Tag "paylaşmak"

Damdaki Kedi ve Huysuz Uğurböceği

Kedileri kendime yakın hissederim. Köpek değil de kedi… Benzer huylarımız olduğu için sanırım. Biraz başıma buyruk olduğum, başkalarının bana komut vermesinden hoşlanmadığım, ait olduğum mekanı fazlaca benimsediğim ve mekanıma müdahale edildiğinde gerildiğim için mesela… O yüzden kedili kitapları da seviyorum. Kitabın kahramanı olan kedinin kılığına bürünebiliyorum okurken. İşte bu yüzden “Damdaki Kedi”yi nasıl oldu da fark etmedim, bu kitap nasıl oldu da benim değil Yıldıray’ın eline geçti diye hayıflandım bu

Eyvah Kalbim Kırıldı!

Kırık bir kalp nasıl tamir edilir? Aslında çözüm bazen  çok basittir ama burnumuzun dibindekini görmek yerine hüznün içine gömülmeyi tercih ederiz. Kalben isimli bu küçük kızın yaptığı da bu. Neyse ki umut Kalben’i hiç terk etmiyor da sonunda bulduğu çözüm, ona ışıl ışıl bir gülümseme kazandırıyor. Bu hafta Elif Yemenici’nin yazıp, enfes resimlerle bezediği, Ege kokulu bir kitaptan söz ettik radyoda. “Eyvah Kalbim Kırıldı!” adını taşıyan kitabın ayrıntılarını aşağıdaki radyo yayınımızda

Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı

Hep dediğimiz bir şey vardır: Çocuk kitaplarında her konuyu ele alabilirsiniz; sadece nasıl anlatacağınızı bilmeniz, doğru sözcükleri ve ifadeleri bulmanız gerekir. “Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı” işte böyle kitaplardan biri. Sevgi Saygı’nın kaleme aldığı romanda babaannesi alzheimer olan bir çocuğun öyküsünü okuyoruz. Alaz ve arkadaşlarının yaşlılığı nasıl anlamaya, kavramaya çalıştığını, kuşaklar arası iletişimi keyifli bir üslupla ele almış yazar. Bu haftanın armağan kitabı olan “Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı” gelecek hafta yapacağımız çekilişte

Fare Frederick, hayalperestlerin azizi değil de ne?

Elli tarakta bezim vardır benim. Ya maymun iştahlıyım ya da sadece meraklıyım. Belki de ikisi birden. Denemek hoşuma gidiyor. Aklıma gelen öykü konularını not eder, sonra bazısını unuturum bir kenarda. Bazılarını tekrar işlemek üzere bir kenara bırakır, bir kısmında da sonuna kadar giderim. Resim yapmayı denerim. Bir şey denerken aklıma başka bir fikir gelir. “Dur onu da suluboyayla yapmayı deneyeyim,” deyip suluboya almaya gider, başka şeyler alıp dönerim. Evde tonla

Tom Gates ve Kırmızısarısiyahbeyaz

Bir süredir radyo programlarının ilk bölümünde “tatile uygun” kitaplara yer vermeye çalışıyoruz. Peki ne demek tatile uygun kitap? Bize göre tatil kitabının şu özellikleri olmalı: Tatil kitabı eğlencelidir. Senin kıkır kıkır güldürür. Tatil kitabı çok heyecanlıdır. Okurken soluğunu tutarsın, çişin gelse bile tuvalate gidemezsin. Tatil kitabı sürükleyicidir. Oturdun mu başından kalkamazsın. Tatil kitabı seni oyalar. İçinde yapa yapa bitiremeyeceğin birçok öneri, fikir vs. vardır. Bu hafta yer verdiğimiz “Tom Gates”

Tombik Ayı Uyuyunca

Kara hasret kaldım! Çocukken oynadığım gibi karda oynamak için yanıp tutuşuyorum. Geçen sene iki gün kar yağdı da, “görmemişin karı olmuş” misali yapmadığımız kalmadı. Koca koca insanlar Erenköy sokaklarında kartopu mu oynamadık, iki karışlık yokuşta mı kaymadık, daha neler neler… (Biz bunları yaparken ortada mahallenin çocuklarının hiçbirinin olmaması da tuhaf bir durumdu). Bu sene daha karlıydı. Türkiye’nin hâlâ pek çok yeri kar altında. Birkaç hafta önceki birkaç günlük soğuk hava

Benim, Hayır Benim!

Yeğenimin ilkokuldayken bir arkadaşı vardı. Bu çocuk zaman zaman ablamlara gelir; bazen de yeğenim onlara giderdi. Ben onu evin tek çocuğu sanırdım. Sonra bir gün öğrendim ki bu çocuğun bir ikiz kardeşi varmış. Ama bu ikizler birbirlerinden nefret ederlermiş. Bunu duyunca çok şaşırmıştım. Yıldıray da okuldayken öyle bir arkadaşı olduğundan söz etmişti. Onun da nefret ettiği bir ikizi varmış meğer. Onlara “apayrı yumurta ikizleri” derlermiş okulda. Ben sanırdım ki ikizin

Masal Battaniyesi

Dün, hepimizin masalcı ninesi Adile Naşit’in 25. ölüm yıldönümüydü. Bu yazı onun için… Dünyanın en tuhaf matematik denklemi, bir şeyi severek, yürekten isteyerek paylaştığınız zaman ortaya çıkar. Bütün kesir problemleri bize 1/4’ün 1/8’den daha büyük olduğunu söyler. Yani bütün, bölündükçe küçük parçalara ayrılır. Dolayısıyla mantık diyor ki, bir ekmeği dört kişi yerse doyar da sekiz kişi yerse anca açlığını bastırır. Oysa aynı işlemi ailenizle mutluluk içinde yemek yediğiniz bir sofrada

Bir Dolap Kitap –04.02.2012 Radyo Yayını

Bu hafta bizim çok sevdiğimiz bir kitabın beyazperde uyarlaması gösterime girdi. “Savaş Atı“ndan söz ediyoruz. Michael Morpurgo’nun ünlü romanı, Steven Spielberg tarafından görselleştirildi. Film görsel olarak ne kadar doyurucu olsa da, romanın yerini tutamıyor bize göre. “Savaş Atı“, Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte orduya alınan Joey’nin gözünden savaşın anlamsızlığını sorguluyor.”Savaş Atı” ile ilgili daha önce yazdığımız yazıyı da okumanızı öneririz. Radyo yayını sırasında bizi arayan dinleyicimize Tudem Yayınları’nın yeni bir