Tag "yardımlaşma"

İsyankâr Cadı ve Canım Arkadaşlarım

Cadıları nasıl bilirsiniz? Cadı denince Pamuk Prenses’e zehirli elma veren, hırstan gözü dönmüş, çirkin ve yaşlı bir kadın mı canlanıyor zihninizde? Siz nasıl bilirseniz bilin, ben cadıları severim. Masallarda, öykülerde anlatılan cadılar bir kenara koyacak olursak, örneğin Avrupa’da 300 yıl boyunca cadılık suçlamasıyla yakılarak ya da boğularak katledilen kadınların kaçı büyü yapabiliyordu sizce? Yoksa bu kadınlar günümüzde alternatif tıp denilen şifacılığı bildikleri ve uyguladıkları için mi katledildiler? Belki de yalnızca Ortaçağ

Komşu Teyze

Çok yaşlı insanlarla çok genç insanlar arasında hep özel bir bağ olduğunu düşünmüşümdür. İletişim kanalları aynı frekansa ayarlı olduğundan mıdır acaba? Belki de biri henüz önyargıları tanımadığı, diğeriyse koca bir hayat deneyiminin ardından önyargıları bir kenara bıraktığı içindir, kim bilir… Yaşlı olan, gencin yaşam enerjisiyle canlanır; genç olansa her an sürprizlerle dolu olan yaşlı tarafından sürekli şaşırtılır.  Sonuç olarak çok genç ile çok yaşlı ortak bir dil kullanmayı bilirler. Daha

Bir ağacı sevmekle başlayacak her şey

Bir ağacın, ne kadar BÜYÜK olursa olsun tek bir ağacın gündelik yaşamımızdaki yeri nedir? “Küçük Evler’in Büyük Ağacı”nın arka kapağındaki tanıtım cümlesi işte bu cümleyle başlıyor. Sahi, bir ağacın sizin yaşamınızdaki yeri ne? Var mı her gün karşı karşıya geldiğiniz bir ağaç?  Kim bilir belki evinizin penceresinden gördüğünüz, sabahları uyanıp da perdeyi çekince sizi selamlayan yaşlı bir çınar mesela… Ya da her gün işe, okula giderken yanından geçtiğiniz bir fıstık

Bu kış kimse üşümeyecek

Bu aralar karlı kışlı kitaplar görünce hoşuma gidiyor. Uzaktan bakması güzel tabii. İstanbul’dan taşındığımızdan beri her kış İstanbul’da kar yağıyor; ben de buradan ciğere bakan kedi gibi bakıyorum resmen. En son kar gördüğünde Tayga’nın doğmasına birkaç hafta kalmıştı. Bırakın karda uzun yürüyüşler yapıp, arkadaşlarla kartopu oynamayı, Yıldıray’ın elini tuta tuta arka sokağa gidip dönerken penguenden halliceydim. Tayga da, yazık yavrum, kar falan bilmiyor. Ona ilginç geliyor haliyle. Merak ediyor. İlk

Mucizeleri Saymak – Itır Koşunca

“Yaşam inişli çıkışlıdır,” derler ya hani, hah, işte o biraz hafifletilmiş bir ifadedir. Aslında yaşam duvara toslamalı, dibe vurmalı bir şeydir. Biz her şeyi yoluna koyarız, düzeni oturturuz, planlar yaparız ve yaşam kendi bildiğini okur, her şeyi alt üst eder. Bizi direnemeyecek, vazgeçecek noktaya getirebilir. “Mucizeleri Saymak” hemen hemen bu noktada başlayan bir roman. Kahramanımız Willow Chance ile anne ve babasını bir trafik kazasında yitirdiği gün tanışıyoruz. Willow, bir dahi.

Kaplancık ile Ayıcık

Mektup yazar mısınız? Siz de benim gibi şöyle mi diyorsunuz: “Ah, ah, eskiden ne çok mektuplaşırdık. Eskiden arkadaşlarımdan gelen mektupları, kartları hâlâ saklarım. İnternet çıktı, mertlik bozuldu.” Gerçekten de e-posta devri bizim gibi mektupseverlere büyük darbe vurdu. Ha, haftalarca yanıt beklemek yerine sevdiğin kişilerle anında haberleşmek güzel, o ayrı. Ama mektup yazmanın, mürekkebin kağıdın üzerinde akışını izlerken zihninden geçenleri kalemin hızına ayarlamaya çalışmak da ayrı bir keyif. Birkaç yıl önce

Domates Diktatörü

Bazı insanlar beni bazen çok şaşırtıyor. Durup kendimi onların yerine koymaya çalışıyorum; ama asla nasıl düşündüklerini kestiremiyorum. Kısacası o insan gibi bakamıyorum dünyaya. Nasıl insanlar mı mesela? Yoldan geçerken duvarın üsütünden uzanmış güzelim bir ağacın, taflanın ya da başka bir bitkinin yapraklarını koparıp sonra da atıveren insanlar… Bahçedeki ağaç penceresinin önünü kapıyor diye ağacın dibine hiç acımadan zehir döküp canım canlıyı öldüren insanlar… Ağacın meyveleri arabasının kaportasını pisliyor diye ağacı

Arkadaşa methiye

Arkadaş, gülümseme nedenidir. Arkadaş, oyundur, eğlencedir. Arkadaş, paylaşabilmektir. Arkadaş, yalnızlığın lavaboaçıdır. Arkadaş, seksekte çizgiye basan, saklambaçta kaleye yuman, yakartopta topla vurulandır. Arkadaş, ensesinden aşağı kartopu atılandır. Arkadaş, birlikte bisiklete binebileceğin kişidir. Arkadaş, dayanışmadır. Arkadaş, haylazlıktır, suç ortaklığıdır. Arkadaş, tarçınlı kekinle sıcak sütünü paylaşabildiğin kişidir. Arkadaş, saatlerce çene çalabilme fırsatıdır. Bıdır, bıdır, bıdır… Bu böyle uzar gider. En sevdiğiniz arkadaşınızı düşünün. Çocukluk arkadaşlarınızla yaptıklarınızı anımsayın. Listeye onlarca madde daha ekleyeceğinize eminim.

Memo ve Ay – Değil mi ki herkesin annesi bir tane…

Bir an için çocuk olduğunuzu düşünün. Kapatın gözlerinizi, üç dört yaşlarınızdaki halinizi anımsayın. Her şey ne kadar büyük, siz ne küçüktünüz. Size yukarıdan bakan insanlar vardı. Yetişkinler gerçekten kocaman, koskocamandı. Onlar büyüktü; her şeyi bilirlerdi; güçleri her şeye yeterdi; ne isterlerse yapabilirlerdi. Ben çocukken büyüklere hayrandım. Memo da annesine hayran.