Tag "İthaki Yayınları"

Fantastik bir üçleme ve keyifli bir polisiyeye var mısınız?

Geçenlerde bir akşam çocukları yatırdık, izlemediğimiz bir animasyon ne vardı da izlesek diye aranırken benim aklıma “Kutu Cüceleri / The Boxtrolls” geldi. Yıldıray bilmiyormuş filmi, “Bak çok güzel stop-motion,” dedim, buldum açtım filmi. Sonra izlemeye başladık. Sonra film boyunca Yıldıray “Ben bu hikayeyi biliyorum ama ner’den?” deyip durdu. Filmin sonuna geldğimizde “Pantolonlar Fora!“ diye bağırdı. Ben de “Neyyy?” dedim. İşte böylece Yıldıray birkaç sene önce Pantolonlar Fora’dan söz ettiğinden beridir

Tembel Balık Sefa ile Sadık, Akıllı Bıdık

Leyla Fonten’i duymayanız kaldı mı? Tülin Kozikoğlu’nun yazıp Sedat Girgin’in resimlediği dokuz kitaplık “Leyla Fonten’den Öyküler” dizisi nihayet tamamlandı. Ben hakkında yazmak için dizinin tamamlanmasını bekleyedurayım, kitaplar çoktan yayımlandı, hatta bir tanesi White Ravens kataloğuna bile seçildi. Eee daha da beklemek olmazdı, değil mi ama? Ben de bu bahaneyle geçtiğimiz hafta sonu Açık Radyo’da serinin “Tembel Balık Sefa” adlı kitabına yer verdim. Umarım yeni çıkan kitaplardan ve evin bir köşesinde

Edgar ve Allan Poe ile maceraya devam

Benim için çocukken yaz tatili demek bütün gün sokakta oynamanın dışında bolca kitap okumak da demekti. Öğle saatlerinde evdeysem en sevdiğim şey sandviç yapıp evin bir köşesindeki kuytuya çekilip kitap okurdum. Hele bir de soluksuz bir maceraya denk geldiysem değmeyin keyfime. Keşke o zaman şimdiki kitaplar olsaydı diye hayıflanmadan da edemiyorum. Neyse ki şimdiki kitapları şimdi okumak gibi bir şansım var! Şimdi çocuk olsaydım bu yaz tatili için kendime seçeceğim

Devdinozorus ve Şamatacı Suçlular

Dolap yazılarına ara verdiğimizden bu yana haftalar geçti. Geçen sürede Açık Radyo’daki programımız devam etti elbette; ama Dolap tadilatta olunca bant kayıtlarını da sizinle paylaşamadık. Önce geçtiğimiz pazar günü yaptığımız programı sizinle paylaşalım; ardından eski kayıtları geriye dönük biçimde yavaş yavaş paylaşmaya başlayalım. Geçtiğimiz hafta programa Johnny Duddle’ın yeni kitabı “Devdinozorus” ile başladık. Hani şu “Kapı Komşumuz Korsanlar“ ve “Uzayın Kralı“ adlı kitapların yazarı… Çocukların sevdiği konuları seçme konusunda usta olan

Kayıp Şey ve Minerva Mint

Merhaba! Uzun zamandır buraya yazmıyordum. Hem Dolap’ımızı, hem sizi özlemişim. Nasılsınız? Beni sorarsanız, ben iyiyim. Bizim Dolap Çekmecesi’ni sorarsanız, o da iyi. Taygalı günleri sonra uzun uzun yazarız zaten. Ben hemen bu haftaki radyo yayınından söz edeyim. Bu hafta benim için yeniliklerle doluydu. Bir kere, uzun zamandır ilk kez radyoya gitmek için evden çıktım. Biliyorsunuz, Tayga’nın doğumundan beri programımızı canlı sunmayıp, bant yayını yapıyorduk. (O bant kayıtlarını da buradan yayınlamaya

Kutup Ayısı Koda

Şöyle pufuduk bir kutup ayısı düşünün, bembeyaz, koca popolu, biraz şaşkın suratlı bir kutup ayısı. Hani belgesellerde izleriz hep. Tam da denizden çıkarken, tüyleri ıslanıp yapışmışken ne şapşal görünürler, değil mi? Hele yavruları! Neredeyse her canlının yavrusu şirindir ama bu kutup ayılarının yavruları başka bir şirindir. Oyuncu olurlar bir kere. Dombili bedenleriyle buzun üzerinde yalpalaya yalpaya dolaşırlar annelerinin peşinden. İnsanın sıkı sıkı sarılası gelir kutup ayısı yavrularına. Sıcacık olur ki

Kızıl Ağaç ve İçimdeki Şiir Dilimdeki Söz

Bu hafta radyoda umut dolu kitaplar vardı elimizde. Yayının ilk bölümünde bizim son zamanlarda en beğendiğimiz kitaplardan biri olan “Kızıl Ağaç” hakkında konuştuk. Yaş grubuyla sınırlandırılamayacak, kalıplara sokulamayacak, çok özel bir kitap Kızıl Ağaç. Radyo yayını sırasında bir kişi bu kitabın sahibi oldu. Bu yazının altına yorum bırakan okurlarımızdan biri de 13 Ocak 2013 Pazar akşamı yapacağımız çekilişle aynı şansa sahip olacak. Haydi bakalım, pamuk parmaklar klavyeye…

Yarım Dünya

Çok, çok uzun zaman önce üç tane âlem varmış: Ten Âlemi, Ruh Âlemi ve Yarım Dünya. Çağlar boyunca bu üç dünya arasında kusursuz bir denge olmuş. Ten Âlemi’ndeki canlılar yaşamları sona erince Yarım Dünya’da uyanıyor, yaşamları sırasında yaşadıkları/yaşattıkları kötülüklerden burada arınıyor ve aydınlanma zamanı geldiğinde ışığa, Ruhlar Âlemi’ne gidiyorlarmış. Acıdan uzak, arınmış ve özgür ruhlar Ten âlemi’ne dönmek için yeniden doğuyorlarmış. Bu döngü bu şekilde devam ediyormuş. Sonra ne olduysa

Hobbit ya da Oradaydık ve Şimdi Buradayız

Ah nasıl heyecanlıyım bir bilseniz! Çok uzun zamandır beklediğim film yarın gösterime giriyor. J.R.R. Tolkien’in ünlü yapıtı, unutulmaz masalı, tadına doyulmaz macerası “Hobbit” sonunda beyazperdede. Hobbit’le tanıştığımda daha 18 yaşında bir üniversite öğrencisiydim (Tolkien’i keşfetmek için ne geç bir yaş!) Hiç unutmam, yaz tatilinde İzmir’e gitmiştim. Gazetelerden birinin kitap ekinde Tolkien’le ilgili bir yazı okumuştum. Yüzüklerin Efendisi’nden söz ediliyordu; tabii Hobbit’ten de. “Eve döner dönmez bu kitapları almalıyım!” diye kendime