Tag "Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları"

Doğa Güncesi

Dün sabah, Urla için uzun zamandan sonra ilk kez yağmur olasılığını konuştuk evde. Gökyüzünü kara kara bulutlar kapladı. ben Urla’ya bisikletle mi gitsem, yürüsem mi diye düşünmeye başladım. Yağmur olasılığı beni o kadar heyecanlandırdı ki bana rengârenk fil Elmer’ı hatırlatan rengârenk şemsiyemi dolaptan aldım ve yola çıktım. Yolda komşularımızdan biri arabasını durdurup beni gideceğim yere bırakmayı teklif etti. Kibarca reddettim. Belki de yağmurda yürüyecektim; araba da neydi? Ne de olsa bizim

Hannah Arendt’in Küçük Tiyatrosu

Bazen elinize öyle bir kitap alırsınız ki, okudukça şaşar, bu yazar bunları bugünü bilip de yazmış dersiniz. Metis’in Küçük Filozoflar serisinden çıkan “Hannah Arendt’in Küçük Tiyatrosu” da işte öyle kitaplardan biri. Marion Muller-Colard’ın yazdığı, Clémence Pollet’nin resimlediği kitap Alman siyaset felsefecisi Hannah Arendt’in yaşamını, dünya görüşünü yaşlı Hannah ve çocuk Hannah arasındaki diyaloglarla anlatıyor. Hannah Arendt’in anlattıklarını çocuklara okutalım. Bugünü, içinde yaşadığımız dünyayı çok güzel anlatan kitaplardan biri “Hannah Arendt’in Küçük

Fantastik Franki ve Gaston

Ülke gündeminde kötü hiçbir şey olmuyormuşçasına sürdürmeye çalıştığımız Bir Dolap Kitap yayınında kendi adıma çok zorlanıyorum. Aşağıdaki radyo kaydını yaptığımızda burada hava şurup gibiydi; bizim keyfimiz de öyle. Yayın kaydımız pazar günü Açık Radyo’da yayınlandığında yine bizde, ülkede, dünyada her şey nispeten yolundaydı. O akşam Ankara’nın göbeğinde yine masum insanların yaşamı bir takım hastalıklı ruhlu yaratıklar tarafından ellerinden alındı. Sürekli insanların öldüğü bir ülkede nasıl olur da gülümseyerek çocuk kitabı okunabilir

Asla Neden Diye Sorma

Bu haftaki radyo programımızın tanıtımını yazarken söze nasıl başlasam diye çok düşündüm. daha en baştan söyleyeyim: Bu yazıyı yazmak zor olacak. Neden zor olduğunu, az sonra aşağıdaki radyo kaydını dinlerken anlayacaksınız. Nedeni Yıldıray’ın yayında sözünü ettiği kitap: “Asla Neden Diye Sorma”. Kitabı ilk okuduğumda, resimlerine ilk baktığımda da benzer şeyler düşünmüştüm. Nasıl tanımlayacağımı bilememiştim kitabı; bir yerler koyamamıştım. Bazı kitapların tanımlanmaya ihtiyacı yok belki de. Okursunuz, bakarsınız ve içinizde bir

Ne eksik, ne fazla; herkesin çocuğu onun en değerlisidir.

Bu hafta çok güzel öykü kitabıyla başladık radyo yayınına. Uykudan önce okumak için harika bir seçenek olan “Senin Gibi”, sevgi üzerine, sevginin ölçülemez ve kıyaslanamazlığı üzerine sımsıcacık bir öykü. Gerek resimleri, gerek üslubuyla bana “Bil Bakalım Seni Ne Kadar Seviyorum“u anımsattı bu kitap. Bakmaya doyamadığım ayrıntılarıyla (özellikle fare evindeki nesnelerin kullanımı bana “Fare Evi”ni hatırlattı) görsel olarak da büyük bir keyif verdi bana. Bu yazının altına yorum bırakacak bir kişiye “Senin

Mavi Tavuk / Iggy Sakar Urk

Siz bu satırları okurken sevgili Dolap Okurları, biz 1. Dolap Çekmecesi Guçi’nin müstakbel kardeşi 2. Dolap Çekmecesi Micinik’i ultrasonda kolaçan etmeye gitmiş olacağız. Kimbilir, belki bu son ultrason olacak ve düşündüğümüzden erken gelecek minik adamımız. Belki de daha birkaç hafta da ha bekleyecek aramıza katılmayı. (Laf aramızda biz şu Dünyalı’nın 15. sayısını matbaaya gönderdikten sonra çıkagelse hiç fena olmayacak.) Kim bilir siz bu satırları bizim düşündüğümüzden daha geç okuyacaksınız. Günlerdir süren

Ayasofya Konuştu

Bazı eserler ne kadar yaşlanırlarsa yaşlansınlar, yaşamımızdaki yerlerini korumaya devam ediyorlar. Ayasofya bunlardan biri. Çirkin çekişmelerin, anlamsız tartışmaların hedefi olmak zorunda da kalsa, Ayasofya sanat ve mimarlık tarihindeki yeriyle, gizemleriyle, güzellikleriyle insanları dünyanın dört bir yanından kendine çekiyor. Şimdi bir simyacı gibi düşünün ve bunlara Ayasofya’nın yakın çevresinde yaşayan insanların gerçeklerini ekleyin; ortaya bir roman çıkacak. Füsun Çetinel’in çocuklara yönelik ilk romanı olan “Ayasofya Konuştu”, o romanlardan biri. Günışığı Kitaplığı tarafından

Fırtınalı Gece ile sıcacık bir iyi geceler masalı

Fırtına, uyku ve gece sözcükleri şu sıralar bizim kanayan yaramız. Hayatının ilk on altı ayı uyumayan Dolap Çekmecemiz, uyumadığı gibi bizi de uyutmayarak bize çoook fırtınalı gece yaşattı. Sonra “Yeter artık ama!” diyerek şu hep kaçtığımız uyku eğitimi nanesini yedik. Kaçmaz olaymışız. O ne rahatlık, aman ne büyük kolaylık. Sonra biz ara ara sızıntılar, kaçaklar olsa bile hep güzel güzel uyuduk. Akşam belli bir saatte yatağına koyduk yavruyu, kapıyı çekip

Gürültücüler (ya da uzaylılar sizin mahalleye de uzanabilir!)

Uzaylı temalı filmlerde kuraldır: Uzaylılar Amerika’ya iner. Dünyanın başka yerlerinin de istila edildiği haberini duyarız ama doğal olarak filmin kahramanları hep sıradan Amerikalı vatandaşlardır. Amerikan başkanı ise fedakar bir kahramandır. Sonunda kazanan hep onlar olur. Bizleri (diğer tüm dünyalıları) kurtaran kahramanlar hep bu Amerikalılar olur. Bu sefer işi tersine çeviriyoruz sayın seyirciler. Pencerenizden dışarı bakınız. Ne görüyorsunuz? Her sabah görmeye alışık olduğunuz mahalle manzaranızı, değil mi? Yoldan geçen şu kadın