Çikolata macerası

February 8, 2012

Bazen, deyiş yerindeyse, rahat bize batar. O pek rahat, her şeyin yolunda gittiği yaşamımızı, sanki o hiç rahat ve yolunda değilmiş gibi, tersyüz ederiz. Bazen ormandaki düzgün patikada yürümekten sıkılır, ağaçların arasına, çalılarla kaplı araziye giriveririz. Başka bir deyişle, bazen içinde bulunduğumuz, o hep alıştığımız ortamda olmak istemeyiz; değişiklik isteriz. Kim bilir, doğamızda merak olduğu [...]

Share
DEVAMI BURADA

Limon Ağacının Şarkısını dinleyin

October 20, 2011

Yolda yürürken bazen kulağıma sözler fısıldanır. O sözleri, o fısıltıları dinlemeyi çok severim. Kim mi fısıldar? Kim olacak, ağaçlar tabii! Aa? Yoksa siz duymaz mısınız ağaçların fısıltılarını? Mesela söğüt ilk başta çekingen gibi durur ama, konuşmaya başladı mıydı susmak bilmez. Kavak çok şen şakraktır. Hiç susmaz. Çam, kavağın tersidir. Mağrurdur. Kırk yılın başı konuşur; ama [...]

Share
DEVAMI BURADA

Benek, kedi olmayı düşleyen köpek

October 11, 2011

Kitabın adını görür görmez bizim eski mahalleye, 8-9 yaşında olduğum günlere ışınlandım. Bugün ana cadde olan sokağımız (yani bizim mahalle), o günlerde geniş enli bir çıkmaz sokaktı. Asfalt, ta E5 karayoluna kadar uzanan (ki bu oldukça uzun bir mesafeydi) bir arazide son buluyordu. Sokağımızın iki yanında mütevazı apartmanlar diziliydi. Fransız balkonu gibi sahtekârlıkları olmayan, geniş [...]

Share
DEVAMI BURADA

Bir Dolap Kitap-13.08.2011 radyo yayını

August 14, 2011

Bu hafta 16. bölümümüzü yaptık. Diyebilirim ki, şimdiye kadar geçen 15 haftanın hiçbir yayınında bu haftaki kadar eğlenmemiştik. Biliyorsunuz, yayınımızda çocuk filmlerinden ya da çizgi filmlerinden seçtiğimiz şarkıları çalıyoruz. Bu hafta Alpler’in özgür kızı Heidi’yi analım dedik. Heidi şarkısını arayıp bulma kısmında zaten çok eğlenmiştik. Evde bağıra bağıra “Heidi, Heiiii-diiiii….” diye şarkısını söylerken, komşularımız bizden [...]

Share
DEVAMI BURADA

Türkiye’nin Kuşları

August 4, 2011

Bir dakika sessizlik lütfen! Her neredeyseniz kısa bir süre için susun ve dinleyin. Şehirde olanlar büyük olasılıkla binlerce saçma sapan gürültünün ortasındadır. O gürültüyü mümkün mertebe duymamaya gayret gösterin. Gürültüleri atınca hangi sesler kaldı geriye? Oyun oynayan çocuk sesleri, emekli bir amcanın terbiye sınırları içindeki sesli gülüşü, tatlı bir müzik, içindeki yemek karıştırıldıktan sonra tencerenin [...]

Share
DEVAMI BURADA

Gönül Kuşu

June 8, 2011

Pueblo Kızılderilileri, beyazların hepten kaçık olduğunu düşünürlermiş. Pueblolara göre, beyaz adam gibi kafasıyla düşündüğünü iddia eden herkes kaçıkmış; çünkü Pueblolar yürekleriyle düşündüklerine inanırlarmış. Bizim kültürümüzdeyse yürek, bırakın düşünmeyi, asıl işlevi olan kan pompalamaktan bile daha çok duygularla, hissetmekle ilişkilendirilir. Akılsa (yaşta değil) baştadır. Duygularımızla düşüncelerimiz ayrıdır yani. Puebloları bilmem ama ben bu ayrımı defalarca ve [...]

Share
DEVAMI BURADA

Dolapta bir cin

May 16, 2011

Ne zamandır Dolap’ın rafları arasına girmek isteyen bir cin vardı. Sırada bekliyordu. Bugün ona dedik ki, “Gel sevimli cin, bücürük cin, dolan raflarda.” Sözünü ettiğim bu cin Böğürtlen Cini. Benim fi tarihinde okuduğum ilk Feridun Oral kitabının kahramanı. Kitabın adı “Böğürtlen Cini ve Sarı Gaga”. Bu bir kış masalı. Kışın ardından gülümseyen bahar masalı. Bu, [...]

Share
DEVAMI BURADA

Bir garip yumurta

March 25, 2011

Yıldıray dün “Üç Kuzucuk” kitabında yemek seçme meselesine değinmişti. O yazı ve yazıya gelen yorumlardan sonra biraz ters kaçacak ama dayanamadım. İtiraf ediyorum: Ben şu yumurta denen şeyi oldum olası sevemedim. Halbuki yiyeceklerle aram pek bir sıkı fıkıdır. İştah deseniz, yerinde… Ağız tadı deseniz, o da epey var… Ama gelin görün ki yumurta denince diğer [...]

Share
DEVAMI BURADA

Yuvada

June 8, 2010

Birkaç yıl önce, gündüz vakti, Moda’daki bir çay bahçesinde oturmuş keyif yapıyordum. O günlerde devam ettiğim çay bahçesine her gittiğimde, mümkünse o koca çitlembik ağacının altındaki masaya oturmaya çalışırdım. Başarılı olduğum bir gündü. Koca çitlembiğin gölgesindeydim. Bir elimi ağacın gövdesine dayayıp varlığına şükür, gölgesine teşekkür ettikten sonra biraz Marmara’ya, biraz Sultanahmet’e, biraz Adalar’a, biraz da [...]

Share
DEVAMI BURADA