Tag "ölüm"

Damdaki Kedi ve Huysuz Uğurböceği

Kedileri kendime yakın hissederim. Köpek değil de kedi… Benzer huylarımız olduğu için sanırım. Biraz başıma buyruk olduğum, başkalarının bana komut vermesinden hoşlanmadığım, ait olduğum mekanı fazlaca benimsediğim ve mekanıma müdahale edildiğinde gerildiğim için mesela… O yüzden kedili kitapları da seviyorum. Kitabın kahramanı olan kedinin kılığına bürünebiliyorum okurken. İşte bu yüzden “Damdaki Kedi”yi nasıl oldu da fark etmedim, bu kitap nasıl oldu da benim değil Yıldıray’ın eline geçti diye hayıflandım bu

Çocuk kitaplarından ne öğrendim?

Herkesin derdi çocukken ruhunun kırıldığı yerlerdenmiş. Kırıkların en iyi ilacı çocuk kitaplarıymış. Çocuk kitaplarını çok sevip çok okuyunca illa da iyi ebeveyn olunmazmış. Kendi ruhu nerelerinden kırıksa çocuğunun ruhunu oralarından kırabiliyormuş insan. Çocuk kitapları çocukları kurtarmaya yetmezmiş. Ölü çocuklar kıyılara vurabilirmiş. Cansız bedenlerini taşımak için çocuk kitabı değil beyaz bayrak sallamak gerekirmiş. Yalnızca çocuk kitaplarında ekmek almaya giden çocuklar sağ salim eve dönermiş. Cesurca davranmak, bir şeyi korkmana rağmen yapmakmış. Bugün

Hayatı Değiştiren Buluşlar Ansiklopedisi ve Tarlakoz’un Tuzağı

Nesne tarihi kitaplarını oldum olası sevmişimdir. Bu konuda pek çok kitap yazılmış olsa da, hepsinde ilginç ve daha önce okumadığınız bir bilgiye illa rastlarsınız. Hele bir de söz konusu örnekler çocuk kitapları kategorisi altında yayımlandıysa, görsel olarak da iyi tasarlanmış olurlar genelde. Bu hafta radyoda okuması ve bakması çok keyifli bu tür bir kitaptan daha doğrusu bir ansiklopediden söz ettik.  “Hayatı Değiştiren Buluşlar Ansiklopedisi” adını taşıyan kitapta nesnelerin tarihlerinin yanı sıra,

“Eğer ölüm bir tür özlemse, o zaman korkulacak ne var ölümde?”

Geçenlerde bir arkadaşımız bize ölümle ilgili çocuk kitapları hakkında bir soru sordu. Çocuklarının okulunda yaşamını kaybeden bir öğrenci vardı ve arkadaşımız bu konuyu çocuklarıyla konuşmak için aracı olacak kitaplar arıyordu. Ona yanıt yazıp Dolap’taki ölüm temalı kitapları söyledik. Biraz beklerse bu hafta “Elveda Bay Muffin” adlı kitaba da yer vereceğimizi söyledik. “Elveda Bay Muffin”i yıllar önce okumuştum. Ne yazık ki kitap biz de yok; olmasını çok isterdik. Çünkü aşağıdaki yazıyı kaleme alan

İnsanın aklını başından alan “Fare Evi”

Minyatür objelere, şu içinde her şeyi tamam bebek evlerine bayılırım. Hatta seramikten minyatür obje yapmışlığım (fırsat bulursam yapmaya devam edecekliğim) vardır. İnternette de bu konuyla ilgili çok şeye bakarım, baktıkça da kendimi kaybederim. Birkaç ay önce yine böyle sörf yaparken bir eve, daha doğrusu bir “fare evi”ne denk geldim. Hollandalı bir sanatçının karton kutularla yaptığı, tavandan tabana döşediği, içine de bir sürü el yapımı oyuncak fare yerleştirdiği bu eve hayran

Can Dostum: Bir Sevgi Romanı

Kedileri çok severim. Bunu zaten çoğunuz biliyorsunuzdur. Hatta kedilere olan ilgim bir kitaba bile dönüştü kısa süre önce. Kedileri tanıdığımı, anladığımı düşünürüm. Bugüne kadar pek çok kedi dostum oldu. Aynı evi paylaştığım kediler oldu. Köpeklerle ise durum biraz farklı. Tamam, köpekleri de çok severim. Arkadaş olduğum köpekler de olmadı değil. Ama bir köpekle asla “düzeyli bir beraberliğimiz” olmadı. Kedilerle çok yüzgöz oldum; ama köpeklerle aramda hep bir sınır oldu. Korkudan,

Kiraz’ın Şarkıları

Ergendim. Tepem fena atmıştı. Çok ama çok kızgındım aileme. Haklı olduğumdan zerre kadar şüphem yoktu. Mamafih haklılığımı kabul ettirmeye gücüm yetmiyordu; ailem yaşça ve sayıca üstündü. Fakat her eşyanın bir tabiatı vardı ve o hadisede ortaya çıkan durum benim tabiatıma aykırıydı. Kapıyı çarpıp çıktım. Bizim evin az ilerisinde, yolun karşısında bir yıkıntı vardı. Çoğu gitmiş, bir iki duvar parçası ayakta kalmış. Tam yolun üzerindeki, bizim evi neredeyse cepheden gören duvarın

Angelman: Emekli Süper Kahraman

Çocukken hiç gelmezdi aklıma. Öyle kapılır giderdim. Büyüdükçe bazı sorular belirdi zihnimde. Yoksa kandırılıyor muydum? Başkalarının da aynı soruları sorduğunu fark edince rahatladım biraz. Yalnız değildim en azından. Yalnız olmamak güzel de, soruların yanıtları ne olacak? Bu süper kahramanların hiç çişi gelmeyecek mi? Süper kahramanlar bir kez olsun yemek yemeyecek mi? Superman mavi taytının üstüne giydiği o kırmızı donu bir kez olsun yıkamayacak mı? Bu süper kahramanlar hiç yorulmaz mı,

Enginar Kalpler

Bir an gözlerinizi kapayıp içinize dönmenizi istiyorum sizden. Göğsünüzün derinlerindeki kalbinizi görmeye çalışın. Kalp: Yaşamımızın tik tak atan saati. Yaşadığımızın, capcanlı olduğumuzun işareti olan kalp. Kalp: Sevgi deposu. Sevinçlerin, üzüntülerin, kırgınlıkların, öfke ve nefretin kendine birer odacık bulduğu, duygularımızın evi olan kalp. Siz kalbinize bakınca ne görüyorsunuz? Yaşamınızda sevip değer verdiğiniz her insan için depoladığınız sevgi öbeklerini mi, geçmişte kalbinizi “kıran” birinin bıraktığı yarayı mı, sürekli kaynayıp duran tazecik bir