özgüven

Bir Dolap Kitap 19.11.2011 Radyo Yayını

November 20, 2011

Geçtiğimiz haftayı birkaç kere “Tekirdağ sınırına” giderek ve kitap fuarının koridorlarını arşınlayarak geçirmiştik, biliyorsunuz. Hal böyle olunca, bu haftaki radyo programını da fuardan seçtiğimiz ve çok sevdiğimiz iki kitaba ayıralım istedik. İlk bölümde, İletişim Yayınları’ndan kısa süre önce çıkan, bizim fuardaki gözde kitabımız “Hurrem” hakkında konuştuk. Barış Pirhasan’ın yazdığı, Ceren Oykut’un resimlediği “Hurrem”e, yayımlandığı günlerde [...]

Share
DEVAMI BURADA

Okulun ilk günü nasıl geçer?

September 22, 2011

Ben küçükken anaokulları çok yaygın değildi. Zaten anneler çalışmıyorsa, çocuklarını anaokuna yollamazlardı. Hal böyle olunca, ben de bir gün kendimi sıcak ve huzurlu evimden uzakta, hiç bilmediğim ve alışık olmadığım, buz gibi bir mekanda buluverdim. O mekana “okul” deniyordu. Okul hakkında elbette bir fikrim vardı. Ablam ve abimin okullarına gitmişliğim; hatta bir yıl önce okula [...]

Share
DEVAMI BURADA

Taşi Dizisi ya da tavuk ayaklı uçan evler, gazlı devler vs.

July 21, 2011

Hava çok sıcak. Güne başlar başlamaz erimeye de başlıyoruz. Akşam olduğunda çoktan eriyip denk geldiğimiz herhangi bir kabın şeklini almaya uygun kıvama geliyoruz. Eğer gece uyumayı başarmışsak, sabah yeniden kendi biçimimizde ve erimeye hazır halde güne başlıyoruz. Çetin bir yaz geçiyor. Böyle zamanlarda yapacak en iyi şey ısı üreten her türlü aleti, örneğin bilgisayarı, televizyonu [...]

Share
DEVAMI BURADA

Bir Dolap Kitap-09.07.2011 radyo yayını

July 10, 2011

Bu hafta Açık Radyo’ya gittiğimizde bizi güzel bir haber karşıladı. Radyo dinleyicilerinin bizim programla ilgili ne düşündüklerini doğrusu çok iyi bilmiyorduk. Yayın sırasında gelen telefonların müzik teknisyeni arkadaşımız Gürkan’ı daha ilk günden beri epey uğraştırdığına bakarak anlamalıydık aslında. Meğer dinleyecilerden bizim programla ilgili çok güzel geri bildirimler geliyormuş radyoya. Hatta “Bir Dolap Kitap” radyonun popüler [...]

Share
DEVAMI BURADA

Çocuk olmak çok zor!

June 29, 2011

Çocukken en büyük sıkıntınız neydi? En büyük derdiniz? Sizi en çok rahatsız eden, korkutan, üzen, tedirgin eden? Ben düşünüyorum, düşünüyorum, öyle aman aman bir şey bulamıyorum çocukluğumla ilgili. Aklıma gelen tek şey üç çocuklu bir ailenin en küçüğü olmanın biraz can sıkıcı olduğuydu. Mücadele etmeniz gereken anne babanın yanında bir de kapı gibi abla ve [...]

Share
DEVAMI BURADA

BANT YAYINI: EBEVEYN

April 15, 2011

Ottoline ve Sarı Kedi Kitap alırken neye bakarsınız? İsmine mi? Konusuna mı? Başlığına mı? Bir yerlerde yazılmış eleştirileri mi okursunuz? Yoksa arka kapağını mı? Ya da belki de içini karıştırır, ilk bölümünü okursunuz biraz… Ben de bunların bazen hepsini, bazen bir kısmını yapar, öyle alırım kitaplarımı. Bazen de içindeki resimlere vurulurum. “Ottoline ve Sarı Kedi”de [...]

Share
DEVAMI BURADA

Ah şu duygular…

April 7, 2011

Gelin bir oyun oynayalım. Ben size birkaç soru sorayım, siz de yanıtlayın: Soru 1: Evin küçük çocuğu olmak mı iyidir, yoksa büyük çocuk olmak mı? Ben evin üçüncü ve en küçük çocuğuydum. Çok çektim, çoook! Odayı paylaştığım ablam bana bir şey yaptırmak için cümleye hep şöyle başlardı: “Üçe kadar sayıyorum…” Sonra diyeceğini der, saymaya başlardı: [...]

Share
DEVAMI BURADA

Bir Kocaman Eşşek

March 10, 2011

Küçücüktüm. Henüz okula başlamamıştım sanırım. Nereden aklıma geldi, niye böyle bir şey yapmaya karar verdim, anımsamıyorum. Bizim evin aşağısındaki Mustafa Bakkal’a gittim. O zamanlar aynı sokakta oturan insanlar, hele ki çocuklu olanlar birbirini tanır, hangi çocuk kimin bilirlerdi. Motorlu taşıt terörü de başlamamıştı henüz. Çocuklar sokakta koşturabilir, ikişer taştan birer kale kurup asfaltta futbol oynayabilirlerdi. [...]

Share
DEVAMI BURADA

El Bebek Gül Bebek

February 21, 2011

Bazı insanlar ilgiyi üzerlerinde tutmaktan hoşlanırlar. Bunu yapmak için türlü numaralar yapan kişiler biliyorum. Hatta bazen işi o kadar abartırlar ki onların aşırı ilgi talebinden boğulur, “E, yeter ama!” diye patlamak gelir içinizden. Bu insanların tersi olanlar da vardır. Onlarsa aşırı ilgi gösterileriyle boğarlar sizi. Onların ilgisi üzerinizde o kadar baskı yaratır ki, bir kere [...]

Share
DEVAMI BURADA

Küçük Kara Koyun

April 16, 2010

“Küçük Kara Koyun”u ilk ne zaman okudum, nasıl aldım, nereden aldım, hiç hatırlamıyorum. Hatta bu kitabın varlığını da neredeyse tamamen unutmuşum. Geçenlerde küçük kitap etajerimizin parmaklıkları arasından görünüverdi bir anda. Sanki o ana kadar orada değildi kitap. Sanki “Ben buradayım; unuttun mu yoksa? Beni de oku!” der gibiydi. Dayanamadım, aldım; hemen ayaküstü orada bir okudum. [...]

Share
DEVAMI BURADA