Tag "Yapı Kredi Yayınları"

En İyi Arkadaşımdan Ayrı Bir Sene

Siz de benim gibi zaman yolculuğu temalı kitapları, filmleri sevenlerden misiniz? Öyleyse, bu hafta radyoda anlattığım kitabın ilginizi çekeceğini düşünüyorum. “En İyi Arkadaşımdan Ayrı Bir Sene” adlı romanda kitabın kahramanı Jenni, bir gün durup dururken ve tamamen tesadüfen bir yıl geleceğe sıçrar. Jenni hayatının bir yılını kaybetmiştir ve geçen on iki ayda neler olduğuna dair en ufak fikri yoktur. En yakın arkadaşı Autumn bambaşka bir insana dönüşmüş, daha birkaç saat

Göçmenler, sığınmacılar ya da “Çabuksığınlar”

Son zamanlarda, gün içinde en az bir kere kullanır olduk “mülteci” sözcüğünü. Suriyeli mültecilerle ilgili haberler artık günlük yaşamımızın “sıradan” ayrıntılarından biri. Sadece bu kadar da değil. Artık herkesin her şeye düşman olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Her birimiz bir diğeri için öteki. Herkes mutlaka bir günah keçisi buluyor. Şu sıralar günah keçilerimiz mülteciler. Ülkemizdeki kötü olan ne varsa mültecilerden biliyoruz. Onlar yokken buralar çok temizdi çünkü; bizim toplumumuz da sütten

İsyankâr Cadı ve Canım Arkadaşlarım

Cadıları nasıl bilirsiniz? Cadı denince Pamuk Prenses’e zehirli elma veren, hırstan gözü dönmüş, çirkin ve yaşlı bir kadın mı canlanıyor zihninizde? Siz nasıl bilirseniz bilin, ben cadıları severim. Masallarda, öykülerde anlatılan cadılar bir kenara koyacak olursak, örneğin Avrupa’da 300 yıl boyunca cadılık suçlamasıyla yakılarak ya da boğularak katledilen kadınların kaçı büyü yapabiliyordu sizce? Yoksa bu kadınlar günümüzde alternatif tıp denilen şifacılığı bildikleri ve uyguladıkları için mi katledildiler? Belki de yalnızca Ortaçağ

Komşu Teyze

Çok yaşlı insanlarla çok genç insanlar arasında hep özel bir bağ olduğunu düşünmüşümdür. İletişim kanalları aynı frekansa ayarlı olduğundan mıdır acaba? Belki de biri henüz önyargıları tanımadığı, diğeriyse koca bir hayat deneyiminin ardından önyargıları bir kenara bıraktığı içindir, kim bilir… Yaşlı olan, gencin yaşam enerjisiyle canlanır; genç olansa her an sürprizlerle dolu olan yaşlı tarafından sürekli şaşırtılır.  Sonuç olarak çok genç ile çok yaşlı ortak bir dil kullanmayı bilirler. Daha

Eyvah Kalbim Kırıldı!

Kırık bir kalp nasıl tamir edilir? Aslında çözüm bazen  çok basittir ama burnumuzun dibindekini görmek yerine hüznün içine gömülmeyi tercih ederiz. Kalben isimli bu küçük kızın yaptığı da bu. Neyse ki umut Kalben’i hiç terk etmiyor da sonunda bulduğu çözüm, ona ışıl ışıl bir gülümseme kazandırıyor. Bu hafta Elif Yemenici’nin yazıp, enfes resimlerle bezediği, Ege kokulu bir kitaptan söz ettik radyoda. “Eyvah Kalbim Kırıldı!” adını taşıyan kitabın ayrıntılarını aşağıdaki radyo yayınımızda

“Atla, Bart!” ile “Nasıl başlar?”

Ne demişler, her şeyin azı karar, fazlası zarar. Bu durum günümüzde teknoloji kullanımı için de geçerli. İtalyan yazar Susanna Tamaro “Atla, Bart!” adlı romanında işte bu fikirden yola çıkmış ve teknolojiyi, çocuklarının hayatının her anını programlayan ebeveynleri, mükemmel olması istenen “proje” çocukları kitabına konu etmiş. İşin içine bol bol da fantastik unsur eklemiş. ortaya okuması keyifli bir roman çıkmış. Bu hafta radyo yayınımızın ilk kısmını bu kitaba ayırdık. Programın yarısı

Balinalar Geldiğinde

Bu hafta Açık Radyo’daki programımızda Michael Morpurgo’nun yeni romanı “Balinalar Geldiğinde”  hakkında konuştuk. Morpurgo, daha önce yayımlanmış kitaplarında olduğu gibi bu kez de yine enfes bir kurgu yapmış. Michael Morpurgo’nun daha önce Bir Dolap Kitap’ta anlatılmış kitaplarına burayı tıklayarak göz atabilirsiniz. Kitap ilginiz çekerse bu yazının altına yorum bırakarak çekilişe katılabilirsiniz. Çekilişi kazanan kişiyi Nisan’ın ilk haftasında açıklayacağız. Programın ikinci yarısındaysa sürprizli bir finali olan “Mamut Avcısı” hakkında konuştuk. Yayının …

Unutma Oyunu

İsmimiz kimliğimizdir; bizim kim olduğumuzu söyler. Karakterimizin de ismimizle biçimlendiği söylenir. Bazen birinden söz ederken “ismiyle müsemma” deriz. İnsanlardan isimlerinin hakkını vermelerini de bekleriz! Adı Güçlü olan kişilerin güçlü kuvvetli; Bilge ismini taşıyanlarınsa bilgelik sahibi kişiler olacağını varsayarız. Arslan’ları cesur, Melek’leri iyilik timsali, Nazlı’ların hep naz yaptığını, İpek’lerin yumuşacık kişilikleri olduğunu düşünürüz. Bebeklere isim koyarken aklımızda sürekli yargılar dolaşır: Ya bu ismi koyunca sert mizaçlı olursa, ya bu isim omuzlarına

Bu kış kimse üşümeyecek

Bu aralar karlı kışlı kitaplar görünce hoşuma gidiyor. Uzaktan bakması güzel tabii. İstanbul’dan taşındığımızdan beri her kış İstanbul’da kar yağıyor; ben de buradan ciğere bakan kedi gibi bakıyorum resmen. En son kar gördüğünde Tayga’nın doğmasına birkaç hafta kalmıştı. Bırakın karda uzun yürüyüşler yapıp, arkadaşlarla kartopu oynamayı, Yıldıray’ın elini tuta tuta arka sokağa gidip dönerken penguenden halliceydim. Tayga da, yazık yavrum, kar falan bilmiyor. Ona ilginç geliyor haliyle. Merak ediyor. İlk