Tag "okul yaşamı"

Ella ve Arkadaşları / Mavi Mucize

Yaşasın, sonunda sonbahar geldi! Bu yaz sıcaktan kavrulduk. Bizim buraya bir damla bile yağmur düşmedi. Zavallı bitkilerimiz kuruya kuruya bir hal oldu. (Evdeki iki küçük köstebeğimiz de bitkilerin kökünü kurutan diğer faktör.) Sonbaharla birlikte o çok özlediğimiz yağmurda yürüyüşlerimize kavuşacağımızı umuyorum. Bir Dolap Kitap da eski düzeninde yayına geçiyor artık. Okuyup da hakkında yazamadığımız kitaplar bir köşede yığıldı, yazılmayı bekliyor. Bahçede köstebek beslesek bu kadar delik deşik olmazdı sanırım. center; text-overflow:ellipsis; white-space:nowrap;”>Cincüce

Fantastik Franki ve Gaston

Ülke gündeminde kötü hiçbir şey olmuyormuşçasına sürdürmeye çalıştığımız Bir Dolap Kitap yayınında kendi adıma çok zorlanıyorum. Aşağıdaki radyo kaydını yaptığımızda burada hava şurup gibiydi; bizim keyfimiz de öyle. Yayın kaydımız pazar günü Açık Radyo’da yayınlandığında yine bizde, ülkede, dünyada her şey nispeten yolundaydı. O akşam Ankara’nın göbeğinde yine masum insanların yaşamı bir takım hastalıklı ruhlu yaratıklar tarafından ellerinden alındı. Sürekli insanların öldüğü bir ülkede nasıl olur da gülümseyerek çocuk kitabı okunabilir

Çocuklar okul hayatını panayıra çevirsin

Şaka maka okullar açıldı. Bunun nesi şaka? Nasıl yani?! Yıllardır her sonbahar da okullar açılmıyor muydu zaten? Valla bal gibi de şaka olabilir; zira turizmciler yalvardı diye “Haydi okulları azıcık daha kapalım tutalım!” diyen bir eğitim sisteminin içinde yaşıyoruz. Bizim çekmeceler daha minik ama ufukta bizi bekleyen kara bulutların farkındayız. Şimdiden gelecekte yaşayacağımız olası eğitim problemleri midemizi bulandırıyor. Birkaç ay önce yakınlarımızdaki çocuk yuvasında görüştüğümüz kişiyle aramızda geçen diyalog bile durumun

Yaratık Öğretmen; Katie ve Yıldızlı Gece

Bu hafta şansımız yaver gitseydi yine Tayga’yı konuk edecektik programda. Hatta kayıt yapmaya başlamıştık ama günlerdir hasta olan yavruda huysuzluk tavan yaptığı için yayının ortasında şalteri attı yine. Biz de iptal etmek zorunda kaldık. Zaten radyo kaydının yayınlandığı pazar sabahı Tayga’da başlayan ateş kötü bir öksürüğe dönmüş, üstelik Orman da ateşliler ve öksürüklüler kervanına dahil olmuştu. Ee biz de ne yapalım, değişiklik olsun diye bu güzel pazar gününü çocuk acilde geçirelim

Dostum Sığırcık

Ortaokulun ilk yılıydı. Yeni bir okuldaydım. Bütün arkadaşlarım yeniydi. Bir üst sınıfın öğrencileri bile çok büyük geliyordu bana. Üstelik burası bir erkek okuluydu. Sürü psikolojisinin esas olduğu, çocukların alfalar ve diğerleri diye ayrıldığı ve ilişkilerin alfaların ilişkilerine göre biçimlendiği bir ortamdı yani. Devrecilik de vardı. Üst sınıf altındaki sınıfları ezme hakkına sahipti ve bütün alfalarının uzlaştığı belki de tek konu buydu. Yaşıtım çocukların çoğu gibi ben de top oynamayı seviyordum.

“Sıkı Arkadaşlar ve Spagetti Canavarı”

Bundan birkaç sene önce Niko Alm isimli Avusturyalı bir ateist dünya çapında ses getiren bir protestoya imza attı. İnançları gereği başına taktığı makarna süzgeciyle fotoğraf çektiren Alm, ehliyet başvurusunda bu fotoğrafı verdi. Mahkemeyle sonuçlanan olayda Alm, Uçan Spagetti Canavarı Kilisesi’ne bağlı bir pastafaryan olduğu ve makarna süzgecinin de pastafaryanlığın gerekliliği olduğu gerekçesiyle, üstelik ehliyet fotoğrafında yüzü de tamamen göründüğü için davasında haklı bulundu ve bu “inanç” özgürlüğü davasını kazandı. Bu

Tom Gates – Muhteşem Bahaneler ve Başka Güzellikler

Tom Gates tipik bir haylaz. Aklı fikri haytalığa çalışıyor. İşi kolay yoldan kurtarmaya çalışan, aklı sıra uyanıklık yapan bir tip. Doğal olarak işleri çoğu zaman yüzüne gözüne bulaştırmayı başarıyor. Kitap “Bu sabah uyandım ve birden muhteşem bir şeyi hatırladım” diye başlıyor. Sayfayı çevirdiğinizdeyse sizi dev puntolar karşılıyor: “İki koca hafta boyunca okul yok!” Tom işte böyle biri. Okul olmasın, dersler olmasın, etliye sütlüye karışmasın, ablası Delia etrafta dolaşmasın. Tom da

Ortaokul Hayatımın En Kötü Yılları

Okul yıllarında problem yaratan bir çocuk olmadım. Valla. Kuzu gibiydim. Kendi halinde, sessiz sakin bir çocuktum. Kuralları sevmezdim ama uyardım. Sahip oldukları gücü öğrencinin aleyhine kullanan, hoşlanmadığım (hatta nefret ettiğim) öğretmenler vardı. Haklarında kötü şeyler düşünürdüm. Aklımdan söyleyecek çok şey geçerdi; ama söyleme şansım olmadı. O gücü benim üzerimde kullansalardı ya da bana haksızlık etselerdi belki de susmazdım. Zorba öğrenci hatırlamıyorum. Olsaydı belki sessiz sakin Banu işte o zaman susmayabilirdi.

Akıllara Zarar Toto

Az sonra sizi Pıtırcık‘tan daha bilmiş, Ders-Sevmez Hamdi‘den daha uyanık, en az Felaket Henry kadar haylaz bir veletle tanıştıracağım. Ama baştan uyarayım: “Yavrum kitaplardan İYİYİ, GÜZELİ, DOĞRUYU öğrensin,” diyen, kitabın içindeki en ufak haylazlığa, yaramazlığa tahammül edemeyen yetişkinlerdenseniz, bu yazıyı okumayı burada son verin. Toto size göre değil çünkü. (Ama kesinlikle çocuğunuza göre!) Yok eğer “Ben böyle şeylere hiç karşı değilim. Çocuktur, haylazlık yapar, hınzırlıkları sever. Benim yavrumun Toto’dan neyi