Tag "özgüven"

Tembel Balık Sefa ile Sadık, Akıllı Bıdık

Leyla Fonten’i duymayanız kaldı mı? Tülin Kozikoğlu’nun yazıp Sedat Girgin’in resimlediği dokuz kitaplık “Leyla Fonten’den Öyküler” dizisi nihayet tamamlandı. Ben hakkında yazmak için dizinin tamamlanmasını bekleyedurayım, kitaplar çoktan yayımlandı, hatta bir tanesi White Ravens kataloğuna bile seçildi. Eee daha da beklemek olmazdı, değil mi ama? Ben de bu bahaneyle geçtiğimiz hafta sonu Açık Radyo’da serinin “Tembel Balık Sefa” adlı kitabına yer verdim. Umarım yeni çıkan kitaplardan ve evin bir köşesinde

Edgar ve Allan Poe ile maceraya devam

Benim için çocukken yaz tatili demek bütün gün sokakta oynamanın dışında bolca kitap okumak da demekti. Öğle saatlerinde evdeysem en sevdiğim şey sandviç yapıp evin bir köşesindeki kuytuya çekilip kitap okurdum. Hele bir de soluksuz bir maceraya denk geldiysem değmeyin keyfime. Keşke o zaman şimdiki kitaplar olsaydı diye hayıflanmadan da edemiyorum. Neyse ki şimdiki kitapları şimdi okumak gibi bir şansım var! Şimdi çocuk olsaydım bu yaz tatili için kendime seçeceğim

Kumkurdu. Daha, biraz daha Kumkurdu

Bazı kitaplar var ki bana hep pişmanlık duygusu yaratırlar. Kumkurdu da onlardan biri. Kitap Türkçe’ye ilk ne zaman çevrilmişti?  Yıllar oluyor. daha Bir Dolap Kitap yoktu sanırım. Kitapçıda alıp bakmış, çok hoşlanmış ama o sırada tercihimi başka kitaplardan yana kullanndığım için o gün almamıştım. Sonra devamı yayımlandı. Sonra bir cilt daha… Hatta üçünün bir arada yayımlandığı özel bir baskısı oldu. Ben yine erteledim nasılsa sonra alırım diye. Artık Kumkurdu piyasada yok. Aylardır

Mış Gibi

Kendimce hep bir şeyler yapmaya çalışırım. Elde üretilen bir şeyler. Şimdilik Çekmece(ler) dolayısıyla bir süre ara verdiğim ama yıllardır uğraştığım seramik var. Çamur elime değidiği anda her şeyden soyutlanmak ve sadece o çamurun ne şekiller alabileceğini görmek isterim. Resim yapmaya çalışırım. Her ne kadar amatörün de amatörü işler çıkarsam da boyaları, fırçanın boya içinde gezinmesini seviyorum. Moli ve Olaf ile Kedimiyo bu şekilde doğdu. El yapmı, resimli, minyatür kitaplar yaparım.

Tekerlekli Çocuk

Sirkler hep güzel, görkemli, çarpıcı, göz alıcı başka hangi sıfat varsa işte öyle yerler gibi mi gösterilir hep? En azından benim bugüne dek filmlerden edindiğim sirk algısı bu yönde. Buna karşılık bende yarattığı his tam tersi yönde. Ben sirk denilen yeri de, sirk ahalisini de tüyler ürpertici bulurum. Ama o kadar tüyler ürpertici bulurum ki, bir yandan da inanılmaz birilgi duyarım. Hani çok kötü bir şey görünce inadına bakmak ister,

Yanlışlıkla Dünyanın Öbür Ucuna Uçan Çocuk

Çocuğunuz sizin gibi olmazsa ne yaparsınız? Tamam, tamam, onun sizin gibi olmadığını, bambaşka bir birey olduğunu biliyorum. Demek istediğim, çocuğunuz sizden çok ama çok farklı olsaydı, yani hiç ummadığınız kadar farklı olsaydı… Bir insan ne kadar farklı, ne kadar sıradışı olabilir ki? Peki sizin için farklılığın kabul edilebilirlik sınırı nedir? Zorlayıcı sorular mı soruyorum? Haydi itiraf edin kendinize, çocuğunuz doğmadan önce onunla ilgili hiç mi hayal kurmadınız? Saçı nasıl olacak?

Boom! ve Küçük Bir Kız Tanıyorum

Bu hafta radyoya giderken tek amacım vardı. Harbiye’de geçen hafta keşfettiğimiz (hani şu çay içtiğimiz) pastaneye gitmek ve şahane zeytinli açmalarından bir kez daha avlamak… Bunu başardım. Açma benim midemin gazabından kurtulamadı. Ama nasıl güzeldi, nasıl lezizdi. Çocukluğumdan beri bunca yıllık açma yiyicisiyim, ben böyle güzelini görmedim. Yolunuz Harbiye civarına düşerse, Radyoevi’nin karşısındaki pastaneye uğrayınız. (Reklamları izlediniz. Şimdi sıra yayında. :)) İlk bölümde Yıldıray çok eğlenceli belli olan bir kitaptan

Küçük Kara Balık

Bizim Dolap’ta genel olarak yeni çıkan kitaplar içinden beğendiklerimizi yazıyoruz. Ara sıra çocukluğumuzda iz bırakan, eskiden okuduğumuz kitaplara da yer veriyoruz. Zaman zaman da Bir Dolap Kitap izleyicilerinden öneriler geliyor. “Şu kitap hakkında yazdınız mı? Yazsanıza. Böyle bir kitap çıkmış,” vs. vs. “Küçük Kara Balık” da zaman zaman sözü geçen kitaplardan biri. Ne zamandır Küçük Kara Balık’ı yeniden okumaya niyetliydim. Kitabı ilk ne zaman, nerede okuduğumu hatırlamıyorum. Biz de var

Küçük Vak Vak

Gerçek olmayan bir varlığın yanaklarını sıkmak istediniz mi hiç? Kulağa biraz tuhaf geldiğinin farkındayım. Fakat hislerimi başka türlü ifade edemiyorum. Bazen öyle bir tiple karşılaşıyorum ki, kağıt üzerindeki iki boyutlu resim olması ya da bir çizgi film karakteri olması pek fark etmiyor benim için: O sevimli tipin yanaklarını, tıpkı çizgi film dünyasının “en sevecen” kahramanı Elmyra gibi, sıkıştırmak, mıncıklamak istiyorum. Mesela Küçük Ayı‘ya dakikalarca sarılabilirim. Sevgi arsızı yavru tavşan kucağıma