Tag "mücadele"

Neredesin Janinka?

Bizim buralarda sokakta o kadar çok cins köpek var ki… İstanbul’da da öyleydi; Caddebostan sahilde görürdük zaman zaman başıboş gezinen cins köpekleri. Annem Datça’da da benzer bir durumdan bahsetmişti. Sanırım canım yurdumun pek çok yerinde, özellikle sayfiye bölgelerinde bu durum oldukça “sıradan”. Sen iki üç günlük keyfin için git al o köpekleri, sonra sıkılıp zor gelmeye başlayınca da sokağa sal. hele ki tatil beldesindeysen geride bırak, arkanı dön git. “Neredesin Janinka?”yı

Çocukluğumun kurtarılmış bölgesi: Futbol

Çocukluğum boyunca futbol oynadım. Gençliğimde de oynadım. Buna rağmen futbol yaşamımda büyük bir yere sahip olmadı. Aslına bakarsanız, ben hiçbir zaman sporla içli dışlı olmadım. Daha doğrusu, bir sporla ilgilenme nedenim o sırada o sporu deniyor oluşumdu. Ne bir spor izleyicisi ne de bir taraftar oldum. Hatta aikido ve bisiklet dışında herhangi bir spor dalı ya da genel olarak spor üzerine düşünme ihtiyacı bile hissetmedim. Üzerine düşündüğümü söylediğim için sanmayın

Dostum Sığırcık

Ortaokulun ilk yılıydı. Yeni bir okuldaydım. Bütün arkadaşlarım yeniydi. Bir üst sınıfın öğrencileri bile çok büyük geliyordu bana. Üstelik burası bir erkek okuluydu. Sürü psikolojisinin esas olduğu, çocukların alfalar ve diğerleri diye ayrıldığı ve ilişkilerin alfaların ilişkilerine göre biçimlendiği bir ortamdı yani. Devrecilik de vardı. Üst sınıf altındaki sınıfları ezme hakkına sahipti ve bütün alfalarının uzlaştığı belki de tek konu buydu. Yaşıtım çocukların çoğu gibi ben de top oynamayı seviyordum.

Dondurma Savaşı

Sıcak yaz aylarında, deniz kıyısına indiğinizde elinizin altında sadece bir tek dondurmacı varsa ne yaparsınız? Sıcaktan bunalan her insanın yapabileceği gibi gider, o dondurmacıdan dondurma alırsınız , öyle değil mi? Hatta ben böyle bir durumda her seferinde farklı bir top dondurma alıp, her seferinden yeni bir lezzet tatmaya çalışırım. Buraya kadar her şey yolunda. Siz de şu an benim gibi en sevdiğiniz dondurma türlerini mi aklınızdan geçiriyorsunuz? Senaryoyu bir daha

Hitler Oyuncağımı Çaldı

Anna ilkokul öğrencisidir. Güzel bir yaşamı vardır. Abisi Max gibi, o da Almanya’da doğup büyümüştür. Babası bir gazetede köşe yazarıdır ve ünlüdür. Annesi ev hanımıdır. Büyük evlerini çekip çevirmek için elbette yardımcıları vardır. Hitler seçimlere güçlü bir aday olarak girer. Anna’nın ödevleri vardır, Hitler’in konuşmasını dinleyecek zamanı yoktur. Hem kötü ne olabilir ki? Yetişkinlerin çoğu tedirgindir. Babası, Hitler aleyhine yazan bir gazeteci olarak daha da tedirgindir. Anna henüz farkında değildir

Mantova’nın Cüceleri

Mantova Düklük Sarayı’nda tuhaf bir kat varmış. Bu katın tavanları yere değecek kadar yakın, koridorları kısacık, odaları ufacıkmış. Meğer bu bölüm, sarayın cüceleri yaşasın diye yapılmışmış. Cüceler, kafese tıkılmış hayvanlar gibi bu katta yaşarlarmış. Cüce doğdukları için öfkelilermiş, kaderlerine lanet okuyorlarmış. Her gece talihsizlikleri hakkında konuşuyor, kendilerini başkalarıyla kıyaslıyorlarmış. Dük uzun boyluymuş (mesela biz Türkiye’de kısa boylu başbakanlara alışmıştık). Muhafızların başı Yüzbaşı Bombardo da uzun boyluymuş (ama cücelerin aklına hiç

Günparlak, okulda gıcır gıcırım ve öndeki adım Rose.

Sevgili raflıkutuseverler, dündensonrakigün size mini boyların hoş çokuna gideceğini saydırdığım bir harflisayfadan sözdüreceğim. Biletişim Kayınları’ndan düşen bu harflisayfanın taşlığı “Rose” ve kazarı Colas Gutman. Rose, bozuşma konuşluğu olan bir erkekolmayan mini boy ve yü buzden kolaylık itiyor. Hem sıralıyerde hem oyunluyerde kişiletim vurmakta varıntısı sık. Hiçbir şey anlamadınız, değil mi? Biraz bir şey anladınız mı yoksa? Peki, anlama kısmını bir kenara bırakalım. Ya böyle konuşan biri olsaydınız? Anlaşılamamak, sürekli anlaşılmamak

Dağın Ayla Buluştuğu Yer ve Treni Durdurun

Radyo programından önce genelde Yıldıray’la yayında yer vereceğimiz kitaplardan söz eder, seçtiğimiz kitapların hangi noktaları üzerinde duracağımızı konuşuruz. Çoğu zaman da birbirimizin kitaplarını ikimiz de okumuş oluruz zaten. Okumasak bile en azından kitapla ilgili belli bir fikrimiz olur. Bu hafta işler değişti. İlk kez ne ben onun anlatacağı kitap hakkında bir şey biliyordum; ne de o benimki hakkında… Üstelik Yıldıray seçtiği kitabı anlatırken, iki kitabın da benzer temalara (zor hayat

Kipri

Geçen hafta kirpiliydi. Gerçekten. Daha önce kendisinden söz ettiğimiz ve kendisini her gördüğümüzde yeniden heyecanlandığımız apartman bahçemizin kirpisi Rıfat Bekri’yi bir kez daha görme fırsatı bulduk örneğin. Hayli tombullaşmıştı ve koştururken poposu sağa sola sallanıyordu. İnsanın içinden diken miken demeden kucaklayıp sıkıştırası geliyor! Bir dakika, sıralamada bir hata yaptım. Rıfat Bekri’yi tekrar görmemizden önce, başka bir kirpi girdi hayatımıza. Hani geçen hafta Filiz Özdem’in bir kitabı hakkında yazmıştı Banu ,