Tag "Pearson Yayınları"

Fantastik Franki ve Gaston

Ülke gündeminde kötü hiçbir şey olmuyormuşçasına sürdürmeye çalıştığımız Bir Dolap Kitap yayınında kendi adıma çok zorlanıyorum. Aşağıdaki radyo kaydını yaptığımızda burada hava şurup gibiydi; bizim keyfimiz de öyle. Yayın kaydımız pazar günü Açık Radyo’da yayınlandığında yine bizde, ülkede, dünyada her şey nispeten yolundaydı. O akşam Ankara’nın göbeğinde yine masum insanların yaşamı bir takım hastalıklı ruhlu yaratıklar tarafından ellerinden alındı. Sürekli insanların öldüğü bir ülkede nasıl olur da gülümseyerek çocuk kitabı okunabilir

Simyacı ve Mamut Yıkama Rehberi

Simya sözcüğünü ilk ne zaman duyduğumu anımsamıyorum; ama ne anlama geldiğini öğrendiğimde çok heyecanlanmıştım. Simya denilen şey gerçekten mümkün müydü? İnsan simyanın sırlarına vakıf olursa neler yapmazdı ki? Muhtemelen bundan yüzyıllarca yıl önce bir simyagerin yanına çırak verilsem, ömrümü bu sanata adar, deney üstüne deney yapar, usta bir simyager olmak için var gücümle çalışırdım. Yüzyıllarca yıl önce yaşayıp da simyager falan olmadım. 20. yüzyılda doğmuş, bırakın simyayı, kimyadan bile karbonatla

“Oyun Bahçesi” ve “Benim Adım Hiç Kimse”

Bebek kitapları son zamanlarda hayatımıza epey yoğun bir biçimde dahil oldu. Tayga’ya daha mini mini bir bebek olduğu zamandan beri kitap okuyor, kitapların resimlerini gösteriyorduk. Ama son haftalarda kitaplarla ilişkisi hayli farklı bir boyuta geçti. Artık kitaplarla çok daha doğrudan bir iletişim kuruyor. Bazen bizi de aradan atıp kendisi ilgileniyor kitaplarıyla. Kendi kendine resimlere bakıp bir şeyler mırıldanıyor. Geçenlerde içindeki havuç fotoğrafını bulmuş, “Aviç, aviç,” diye “okuyordu” kitabını. Durum böyle

Dolap Çekmecesi kitapları keşfetti

Evet sayın seyirciler, sonunda oldu. Ne oldu, ne değişti, bilemiyorum; ama geçtiğimiz hafta bir akşam aniden, Tayga kitap denilen şeyi keşfetti. Kitapları zaten görüyordu. Ona okumuştuk. O eline almıştı. Hatta biliyorsunuz, son zamanlarda bol bol yiyordu kitapları. Fakat birkaç gün önce bambaşka bir algıyla aldı, baktı, inceledi kitapları. İtiraf etmeliyim ki kitapları çok yiyor diye elinde çok fazla tutmasına izin vermiyordum. Genelde benim kucağımdayken birlikte bakıyorduk kitaplara. Hatta geçenlerde onun

“Candor” ve “Babam ne iş yapar?”

Bu hafta radyo yayınımızın ilk bölümünde Pam Bachorz tarafından kaleme alınan ve Muzaffer Mankır’ın Türkçesiyle, Tudem’in markası Deli Dolu etiketiyle yayınlanan “Candor” isimli roman hakkında konuştuk. Kendince ideal olan yaşam biçimini başkalarına pazarlamaktan ve hatta insanları kurduğu sisteme bağımlı kılmaktan çekinmeyen bir baba ile; babasının kurduğu sistemi gizlice kendi çıkarlarına göre kullanan bir oğulun çatışmasını konu alan roman, yaşamın tamamen kontrol altına alınıp alınmayacağını sorgulamamıza yol açıyor. Çoğu distopik romanda

Tombik Ayı Uyuyunca

Kara hasret kaldım! Çocukken oynadığım gibi karda oynamak için yanıp tutuşuyorum. Geçen sene iki gün kar yağdı da, “görmemişin karı olmuş” misali yapmadığımız kalmadı. Koca koca insanlar Erenköy sokaklarında kartopu mu oynamadık, iki karışlık yokuşta mı kaymadık, daha neler neler… (Biz bunları yaparken ortada mahallenin çocuklarının hiçbirinin olmaması da tuhaf bir durumdu). Bu sene daha karlıydı. Türkiye’nin hâlâ pek çok yeri kar altında. Birkaç hafta önceki birkaç günlük soğuk hava

Benim, Hayır Benim!

Yeğenimin ilkokuldayken bir arkadaşı vardı. Bu çocuk zaman zaman ablamlara gelir; bazen de yeğenim onlara giderdi. Ben onu evin tek çocuğu sanırdım. Sonra bir gün öğrendim ki bu çocuğun bir ikiz kardeşi varmış. Ama bu ikizler birbirlerinden nefret ederlermiş. Bunu duyunca çok şaşırmıştım. Yıldıray da okuldayken öyle bir arkadaşı olduğundan söz etmişti. Onun da nefret ettiği bir ikizi varmış meğer. Onlara “apayrı yumurta ikizleri” derlermiş okulda. Ben sanırdım ki ikizin

Bay Morris Lessmore’un Uçan Kitapları

Bazen bir kitap yazılır. Beğeniriz. Sonra biri kalkar, o kitabın filmini çekmeye karar verir. Filmi de beğeniriz. Ya da bazen “Yok, olmamış, kitabı daha güzeldi, filmi hiç beğenmedim. Hiç hayal ettiğim gibi çıkmadı,” deriz. Genelde sıralama budur. Kitap yazılır. Filmi çekilir. Bunun tersi bir duruma rastladınız mı? Yani filmi çekip sonra kitabını yazmak… Belki vardır. Ben rastlamadım. Rastlamamıştım. Kısa süre öncesine kadar.

Dinozorun, İlk İnsanın, Taşıtların, Maya Şehrinin, Bir Depremin ve daha birkaç şeyin Öyküsü ve Küçük Vak Vak

Yazdan sonbahara geçerken gafil mi avlandık nedir, ikimiz de arka arkaya hastalandık ve sonunda toparlandık. Yayın sırasında çıkan hımık seslerden ötürü şimdiden özürlerimizi sunar ve bu hafta radyoda hangi kitaplara yer verdiğimize geçerim. Yayına 1001 Çiçek Kitaplar’dan çıkan yepyeni bir seri ile başladık. Tarihin farklı dilimleirnden seçilmiş dönemlerin, uygarlıkların ya da nesnelerin öyküsünü anlatan bu serinin en güzel yanı çocuklara tarihi eğlenceli bir yöntemle sunuyor oluşu. Biz yayında bu dizinin