Tag "yaratıcılık"

Benim Hikâyem ve Mesajın Var Kırlangıç

Bence yazı yazmak bilmece çözmek ya da yap bozla oynamak gibi bir şey. Elinizde bir sürü parça var ve siz bu parçaların doğru yerini bulmaya çalışıyorsunuz. Parçaların nasıl oluştuğu ve biçimlerinin neye benzediği tamamen size kalmış. Yani bu bulmacayla ya da yap bozla vakit geçirmek ve ortaya anlamlı bir bütün çıkarmak için gereken tüm malzemeyi sizin oluşturmanız gerekiyor. İnsan o zaman “İyi de o malzemeyi nasıl oluşturacağım?” diye sormaz mı?

Bunlar hep Kasımozorus!

Bugün Kasım’ın 30’u. Bir sonbaharı da -hiç değilse takvim yaprağı üzerinde- resmen devirmek üzereyiz. Önceki ve daha önceki sonbaharda, daha doğrusu son bir kaç kasımdır yazmak isteyip de bir türlü yazamadığım “Dinovember” meselesine bu kasım da bitmeden bir el atayım istedim. Dinovember’ı ilk duyduğumda, daha doğrusu ilk Dinovember fotoğraflarını gördüğümde çevremdeki kimse bunun ne olduğunu bilmiyordu. Bahsettiklerim ise tıpkı benim gibi çok eğlenmişti. Aradan bunca zaman geçtiğine göre, belki siz

Can ile Zortan’ı takdimimdir

Merhaba Sevgili Okur, Bugün size çoook ama çok eskiden beri tanıdığım iki kafadardan söz edeceğim: Can ile Zortan. Belki dün kitapçıya gittiğinizde gördünüz onları ya da internette dolaşırken yeni bir kitap çıktığını haber aldığınızda… Yani siz hepi topu en fazla iki gündür tanıyorsunuz onları. Ben tanışalıysa en az beş yıl olmuştur. Yıldıray bir yazı atölyesi sırasında doğurmuştu Can ile Zortan’ı. O zamandan sonra defalarca biçim değiştirdiler ve ben onların geçirdikleri

Söyle bakalım, büyümeden önce ne yaptın?

Son yıllarda ömrümüzün geri kalanında yapmamız gerekenleri listeleyen kitaplar çok moda. Ölmeden önce izlememiz gereken filmler, okumamız gereken kitaplar, gezmemiz gereken yerlerle ilgili çeşit çeşit kitap yazılıyor, basılıyor. Ben debirçok kişi gibi alıp karıştırıyorum bu kitapları. Bazen bi sayfasına denk gelip, “Hah işte, ben bu filmi izlemiştim!” ya da “Bak bu kitaptan hiç haberim yoktu, alıp okusam ya,” diyorum. Bir yanımn da gıcık oluyor böyle kitaplara. “Kim nereden bilecek benim neyi

Mavi Tavuk aslında sadece yardım etmek istiyordu.

Ben boyalarla oynamayı çok severim. Farklı malzemeler alıp deneyeyim, deneyip bir kenara bırakayım, yenisini alayım, favori renklerimi belirleyeyim… İçi tıkış tıkış bir dolabım var. İçinde biraz ondan var, biraz bundan. Yani bir suluboya alıp da bitene kadar kullanayım sonra ihtiyacım olduğunda yenisini alayım diye bir şey yok. Kulağa maymun iştahlılık gibi geliyor belki ama ne yapayım, bu da benim zaafım. Boyalar içinde en çok suluboyayı, ama ondan çok mürekkebi seviyorum.

Şapkalı Kedi ile eğlenceli eğlence

Bugün Dr. Seuss’un belki de en bilinen kitabı var Dolap’ta. 1957’de yayımlandığında, çocuk edebiyatında çığır açan ve Dr. Seuss’un bu piyasadaki yerini perçinleyen “The Cat in the Hat” (Şapkalı Kedi).  Basıldığı andan itibaren büyük ilgi gören kitap, o tarihten bu yana milyonlarca adet satmış. Kırmızı beyaz çizgili şapkasıyla Şapkalı Kedi, bugün büyük bir sembol olmuş durumda. Bu hafta ABD’de kutlanan Dr. Seuss’un doğum günün etkinliklerine bakarsanız kırmızı-beyaz çizgileri her yerde görürsünüz. Yıllar önce b ize

Mış Gibi

Kendimce hep bir şeyler yapmaya çalışırım. Elde üretilen bir şeyler. Şimdilik Çekmece(ler) dolayısıyla bir süre ara verdiğim ama yıllardır uğraştığım seramik var. Çamur elime değidiği anda her şeyden soyutlanmak ve sadece o çamurun ne şekiller alabileceğini görmek isterim. Resim yapmaya çalışırım. Her ne kadar amatörün de amatörü işler çıkarsam da boyaları, fırçanın boya içinde gezinmesini seviyorum. Moli ve Olaf ile Kedimiyo bu şekilde doğdu. El yapmı, resimli, minyatür kitaplar yaparım.

Karton kutu krallığında bir #serbestoyun cücesi

Ben serbest oyundan yanayım. Serbest oyunla büyümüş olmam bir yana, hazır oyuncakların pek çoğuyla oynamanın boyama kitaplarındaki içi boş resimleri “kenarlarından taşırmadan” boyamakla aynı şey olduğunu düşünüyorum. Oyunu ve çocuğun elindeki nesneyle kurduğu ilişkiyi hizaya çeken, yalnızca sonu baştan belli oyunlara olanak sağlayan oyuncaklardan uzak durmak istiyorum. Şimdilik Tayga da bu tavrımı destekleyen tercihler yapıyor. Bu aslında başka bir yazının cümlesi ama yine de yazayım: Biz Tayga’ya neredeyse hiç oyuncak

Bir nokta ile yapılabilecek etkinlikler

Birkaç gün önce size Peter H. Reynolds’ın “Nokta” adlı kitabından söz ettim ve şöyle sordum: Bir kağıt üzerine koyduğunuz mikroskobik bir nokta, hayatınızı değiştirebilir mi? İnsanın içindeki yaratıcılığın ortaya çıkmak için belki de sadece kağıt üzerine kondurulacak minicik bir noktaya ihtiyaç vardır. Kitap bu konuyu çok güzel resimler ve yalın bir öyküyle anlatıyor. Yola minicik bir noktayla çıkan Vashti sonra neler neler yapıyor. İzlemesi hayli keyifli… Peki siz olsanız ne