Tag "Marsık Yayıncılık"

Kaplanı Sakın Gıdıklama!

Geçen haftaki radyo kaydımızı bir hafta rötarla yayınlıyoruz. Özel sağlık sorunlarımız var. Bizi zor bir süreç bekliyor. O nedenle, bir süre burada olamayacağız. Umarız yakında görüşürüz Yayında sözünü ettiğimiz “Kaplanı Sakın Gıdıklama” bu haftaki armağan kitabımız. Bu yazının altına yorum yazarak çekilise katılabilirsiniz. Kazanan kişiyi haftaya bildireceğiz. Yayının ikinci kısmında Japon çocuk edebiyatından bir örneğe yer verdik. “Bitmemiş Hikâyeler Kütüphanesi” masallara ve masal kahramanlarına farklı bir bakış açısı getiriyor. Yayının

Cimcime: Çocukluğumuzun kahramanı

Ben evin en küçüğüydüm. Abim benden 5,5, ablam da 8 yaş büyüktü ve ben ilkokul çağına geldiğimde onlar çoktan gıcık ergenler olmuşlardı. O nedenle çoğu zaman tek çocuk gibi oldum. Ablamın ilgilenecek başka işleri vardı; abim “Sen kızsın, ne anlarsın?” ya da “Sen küçüksün yapamazsın!” kafasında olurdu. Ya kavga eder, ya birbirimize hiç bulaşmazdık. Sonra ben arada dayanamayıp bir çıngar çıkarırdım. Ablamın odada müzik dinlemek için kapıyı kilitleyip beni odanın

Sesini arayan papağan Oskar

Bizim evde bir papağan olduğunu daha önce size söylemiş miydim? Söylememiş miydim? Evet, biz bir süredir evde papağan besliyoruz. Ama bu papağan ne bir Jaco (Gri papağan), ne beyaz renkli bir kakadu, ne  rengarenk bir ara papağanı, ne de sultan papağanı…Bizim papağanın adı Tayga! Kendisi anne karnındaki süreyi saymazsak yaklaşık 22,5 aydır bizimle birlikte. Bu sürenin ilk bölümünde ağlama, bağırma ve gülme gibi sesler çıkaran bu papağan türü, bir yıldan uzun

Kıpır Kıpır / Ağaçtaki

Eski evimizde kapı zilimiz sürekli çalardı. Kargocuların biri gelir, biri giderdi. artık hangi şirkette hangi elemanın çalıştığını öğrenmiştik. Her kargocu tanıdıktı bizim için. Buraya taşınınca işler değişti. Bir süre kargodan gelen giden olmadı. Sonra yavaş yavaş başladılar gelmeye. Burada kapı zilimiz hiç çalmıyor. Çünkü onlar kapıya ulaşmadan biz bahçe kapısının açıldığını duyup kargo paketini kapıveriyoruz. Yine de burada da işler alıştığımız düzene oturmaya başladı. Kargo görevlileri önceden evde bulamayınca şubeye

Virüs Boris ve Einstein Bulmacası

Bilgisayar ve internet, bizim hayatımızda çok zor vazgeçeceğimiz şeylerden ikisi. Düşünsenize, bu ikisi olmazsa Bir Dolap Kitap olmaz. Haliyle bilgisayarlarımızın üzerine titriyoruz. Yorulduklarında dinlendiriyor, kafaları karıştırdığında onları sakinleştiriyor ve hatta onlarla konuşuyoruz. Nasıl ki kışın soğuk havalarda üşütüp hasta olmamaya çalışıyoruz, kendimize özen gösteriyorsak, bilgisayarlarımıza da aynı özeni gösteriyoruz. Bize virüs bulaşabilir ve hastalanabiliriz; bilgisayarlarımıza virüs bulaşabilir ve hastalanabilirler. Hatta işi biraz daha ileri götürebilir ve o virüsle daha yakın

Toto ve Çöplük

Okullar tatilken, okullu kitaplar okumak olur mu? Bal gibi olur. Bence tatilin güzel geçmesini sağlayan şeylerden biri de eğlenip kıkırdayacağın kitaplar okumaktır. (Nefesini kesen, sen tir tir titreten, kalbini gümbür gümbür çarptıran ya da defalarca eline alıp bıkmayacağın kitaplar da olur) Eh, Toto kitapları da bunlardan biri. Bunlar öyle uzun soluklu maceralar değil. başı ve sonu da yok. Alıp, istediğiniz sayfasından başlayabileceğiniz, içinde kısa kısa fıkraların olduğu çizgili mizah kitapları.

“Bay Fil’in Orman Günlüğü” ve “Evcil Hayvanım Bir Dinozor”

Günaydın sevgili Dolapseverler, biz yine çok heyecanlıyız. Söylememek için kendimi zor tutuyorum. Ne zamandır deli gibi çalışıyorduk. Nihayet en büyük hayallerimizden biri gerçekleşiyor. Bir hafta kaldı. Mart başında sizi çok şaşırtmayı planlıyoruz. Neyse, asıl konumuz pazar günkü radyo programı aslında. Çizgi roman en sevdiğimiz konulardan biri. Marsık’tan çıkan “Bay Fil’in Orman Günlüğü – Maymunlar Eğleniyor” adlı albüm, programın ilk bölümünde konumuz oldu. Roberto Totaro tarafından yazılıp çizilen bant öykülerden oluşan

Akıllara Zarar Toto

Az sonra sizi Pıtırcık‘tan daha bilmiş, Ders-Sevmez Hamdi‘den daha uyanık, en az Felaket Henry kadar haylaz bir veletle tanıştıracağım. Ama baştan uyarayım: “Yavrum kitaplardan İYİYİ, GÜZELİ, DOĞRUYU öğrensin,” diyen, kitabın içindeki en ufak haylazlığa, yaramazlığa tahammül edemeyen yetişkinlerdenseniz, bu yazıyı okumayı burada son verin. Toto size göre değil çünkü. (Ama kesinlikle çocuğunuza göre!) Yok eğer “Ben böyle şeylere hiç karşı değilim. Çocuktur, haylazlık yapar, hınzırlıkları sever. Benim yavrumun Toto’dan neyi

Bir Gök Dolusu Güvercin

Bir köy ya da kasabada yaşamanın, büyümenin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum. Ben İstanbul’un cıvıl cıvıl bir mahallesinde büyüdüm. Bugünkü gibi değildi ama. Bugün aynı apartmanda (gerçi eski apartmanlar residence oldu, artık ne demekse?) komşularımızı tanımıyoruz. O zaman mahalleden çıkıp semtin çarşısına bile gitsek tanırdı esnaf bizi. Her neyse, yine nostalji rüzgarına kapılıp günümüzden şikayet etmeyeyim (Nerde o eski İstanbul, efendim?). Güzel bir mahallede büyüdüm ben. Herkesin birbirini tanıdığı, aşurelerin