Tag "önyargı"

Hayvanların da mahalle hayatı olur

Bizim sokakta bir sürü hayvan yaşıyor. Bizim bahçede kedi Saffet ve saz arkadaşları var. Saffet bebekliğinden beri burada zaten; diğerleri sonradan yerleşti. yan bahçede kedi gördü mü deliye dönen rottweiler Daisy var. Onun yanındaki bahçede goldenretriever Ece ile onun köür karası çocuğu, onların da yanında Ece’nin bir başka çocuğu yaşıyor. Karşı bahçede ihtiyar Alman kurdu Zuzu var. Bir tane adını bilmediğimiz bir köpek ortalıkta serbest gezip bunların hepsini ayaklandırıyor. Bir

Kıyıya Vuran Kız

“Önyargı bütün kötülüklerin anasıdır,” diyebilir miyiz? Bu kadar iddialı bir yargıda bulunmak doğru değil ama ben önyargılarımdan çok çektim. Bir kere kendi kendinize yolunuzu kesiyorsunuz. Birkaç adım sonra karşılaşabileceğiniz bir güzelliği, sırf yargılarınız yüzünden görmüyor ya da olduğundan farklı görüyorsunuz. Belki çok seveceğiniz bir insanla geçireceğiniz güzel vakitleri öteliyorsunuz. Belki “Hayatımda yediğim en lezzetli şeymiş bu!” diyebileceğinizi bir yemeğin tadını öğrene şansınızı yok ediyorsunuz. Arka kapak yazısı ya da kapağı

Ben ve Sen: Her İnsan Bir Öykü ve Her Öykü Değerli…

Yaşamöykünüzü yazmayı hiç düşündünüz mü ya da bir başkasının yaşam öyküsünü yazmayı? Ben hayal meyal çocukluğumda böyle bir girişimde bulunduğumu anımsıyorum. izleri pek kalmamış ama bende. yazdıklarım ise kim bilir nerede… Durduklarını bile sanmıyorum. Birkaç yıl önce çocukluk anılarımı karalamaya başlamıştım ama o da yarım kaldı. Ama sanırım aşağıdaki yazıyı ve yazıda sözü edilen kitabı okuduktan sonra sizin de aranızdan benim gibi “yaşamöykücüsü” olma yolunda adım atacak birileri çıkacaktır. Berna geçenlerde “Ben

Alabildiğine özgür Yıldızkız

Bir gün okula yeni bir kız gelir. Yere kadar uzanan beyaz elbisesi, sırtında ukulelesi ve omzundaki bez sırt çantasıyla farklı olduğu her hâlinden bellidir. Kendine verdiği adla Yıldızkız o güne dek evde eğitim almış, sıradışı biridir. Gelişi bir şeyleri değiştirecektir. Hakkında yazacağım kitapları okurken çoğunlukla kafamın içinde bir şeyler belirmeye başlar. Daha sonra yazıyı bu ilk düşünce kırıntıları üzerine şekillendiririm. Bazı kitapları bir solukta okur, yazılarını da okuduğum gibi hızlı

Bin Bir Minicik Mutluluktan Oluşan Dev Bir Kitap

İpek’le ilk ne zaman, nasıl tanıştık hatırlamıyorum. Ama kesin olarak bildiğim bir şey var ki, o da İpek’le biz Dolap Kapakları’nı buluşturan konu çocuk kitaplarına olan sevgimiz oldu. Zamanla daha birçok ortak noktamız olduğunu öğrendim: Roald Dahl’a, kırtasiye malzemelerine, Snoopy’ye, Dire Straits’e olan sevgimiz ve ve Nil ile Tayga’nın maceralarını birbirimizle değiş tokuş edip günümüzü şenlendirmek aklıma ilk gelenler… Daha önce Dolap’ta “Minik Violet“in çevirmeni olarak yer alan İpek Şoran’a “Madem çocuk kitaplarını çok seviyorsun ve

Kapı Komşumuz Korsanlar

“Biliyor musun, karşı binadaki adam gece eve sarhoş geldi.” “Sen onu bırak, asıl şu huysuz kız geçende şu köşede sevgilisiyle kavga ediyordu.” “Anabella evine yeni kedi almış.” “Üst kata da yeni bir aile taşındı; taşındıklarından beri evden çıkmadılar.” “Bitişikteki hemşiranımın oğlu yine işten kovulmuş.” “Aman o zaten bir baltaya sap olamaz.” “Şu giriş katındaki daireye giren çıkan belli değil. Hırlı hırsız mı nedir?” “Onun üstünde oturan adamı da benim gözüm

Hollanda Kralı Bo

Bazen bir kitabı fark etmezsiniz. Çevrenizde bir yerdedir ama fark etmezsiniz işte. Bana da öyle oldu. Kitap bir süredir bizdeydi. Adını önceden duymuştuk zaten. Geldiğinde onu da okunmayı bekleyenlerin arasında koymuştuk. O yığını bir görseniz! Kim bilir kaç kitapla daha yaşayacağız bu hikâyeyi. Neyse, lafı uzatmayayım, kitabı önce Banu aldı eline. Almış daha doğrusu, ne zaman aldığını anımsamıyorum. Bir gün geldi ve bana dedi ki, “Bu kitabı bir okusana.” “Tamam,”

Sınıftan yükselen sesler

“Keşke … olsaydım,” ya da “Yeniden üniversiteye gitsem …. bölümüne girerdim,” dediğiniz anlar olur mu? Başka bir meslek yapmanın, o başka mesleği yapsaydınız nasıl yapacağınızın hayalini kurar mısınız? Benim aklımdan bazen bu tip düşünceler geçer. Şu anki halimden şikayetçi olduğum için değil, sırf keyif olsun diye kurarım o hayali. Kendimi şu ya da bu işi yaparken gözümün önüne getiririm; kendimce olası yöntemler geliştiririm kafamda. Fakat şu an elimde tuttuğum kitaba

Deniz ile Tavşancık’ın kağıttan dünyası

Cumartesi sabahı erkenden uyandık. Baget ekmeğe şahane birer sandviç yaptık ve yola koyulduk. Denizin rengi şahane, Boğaz’ın kokusu enfesti. Radyoya varınca sandviç ve çaydan oluşan kahvaltımızı yapıp stüdyoya girdik. Yayın bizim bildiğimiz, sizinse şimdilik bilmediğiniz bir ayrıntıdan ötürü her zamankinden “birazcık” farklıydı. Sonra başladık ilk kitabımızı anlatmaya… Bu haftanın ilk kitabı Enkidu Kitap’tan Türkçe, Ermenice ve Kürtçe olarak çıkan “Deniz ve Tavşancık” oldu. Demet Hakman’ın yazdığı kitabı Özlem Şekercioğlu Lesport