Tag "köpek"

Neredesin Janinka?

Bizim buralarda sokakta o kadar çok cins köpek var ki… İstanbul’da da öyleydi; Caddebostan sahilde görürdük zaman zaman başıboş gezinen cins köpekleri. Annem Datça’da da benzer bir durumdan bahsetmişti. Sanırım canım yurdumun pek çok yerinde, özellikle sayfiye bölgelerinde bu durum oldukça “sıradan”. Sen iki üç günlük keyfin için git al o köpekleri, sonra sıkılıp zor gelmeye başlayınca da sokağa sal. hele ki tatil beldesindeysen geride bırak, arkanı dön git. “Neredesin Janinka?”yı

Fantastik Franki ve Gaston

Ülke gündeminde kötü hiçbir şey olmuyormuşçasına sürdürmeye çalıştığımız Bir Dolap Kitap yayınında kendi adıma çok zorlanıyorum. Aşağıdaki radyo kaydını yaptığımızda burada hava şurup gibiydi; bizim keyfimiz de öyle. Yayın kaydımız pazar günü Açık Radyo’da yayınlandığında yine bizde, ülkede, dünyada her şey nispeten yolundaydı. O akşam Ankara’nın göbeğinde yine masum insanların yaşamı bir takım hastalıklı ruhlu yaratıklar tarafından ellerinden alındı. Sürekli insanların öldüğü bir ülkede nasıl olur da gülümseyerek çocuk kitabı okunabilir

Neil Gaiman’ın bir kitabı daha Türkçe’de!

Bizi bilen bilir, Neil Gaiman’ı ikimiz de severiz. Haliyle yeni bir Gaiman kitabı dilimize çevrilince hemen heyecanlanıyoruz. üstelik vaktiyle Dolap’ta keşke çevrilse dediğimiz bir kitap dilimize çevrilirse daha da heyecanlanıyoruz. “Babamı İki Japon Balığı İle Değiş Tokuş Ettiğim Gün“ hakkında yazdığımızda Bir Dolap Kitabı açalı hepi topu birkaç ay olmuştu. Yani neredeyse altı yıl öncesinden söz ediyoruz. Yazının sonuna doğru Yıldıray “Umarım bir yayınevi bu kitabın Türkçe çevirisini yapar,” diye

Hayvanların da mahalle hayatı olur

Bizim sokakta bir sürü hayvan yaşıyor. Bizim bahçede kedi Saffet ve saz arkadaşları var. Saffet bebekliğinden beri burada zaten; diğerleri sonradan yerleşti. yan bahçede kedi gördü mü deliye dönen rottweiler Daisy var. Onun yanındaki bahçede goldenretriever Ece ile onun köür karası çocuğu, onların da yanında Ece’nin bir başka çocuğu yaşıyor. Karşı bahçede ihtiyar Alman kurdu Zuzu var. Bir tane adını bilmediğimiz bir köpek ortalıkta serbest gezip bunların hepsini ayaklandırıyor. Bir

Bay Bello ve Mavi Mucize

Gündemde sanki olumsuz, kötü hiçbir şey yokmuşçasına çocuk kitapları okuyoruz, evet, bunu yapıyoruz. İnanın iyi geliyor. Zaman zaman içimi bürüyen kasveti silkip atmak için büyü çaba harcıyorum. Artık bu konuda kendimi daha güçlü hissettiğimi söylemeliyim. Geçtiğimiz dönemde çocuk kitabı okuduğum için vicdan azabı hisseder olmuştum. Bu yanlış! Tam tersini yapmam gerekmiyor muydu? Aynen öyle! Öyleyse yola devam. Çünkü çocuk kitaplarının iyileştirici gücü var. Hele iyi kitaplara denk gelirseniz, hele bir de

Pöti: Bir Barınak Köpeğinin Öyküsü

Öyle kitap kahramanları vardır ki onların birer kurgu ürünü olduğuna ihtimal vermezsiniz. Benim Mary Poppins’i gerçek bir kişi kabul etmem gibi. Ya da öyle kitaplar vardır ki okurken gerçeklik duygusundan uzaklaşır, kitabın içindeki dünyada yaşamaya başlarsınız. Hary Potter’ın okulu Hogwarts öyledir benim için. Okulun koridorlarıda dolaşan çocukları elimi uzatsam tutacakmışım gibi… Bir de öyle karakterler vardır ki onlar gerçekten gerçektir. Bazı kahramanlar kitaptan sinemaya uyarlanıp ete kemiğe bürünürler. Bazılarıysa zaten et

Asla Neden Diye Sorma

Bu haftaki radyo programımızın tanıtımını yazarken söze nasıl başlasam diye çok düşündüm. daha en baştan söyleyeyim: Bu yazıyı yazmak zor olacak. Neden zor olduğunu, az sonra aşağıdaki radyo kaydını dinlerken anlayacaksınız. Nedeni Yıldıray’ın yayında sözünü ettiği kitap: “Asla Neden Diye Sorma”. Kitabı ilk okuduğumda, resimlerine ilk baktığımda da benzer şeyler düşünmüştüm. Nasıl tanımlayacağımı bilememiştim kitabı; bir yerler koyamamıştım. Bazı kitapların tanımlanmaya ihtiyacı yok belki de. Okursunuz, bakarsınız ve içinizde bir

Dolap Çekmecesi yeniden radyoda…

Tayga Açık Radyo’daki ilk canlı yayınına çıktığında (!) 8 haftalıktı. Bizimle pek çok pazar sabahı  radyoya geldi. Tren, vapur ve Karaköy’den yapılan kısa bir yürüyüşle gerçekleştirdiğimiz radyo yolculuklarımız büyük keyifti. İlk başlarda sakin geçen yayınlarımız Tayga büyüdükçe onun tarafından baltalanmaya başladı. Bir iki kere yayın yönetmenimiz Özdal’ın Tayga’yı yayın masasının olduğu tarafa alıp bizi kurtardığını hatırlıyorum. Renkli ve ışıklı düğmeleri görünce nasıl da heyecanlanıp mutlu olurdu. Şimdi görse herhalde deliye döner. Ne

Bay Jaromir ve Çalınan Elmaslar

Yılın son radyo yayınını yaptık dün. Bir hafifleme hissi oldu bende. Sizde de 31 Aralık’a yaklaşırken benzer hisler oluyor mu? Çocukken yılbaşı benim için eğlence demekti. Mutlaka birilerinde toplanılırdı. Şahane yemekler olurdu. Bol kuruyemiş olurdu. Geç saate kadar oturma iznimiz olurdu. Uzun zamandır bu nevi eğlentilerden uzağım. Açıkçası 31 Aralık’ın diğer günlerden bir farkı kalmadı benim için. (Bana sorarsanız asıl 28, hatta 29 Şubat kutlanmalı. Hem kışın son günü olduğu