Tag "sevgi"

Radyoda yeni bölüm: Tayga, ne okuyalım?

Çok sevdiğimiz kitaplar Türkçe’ye çevrilince seviniyoruz. Bu hafta radyoda işte böyle bir kitaba yer verdik. Tıpkı “Vahşi Şeyler Ülkesi” gibi klasikleşmiş bir resimli kitap olan “Üç Haydut“ geçtiğimiz aylarda dilimize kazandırıldı. Daha önce hakkında bir yazı da yazdığım kitabı bu hafta radyoda Yıldıray anlattı. Üstelik “Bu kitap ne demek istiyor?” sorusuna yanıtı bir yetişkin polisiye kitabı üzerinden yanıt verdi. Programın ilk bölümünde ele aldığımız “Üç Haydut” bu haftaki armağan kitabımız. Kitabı kazanmak

Üç Haydut

İstesek de istemesek de çoğumuz önyargılarımızla hareket ederiz. Ne kadar objektif olmaya çalışsak da derinlerde bir yerde eski yargılarımız fısıldamaya devam eder. Pek çok kişinin çocuk kitaplarıyla ilişkisinde de bu önyargıların rolü büyüktür. Çocuklar için yazılmış kitaplardan beklentilerimiz bellidir: Kitap iyiyi, doğruyu söylemeli; mümkünse bir şeyler öğretmelidir. Söz konusu olan resimli bir kitapsa sevimli çizgiler daha çok puan toplar. Hele bir de çocuk kitaplarıyla yeni yeni tanışan, çiçeği burnunda bir

Hayvanların da mahalle hayatı olur

Bizim sokakta bir sürü hayvan yaşıyor. Bizim bahçede kedi Saffet ve saz arkadaşları var. Saffet bebekliğinden beri burada zaten; diğerleri sonradan yerleşti. yan bahçede kedi gördü mü deliye dönen rottweiler Daisy var. Onun yanındaki bahçede goldenretriever Ece ile onun köür karası çocuğu, onların da yanında Ece’nin bir başka çocuğu yaşıyor. Karşı bahçede ihtiyar Alman kurdu Zuzu var. Bir tane adını bilmediğimiz bir köpek ortalıkta serbest gezip bunların hepsini ayaklandırıyor. Bir

Ne eksik, ne fazla; herkesin çocuğu onun en değerlisidir.

Bu hafta çok güzel öykü kitabıyla başladık radyo yayınına. Uykudan önce okumak için harika bir seçenek olan “Senin Gibi”, sevgi üzerine, sevginin ölçülemez ve kıyaslanamazlığı üzerine sımsıcacık bir öykü. Gerek resimleri, gerek üslubuyla bana “Bil Bakalım Seni Ne Kadar Seviyorum“u anımsattı bu kitap. Bakmaya doyamadığım ayrıntılarıyla (özellikle fare evindeki nesnelerin kullanımı bana “Fare Evi”ni hatırlattı) görsel olarak da büyük bir keyif verdi bana. Bu yazının altına yorum bırakacak bir kişiye “Senin

Alabildiğine özgür Yıldızkız

Bir gün okula yeni bir kız gelir. Yere kadar uzanan beyaz elbisesi, sırtında ukulelesi ve omzundaki bez sırt çantasıyla farklı olduğu her hâlinden bellidir. Kendine verdiği adla Yıldızkız o güne dek evde eğitim almış, sıradışı biridir. Gelişi bir şeyleri değiştirecektir. Hakkında yazacağım kitapları okurken çoğunlukla kafamın içinde bir şeyler belirmeye başlar. Daha sonra yazıyı bu ilk düşünce kırıntıları üzerine şekillendiririm. Bazı kitapları bir solukta okur, yazılarını da okuduğum gibi hızlı

Bir ördeğin ve umudun peşinde…

Merhaba sevgili Dolapsever, Bu yazıyı okumaya başlayarak Bir Dolap Kitap’ın yeni çağına da balıklama dalmış bulunuyorsun. Bundan böyle Dolap’ın sayfalarında dolanırken biz kapaklar dışında yazarlarla da karşılaşabilirsin, şaşırma. Şimdi hiçbozuntuya vermeden sakince okumaya devam et, sevgili Dolapsever, çünkü seni ilk konuk yazarımız Gökçe Gökçeer’în yazdığı leziz bir yazı bekliyor. İyi okumalar! Yıl 1992. Hong Kong’dan yola çıkan dev bir yük gemisi, Kuzey Pasifik Okyanusu’nda ilerlerken çıkan korkunç bir fırtına sonucu

Kaplumbağa da beyazperdeye uyarlandı.

Bugün sinema haberlerinden gidiyoruz. Daha doğrusu edebiyattan, çocuk kitaplarından uyarlanan filmlerden demeliyim. BDK’daki “Sinema ve Edebiyat” etiketini tıklarsanız daha önce yer verdiğimiz uyarlamalara göz atabilirsiniz. işte unlara bir yenisi daha ekleniyor. Hem de sevgili Roald Dahl‘ın bir kitabı daha! (Roald Dahl ile ilgili de yaz yaz bitiremedik. Buraya tıklayıp göz atabilirsiniz.) Söz konusu kitap “Kaplumbağa”. Uyarlamanın adı ise “Roald Dahl’s Esio Trot”. Filmin yapımcılığını İngiliz televizyonu BBC üstlenmiş. 2014 Noeli’nde televizyonda

Kaplancık ile Ayıcık

Mektup yazar mısınız? Siz de benim gibi şöyle mi diyorsunuz: “Ah, ah, eskiden ne çok mektuplaşırdık. Eskiden arkadaşlarımdan gelen mektupları, kartları hâlâ saklarım. İnternet çıktı, mertlik bozuldu.” Gerçekten de e-posta devri bizim gibi mektupseverlere büyük darbe vurdu. Ha, haftalarca yanıt beklemek yerine sevdiğin kişilerle anında haberleşmek güzel, o ayrı. Ama mektup yazmanın, mürekkebin kağıdın üzerinde akışını izlerken zihninden geçenleri kalemin hızına ayarlamaya çalışmak da ayrı bir keyif. Birkaç yıl önce

Devdinozorus ve Şamatacı Suçlular

Dolap yazılarına ara verdiğimizden bu yana haftalar geçti. Geçen sürede Açık Radyo’daki programımız devam etti elbette; ama Dolap tadilatta olunca bant kayıtlarını da sizinle paylaşamadık. Önce geçtiğimiz pazar günü yaptığımız programı sizinle paylaşalım; ardından eski kayıtları geriye dönük biçimde yavaş yavaş paylaşmaya başlayalım. Geçtiğimiz hafta programa Johnny Duddle’ın yeni kitabı “Devdinozorus” ile başladık. Hani şu “Kapı Komşumuz Korsanlar“ ve “Uzayın Kralı“ adlı kitapların yazarı… Çocukların sevdiği konuları seçme konusunda usta olan