan böyle Dolap’ın sayfalarında dolanırken biz kapaklar dışında yazarlarla da karşılaşabilirsin, şaşırma. Şimdi hiçbozuntuya vermeden sakince okumaya devam et, sevgili Dolapsever, çünkü seni ilk konuk yazarımız Gökçe Gökçeer’în yazdığı leziz bir yazı bekliyor. İyi okumalar! Yıl 1992. Hong Kong’dan yola çıkan dev bir yük gemisi, Kuzey Pasifik Okyanusu’nda ilerlerken çıkan korkunç bir fırtına sonucu

Tehlikeli Yolculuk

Yolculuklara bayılırım. Kim sevmez ki? Hele bir de bilmediğiniz bir yolda geçiyorsa bu yolculuk, başınıza bir adım sonra ne geleceğini kim bilebilir ki? Şehir içinde yolcu otobüsüyle yapılan basit bir yolculuk için bile geçerli bu. Hiç bilmediğiniz bir yere, daha önce hiç binmediğiniz bir otobüs hattına binerek gidiyorsanız, camdan izlediğiniz yol ne değişik, ne farklı gelir. Yolculuklar tatlıdır; yolculuk hikayeleri ise baldan da tatlıdır. Bundan daha katıksız bir macera yok

Nils ve Uçan Kazlar

Bugün Google’ın “doodle”ında bir kazın üzerine oturan bir oğlan çocuğu resmi vardı. Bu bana hemen çocukluğumdan bir çizgi filmi çağrıştırdı. Muhtemelen benimle aynı kuşaktan olan çoğu kişi de aynı çizgi filmi hatırlamıştır. İmleci Google yazısı üzerine getirdiğimde Nils’le ilgili bir şeyler bulacağımı biliyordum. Yanılmamışım. Bugün İsveçli yazar Selma Lagerlöf‘un 155. doğum günüymüş. Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan ilk kadın yazar olan Lagerlöf, bizim zamanında “Nils ve Uçan Kazlar” adıyla izlediğimiz çizgi

Yanlışlıkla Dünyanın Öbür Ucuna Uçan Çocuk

Çocuğunuz sizin gibi olmazsa ne yaparsınız? Tamam, tamam, onun sizin gibi olmadığını, bambaşka bir birey olduğunu biliyorum. Demek istediğim, çocuğunuz sizden çok ama çok farklı olsaydı, yani hiç ummadığınız kadar farklı olsaydı… Bir insan ne kadar farklı, ne kadar sıradışı olabilir ki? Peki sizin için farklılığın kabul edilebilirlik sınırı nedir? Zorlayıcı sorular mı soruyorum? Haydi itiraf edin kendinize, çocuğunuz doğmadan önce onunla ilgili hiç mi hayal kurmadınız? Saçı nasıl olacak?

Tersine Akan Nehir

Masal nedir? Olağanüstü olayların yaşandığı, gerçek olmayan, hayal ürünü mekanlarda geçen, kahramanlarının başından olmadık işlerin geçtiği öyküler… Kabaca tanımlamaya çalışınca herhalde buna benzer bir şeyler söylenir. Masallarda tuhaf yaratıklar vardır. Cadılar, periler, canavarlar vardır. Kahramanlar bazen uzun yolculuklara çıkar, uzak diyarlara giderler. Hah işte bu! Uzak diyarlar. Masal dendi miydi benim aklıma ilk gelen şeylerden biridir uzak diyarlar. Çocukken okuduğum ya da bana anlatılan masallarda en çok ilgimi çeken kısım

Satılan Gülüş

Dünya toz pembe değil. Dünya iyilikten ve güzel şeylerden ibaret değil. Fakat yetişkinlerin bir kısmı çocuklara hep iyiyi, güzeli göstermekten, göze ve ruha kötü gelen şeyleri ise olabildiğince yansıtmamaktan yana bir tavır gösterir. Oysa iyilik nasıl normalse, kötülük de öyle. Karanlık ve ışık bir arada varlar. Yaşam ne kadar doğalsa, ölüm de öyle. Hayat dengeden ibaret. “Yin ve yang” ilkesinden daha basit bir özet olabilir mi hayata ilişkin? Elbette ki

Deniz ile Tavşancık’ın kağıttan dünyası

Cumartesi sabahı erkenden uyandık. Baget ekmeğe şahane birer sandviç yaptık ve yola koyulduk. Denizin rengi şahane, Boğaz’ın kokusu enfesti. Radyoya varınca sandviç ve çaydan oluşan kahvaltımızı yapıp stüdyoya girdik. Yayın bizim bildiğimiz, sizinse şimdilik bilmediğiniz bir ayrıntıdan ötürü her zamankinden “birazcık” farklıydı. Sonra başladık ilk kitabımızı anlatmaya… Bu haftanın ilk kitabı Enkidu Kitap’tan Türkçe, Ermenice ve Kürtçe olarak çıkan “Deniz ve Tavşancık” oldu. Demet Hakman’ın yazdığı kitabı Özlem Şekercioğlu Lesport