Tag "Kelime Yayınları"

Kaplanı Sakın Gıdıklama!

Geçen haftaki radyo kaydımızı bir hafta rötarla yayınlıyoruz. Özel sağlık sorunlarımız var. Bizi zor bir süreç bekliyor. O nedenle, bir süre burada olamayacağız. Umarız yakında görüşürüz Yayında sözünü ettiğimiz “Kaplanı Sakın Gıdıklama” bu haftaki armağan kitabımız. Bu yazının altına yorum yazarak çekilise katılabilirsiniz. Kazanan kişiyi haftaya bildireceğiz. Yayının ikinci kısmında Japon çocuk edebiyatından bir örneğe yer verdik. “Bitmemiş Hikâyeler Kütüphanesi” masallara ve masal kahramanlarına farklı bir bakış açısı getiriyor. Yayının

Bir ağacı sevmekle başlayacak her şey

Bir ağacın, ne kadar BÜYÜK olursa olsun tek bir ağacın gündelik yaşamımızdaki yeri nedir? “Küçük Evler’in Büyük Ağacı”nın arka kapağındaki tanıtım cümlesi işte bu cümleyle başlıyor. Sahi, bir ağacın sizin yaşamınızdaki yeri ne? Var mı her gün karşı karşıya geldiğiniz bir ağaç?  Kim bilir belki evinizin penceresinden gördüğünüz, sabahları uyanıp da perdeyi çekince sizi selamlayan yaşlı bir çınar mesela… Ya da her gün işe, okula giderken yanından geçtiğiniz bir fıstık

Çok Komik Bir Salgın ile Başımızda Kuşlar

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki gülmeyi unuttuk gibi bir şey. Sizi bilmem ama ben son zamanlarda güzel bir şeyler yazamaz oldum Bir Dolap Kitap’ta. Çocuk kitapları okuyup sonra bunların güzelliğinden söz edemez haldeyim. Sanki çocuk kitapları hakkında yazıp çizince hayata pembe gözlüklerden bakıp, var olan karanlığa arkamı dönmüş, olup bitenleri yok sayıyormuş gibi görünmekten korkuyorum. O yüzden çoğu zaman susuyorum. Hatta Orman doğduğundan beri bilinçli bir şekilde kapıyorum kendimi dış

FantastiKomik Sinema Ailesi

Geçtiğimiz hafta Açık Radyo’nun 12. Dinleyici Destek Projesi Özel Yayını ile geçti. Bizim Pazar günkü programımız da şenliğin son gününe denk geliyordu. 20. yaşını kutlayan Açık Radyo, 9 gün 99 saatlik özel yayınının sonunda 1793 destekçiyle yoluna devam ediyor. Açık Radyo’nun ufak da olsa bir parçası olmak bize de mutluluk veriyor açıkçası. Bu haftaki programımıza ilginç bir kitapla başladık. Andrea Valente’nin yazdığı “FantastiKomik Sinema Ailesi”. Kurgu bir ailenin birkaç kuşak

Evim, evim, güzel evim!

Oldum olası evi, evde olmayı ve evleri sevmişimdir. Çocukluğumdan beri ilgi duyarım evlere. Babamın iş için yurtdışından getirttiği büyük kataloglarda en çok ev eşyalarının olduğu sayfalara bakmayı sever, evlerin nasıl döşendiğiyle ilgilenirdim. Hele bazılarında evin bahçesine kondurulan ahşap kulübeler olurdu ki sormayın… Bayılırdım. Legolarla hep ev inşa ederdim, içine masasını, yatağını koyarak. Ev yapmazsam karavan yapar, yine içini döşerdim. Amerikan filmlerindeki ağaç ev sahibi çocuklara özenirdim. Ev planları çizerdim çeşit

Bir ördeğin ve umudun peşinde…

Merhaba sevgili Dolapsever, Bu yazıyı okumaya başlayarak Bir Dolap Kitap’ın yeni çağına da balıklama dalmış bulunuyorsun. Bundan böyle Dolap’ın sayfalarında dolanırken biz kapaklar dışında yazarlarla da karşılaşabilirsin, şaşırma. Şimdi hiçbozuntuya vermeden sakince okumaya devam et, sevgili Dolapsever, çünkü seni ilk konuk yazarımız Gökçe Gökçeer’în yazdığı leziz bir yazı bekliyor. İyi okumalar! Yıl 1992. Hong Kong’dan yola çıkan dev bir yük gemisi, Kuzey Pasifik Okyanusu’nda ilerlerken çıkan korkunç bir fırtına sonucu

Nick ve Tesla’nın Olağanüstü Heyecanlı Bilim Laboratuvarı

Çocuk kitaplarında kullanılan bazı unsurlar var ki, bence her seferinde işliyor. Kahramanlarının ikiz olduğu kitaplar mesela… Şimdiye kadar Bir Dolap Kitap’ta bu ikiz temasına defalarca rastladık. “Tek mi? Çift mi?“nin tek yumurta ikizleri Jay ve Ray Grayson’ın koca bir okulu nasıl kandırdğını okuyup eğlendik. “Pera Günlükleri“nin gizemli ikizleri Ran ve Lusin Ertanin ile bilmediğimiz bir İstanbul’da gezindik. “Beter İkizler“ Edgar ve Ellen ile kötülükten keyif aldık. “Templeton İkizleri“ Abigail ve Jon ile

Adam Yutan Kanyonu’ndaki Hazine, Suç ve Ceza

Soluksuz maceralara bayılırım. Yıldıray da öyle. Daha da bayıldığım şey ise böyle bir kitabı Yıldıray’dan önce kapıp okumak. Son günlerde işte tam bu tanımlamaya uyan bir kitap okudum. Okurken “Tam sana göre bir kitap bu,” diye diye, ser verip sır vermeden okudum kitabı. Bitirince de hemen radyoda anlattım. “Genç Kâşifler – Adamyutan Kanyonu’ndaki Hazine” adını taşıyan kitap, bilgisayarların çöktüğü, elektriğin olmadığı, doğal kaynakların iyice azaldığı ve bu nedenle insanların (özellikle de

Kaplancık ile Ayıcık

Mektup yazar mısınız? Siz de benim gibi şöyle mi diyorsunuz: “Ah, ah, eskiden ne çok mektuplaşırdık. Eskiden arkadaşlarımdan gelen mektupları, kartları hâlâ saklarım. İnternet çıktı, mertlik bozuldu.” Gerçekten de e-posta devri bizim gibi mektupseverlere büyük darbe vurdu. Ha, haftalarca yanıt beklemek yerine sevdiğin kişilerle anında haberleşmek güzel, o ayrı. Ama mektup yazmanın, mürekkebin kağıdın üzerinde akışını izlerken zihninden geçenleri kalemin hızına ayarlamaya çalışmak da ayrı bir keyif. Birkaç yıl önce