Tag "Mandolin Yayınları"

Dr. Seuss radyo yayını

Geçen hafta boyunca Dolap içerisinde bir Dr. Seuss’tur gitti. Önce Theodor Seuss Geisel’in yaşamından söz ettik. Ardından Evren Bay’ın “The Cat in the Hat (Şapkalı Kedi” hakkında yazdıklarını ve Tülin Kozikoğlu’nın Dr. Seuss’a methiyesini okuduk. Hızımızı alamamış olacağız ki, haftanın son gününde Açık Radyo’da da Dr. Seuss kitapları hakkında konuştuk. Güzel de oldu; konuşması keyifli bir konu. Ortada güzel kitaplar olunca, insan kendini alamıyor ne de olsa. Sanıyoruz ki bu ay

Ağaçlar Bizi Nasıl Mutlu Eder?

Geçenlerde evimizin hemen önünde duran, bizim her gün sevgiyle izlediğimiz koca çitlembiği kesmişler. Biz kesilişini görmedik. Bir gün önce oradaydı, ertesi sabah bir baktık koca ağaç sırra kadem basmış. O günden beri canım yanıyor. Abartmıyorum, kalbimin oralarda bir yerde kesintisiz bir sızı var. Bir yandan da eski radyo kayıtlarımızı yayınlıyoruz ya, bir baktım, sıradaki kitap “Ağaçlar Bizi Nasıl Mutlu Eder?” imiş. Tam da çitlembik olayının üstüne cuk oturdu. İnsanın kendi kitabından söz

Kozmik ve Aşk Böceği

Önden uyarı: Az sonra dinleyeceğiniz radyo yayını sırasında çığlık atan çocuk, bizim Dolap Çekmecemiz olup (Bkz. yandaki fotoğraf), kendisi aslında hiç de böyle zilli değildir. Lütfen alıcınızın ayarlarıyla oynamayın. Sadece bu aralar diş çıkarmaktan kaynaklandığını sandığımız depresif bir ruh hali içindedir. Asıl konuya gelecek olursak… Çocuk sahibi olan her insan herhalde çocuğunun geleceğini merak ediyordur. Sanırım her ebeveynin hayatı boyunca en az bir kere şöyle şeyler düşündüğü olmuştur: “Bebeğim büyüyünce nasıl bir

Herkes Özgür Doğar ve Tavuk Prenses

Özel bir dönemden geçiyoruz. İnsanların özgürlüklerini, haklarını bu kadar büyük bir güçle ve yaratıcılıkla aradıkları başka bir zaman daha olmuş mudur bilmiyorum. Oyunu, rantı bozulanların kullandığı şiddet miktarı da sürekli artıyor. Aynı zamanda iftiralar, olayları çarpıtmalar, yalan haberler de şiddetlerinin sosu olarak servis ediliyor. “Kahrolsun bağzı şeyler!” Rant düşkünleri ne zaman son darbeyi vurduğunu zannetse, direniş yeni bir yol buluyor, yeni bir biçime bürünüyor. Bir anda insanlar #duranadam #durankadin #durancocuk

Çocuk

Bir gün Picasso resim yapan torunlarını izliyormuş. Demiş ki: “Sizin gibi resim yapabilmek için elli yıl çalıştım.” Çok severim bu sözü. Bence bir yetişkinin içindeki çocukla ilişkisinin özeti gibidir. İnsanın içindeki çocuk, yaşama sanatının, her sıradan insanın keyifle var olmasının da anahtarıdır bana göre. Mamafih insanın içindeki çocukla uzlaşması, bırakın uzlaşmayı, tanışması bile o kadar kolay değildir. Picasso bile elli yıl uğraştıktan sonra… Diyelim ki bir insan içindeki çocuğu aramaya

Dedektifler Dosyası ve Kardeşimm Benim

Güzel bir cumartesi sabahıydı. Açık Radyo’ya giderken yunuslar kendilerini gösterdi. Programın ilk bölümünde, Joan ve Albert Vinyoli tarafından yazılan, Feliciano G. Zecchini tarafından resimlenen ve Mandolin Yayınları tarafından Türkçesi yayımlanan “Dedektifler Dosyası” adlı kitap hakkında konuştuk. Kitap, polisiye türünün en önemli dedektiflerini, dedektiflerin yöntemlerini, yazarlarını anlatıyor. Görsel olarak da çok iyi hazırlanmış olan kitap, yalnızca çocukların değil, polisiye türüne ilgi duyan ya da ilgi duyma potansiyeline sahip herkesin keyifle okuyacağı

Kral ve Tohum

Kralı kral yapan nedir? Kral gibi davranan binlerce koftinin caka sattığı, zorbalık yaptığı bir dünyada, bu soruya yanıt bulmak kolay değil. Değil ama bir şeyin kralı kral yapıyor olması lazım, değil mi? Kalıtım olamaz; ama miras yeterli mi kral olmaya? Güç aşkı olabilir mi? Güç bağımlılığı? Bir kitapta okumuştum. Bizim sözde medeniyetimizin “ilkel” ya da “vahşi” dediği bazı insan topluluklarında, kral olmanın altın kuralı, kralın sahip olduğu zenginliği cömertçe paylaştırmasıymış.

Semih ve Balat’ın Bulutu

On bir yaşımdaydım. İstanbul’da doğup büyümüştüm ama kentin bildiğim, gezip gördüğüm yerleri azdı. Bir gün, bir nedenle Karaköy’deki eski bir taş binaya girmem gerekti. Bina, rengi siyaha yakın koyu gri taşlardan yapılmıştı. Yıllar sonra bakıma alınınca o taşların aslında sarı olduğunu, orada öylece dikilip durduğu yüzlerce yıl içinde karardığını fark edecektim. Mavi-gri demir kapıdan girip merdivenleri çıktım. Karşıma anlamadığım bir dildeki yazılarla dolu bir duvar çıktı. Solumda kocaman bir başka

Damdaki İnek

Bir zamanlar, damı yemyeşil çimenlerle kaplı tepedeki kulübede Shon adlı bir adamla, Sian adlı bir kadın yaşarmış. Shon her sabah tarlaya gider çalışırmış. Akşam yorgun argın döndüğünde, evde kalıp çiftliğin işlerini yapan Sian’ın hiç yorgun olmadığını görürmüş. Bir süre sonra Shon şikâyet etmeye, bütün zor işleri kendisinin yaptığını söylemeye başlamış. Shon’un şikâyetleri karşısında Sian işleri değiş tokuş etmeyi önermiş. Sian tarlaya çalışmaya giderken, Shon evde kalmış. Halinden pek memnunmuş. Zaten