Tag "macera"

Şnörk ve Denizci

Issızlığın ortasında bir bataklıkta, yapayalnız yaşayan Şnörk, halinden hiç de şikâyetçi değildir. Ne gökyüzünün gri bulutları ve insanın içine işleyen yağmur ne de bata çıka ilerleyerek yemek aradığı bataklık rahatsız edicidir onun için. Akşamları sobanın karşısına tek başına oturup, deniz börülcesi çorbasını içerken ne şanslı olduğunu düşünür. Ateşin tadını çıkarırken onu rahatsız edecek kimse yoktur ve çorbasını paylaşmak zorunda değildir. Şnörk gayet memnundur bu yalnızlıktan. Aslına bakarsanız Şnörk mutlu değildir

Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı

Hep dediğimiz bir şey vardır: Çocuk kitaplarında her konuyu ele alabilirsiniz; sadece nasıl anlatacağınızı bilmeniz, doğru sözcükleri ve ifadeleri bulmanız gerekir. “Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı” işte böyle kitaplardan biri. Sevgi Saygı’nın kaleme aldığı romanda babaannesi alzheimer olan bir çocuğun öyküsünü okuyoruz. Alaz ve arkadaşlarının yaşlılığı nasıl anlamaya, kavramaya çalıştığını, kuşaklar arası iletişimi keyifli bir üslupla ele almış yazar. Bu haftanın armağan kitabı olan “Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı” gelecek hafta yapacağımız çekilişte

Karadankaçanlar

İlkin adı ilgimi çekti. Sonra ejderhalı yelkenli kapak resmi ilgimi çekti. Derken ilk cümle ilgimi iyice sündürdü: Evvel balık içinde, kalbur deniz dibinde… Sonrası da aynen böyle gelişti. Cümle cümle peşine, tıkır tıkır işledi kitap. Hoop, okudum bitti. Adı Karadankaçanlar olan bir gemideyiz. Geminin tayfası da, yolcusu da, kaptanı da, aşçısı da, miçosu da, çımacısı da Tomris’le Tomris’in annesi. Tomris’in annesi kitap boyunca Tomris’in annesi diye anıldığı için ben de ona

Yeti ile Spagetti

Maceraperestlik çocukların hamurunda var. Teorik olarak bu bilgiye sahiptim zaten. Tayga’nın büyümesini izlerken neredeyse her adımda bu bilginin doğrulandığını gördüm. Eğer biz yetişkince bir saçmalıkla yoluna çıkmazsak, Tayga’nın merakının peşinden nasıl gittiğini gözlemledim. Özellikle emeklemeye (daha doğrusu tırtıllamaya) başladıktan sonra Orman bir de sağlamasını almamızı sağladı: Merakın izinde maceraya atılmak çocukların fabrika ayarıdır. Orman, fıstık yeşili terliklerimin peşine düşüp kan ter içinde kalsa bile hedefinden şaşmıyor. Odanın ayaklarımızla basabildiğimiz her

Kâğıttan Şehir

Hepimiz hayatımızın bir defa mutlaka kağıttan kayık yapmışızdır, öyle değil mi? En basit katlama tekniğidir kağıttan kayık. Kare kağıdı katlayıp katlayıp, tekrar kare hale getirdiğiniz ve ve o kareyi iki ucundan çektiğinizde kağıdın bir kayığa dönüştüğü anı anımsayın.İnsan ne mutlu olur. İki boyutlu bir kağıt parçasının üç boyutlu bir nesneye dönüştüğü o an, o kayıkla birlikte nerelere gitmişsinizdir kim bilir. Belki kayığın içine bir şeyler doldurdunuz, belki de kayığı küçük bir

Edgar ve Allan Poe ile maceraya devam

Benim için çocukken yaz tatili demek bütün gün sokakta oynamanın dışında bolca kitap okumak da demekti. Öğle saatlerinde evdeysem en sevdiğim şey sandviç yapıp evin bir köşesindeki kuytuya çekilip kitap okurdum. Hele bir de soluksuz bir maceraya denk geldiysem değmeyin keyfime. Keşke o zaman şimdiki kitaplar olsaydı diye hayıflanmadan da edemiyorum. Neyse ki şimdiki kitapları şimdi okumak gibi bir şansım var! Şimdi çocuk olsaydım bu yaz tatili için kendime seçeceğim

Üç kişilik, tek kitaplık bir sohbet: Babam Süt Peşinde

Geçen hafta radyoda Neil Gaiman’ın Türkçe’de yayımlanan son kitabı “Babam Süt Peşinde” hakkında konuştuk. Radyo kaydını yapmadan önce bir dizi rastlantıyla karşılaştık. Şöyle ki, Gaiman’ın kitabının çıkacağını haber almış, sabırsızlıkla bekliyordum. Ancak kitabı daha gelir gelmez Yıldıray’a kaptırdığım için hevesim kursağımda kaldı. Sonra o bitirsin de ben okuyayım diye beklerken, geçen hafta bir sabah Esra’dan bir mesaj aldım: “Güzel kitap alarmı. Seviye kırmızı!” Söylediği kitap elbette Babam Süt Peşinde idi.

Simyacı ve Mamut Yıkama Rehberi

Simya sözcüğünü ilk ne zaman duyduğumu anımsamıyorum; ama ne anlama geldiğini öğrendiğimde çok heyecanlanmıştım. Simya denilen şey gerçekten mümkün müydü? İnsan simyanın sırlarına vakıf olursa neler yapmazdı ki? Muhtemelen bundan yüzyıllarca yıl önce bir simyagerin yanına çırak verilsem, ömrümü bu sanata adar, deney üstüne deney yapar, usta bir simyager olmak için var gücümle çalışırdım. Yüzyıllarca yıl önce yaşayıp da simyager falan olmadım. 20. yüzyılda doğmuş, bırakın simyayı, kimyadan bile karbonatla

Denizler Altında Yirmi Bin Fersah ve Dünya Bir Köy Olsaydı

En sevdiğiniz Jules Verne romanı hangisi? İnsan seçemiyor, değil mi? Romanlarının her birinde kurguladığı maceralarının bugün de soluk kesici olmasının nedeni, kitaplarının yazdığı zamanki teknolojiden fersah fersah ötede düşünebilmiş olması sanırım. Bırakın uzay araçlarını, daha uçak diye bir şeyin bile olmadığı, Ay’ın gökyüzünde büyüleyici bir gök cismi olmaktan öte olmadığı bir dönemde Ay’a seyahat edebilen, yerkürenin altında başka bir dünya hayal edebilen, dünyanın keşfedilmemiş bölgelerinden kayıp uygarlıklar kurgulayabilen, dünyanın çevresini 80