Tag "İngiliz edebiyatı"

Roald Dahl 100 yaşında

Geçtiğimiz salı günü, 13 Eylül’de Roald Dahl’ın 100. yaşı kutlandı. Biz de geçen haftaki radyo yayınımızda Roald Dahl’ı andık. Bayram tatili nedeniyle, yayında biraz farklı bir şeyler yapalım dedik ve Dahl kitaplarından sinemaya aktarılan filmlerin şarkılarından bir seçki hazırladık. Podcast’i dinlemek için aşağıdaki ikona tıklayın.

Gökyüzü Çocukları

Sıcak çikolata içmeyi sever misiniz? Ben bayılırım. Kahveciler aram hiç iyi olmadı benim. Kokusuna bayılıyorum ama kahve iyi gelmiyor bana. O yüzden kahveciye gidip oturduysam, genelde sıcak çikolata içiyorum. Ya da evde bazı akşamlar (genelde kışın elbette) çay yerine şöyle içimi ısıtacak, yumuşacık bir çikolata içiyorum: Önce kakaoyu suyla biraz incelteceksiniz. Sonra ateşe koyacaksınız. Üzerini sütle tamamlayıp kaynatacaksınız. Evde iyi kalite çikolatanız varsa onu da benmaride eritip içine katacaksınız. Tatlı seviyorsanız

Benek Tozu ve Diğer Müthiş Sırlar

Üzerinde  Roald Dahl adı geçen bir şey oldu muydu benim için akan sular duruyor. Kuşlar bana yakında yepyeni bir Roald Dahl kitabı çıkacak dediğinde de öyle oldu. Geçen ay yayımlanan “Benek Tozu ve Diğer Müthiş Sırlar” tam da bizim İstanbul’da olduğumuz zamana denk gelince kitabı, sevgili arkadaşım ve kitabın da çevirmeni olan İpek Şoran’ın elinden, keyifli bir vapur yolculuğu sırasında teslim aldım. Kitabı bir solukta okudum da yazması ancak bu zamana

Fantastik bir üçleme ve keyifli bir polisiyeye var mısınız?

Geçenlerde bir akşam çocukları yatırdık, izlemediğimiz bir animasyon ne vardı da izlesek diye aranırken benim aklıma “Kutu Cüceleri / The Boxtrolls” geldi. Yıldıray bilmiyormuş filmi, “Bak çok güzel stop-motion,” dedim, buldum açtım filmi. Sonra izlemeye başladık. Sonra film boyunca Yıldıray “Ben bu hikayeyi biliyorum ama ner’den?” deyip durdu. Filmin sonuna geldğimizde “Pantolonlar Fora!“ diye bağırdı. Ben de “Neyyy?” dedim. İşte böylece Yıldıray birkaç sene önce Pantolonlar Fora’dan söz ettiğinden beridir

Ağacın En Tepesinde

Birkaç ay önce yayımlanan “Ağacın En Tepesinde” adlı kitabı ilk okuduğumda üzerine ne söyleyeceğimi bilememiştim. Sevip sevmediğimden, ilgimi çekip çekmediğinden emin olamamıştım. Tuhaf bir çekiciliği olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum. Bir de kitabın resimlenme biçimi de ilgimi çekmişti. O sıralar hamileliğimin son günlerini yaşıyordum ve artık hayli zorlanıyordum. Pek çok şeyi doğru dürüst okuyup algılayamıyordum. “Ağacın En Tepesinde” için de aynı şey geçerli olabilir. Tekrar okumam gerektiğine karar verip bir kenara ayırmıştım.

Saving Mr. Banks: Mary Poppins’in değil, yazarının öyküsü

Mary Poppins’i ne kadar çok severim. Daha önce yazdım, radyoda anlattım. Mary Poppins benim çocukluğumun en önemli parçalarından biri. Mary Poppins eşsiz biriydi benim için. Kitap kahramanından öte, gerçekten var olduğuna inandığım, karşılaşmayı hayal ettiğim; hayatıma sihirli bir dokunuş, anlamlandıramadığım gizemler katmasını istediğim biriydi. Bizdeki kitabın üzerinde ne bir yazar adı, ne bir resim olmasının da katkısı vardı bunda. Bu, “yazılmış” bir kitap değil, gerçek bir öyküydü benim için. Mary Poppins’in

Matbaacılık Oyuncağı ve Genç Sherlock Holmes

Yaz tatili sürüyor. Bir tatili güzel kılan şeylerden biri de güzel kitaplardır. İşte bu hafta radyoda ele aldığımız kitaplar da tam tatil için biçilmiş kaftan. Yayının ilk kısmında edebiyat ve sanatla çevrili bir çocuklu geçirmiş Yiğit Bener’in anılarından devşirdiği “Matbaacılık Oyuncağı” adlı kitap hakkında konuştuk. Az sayıda sayfasının içinde pek çok değerli şey barındıran bu anı kitabı, kimbilir belki de bazı çocukları yazmaya sevk edecek. Belki de bu kitap sayesinde

Kiralık Canavar ve Babaannem Bir Gangster

Opera meraklısı bir kız çocuğu ile geceleri çocukların odalarına giren korkunç bir canavar arkadaş olabilir mi? “Kiralık Canavar” işte tam olarak bunu anlatıyor. Sadece bunu mu? Ebeveyn-çocuk ilişkileri, hayaller, hayalleri gerçekleştirme çabası, korkular ve korkularla yüzleşebilme cesareti, sevgi gibi kavramlara değinen kitabın yazarı Andreas Steinhöfel. Steinhöfel ismi Bir Dolap Kitap için yabancı değil. Yıldıray daha önce “Rico ve Oscar“dan söz etmişti. Hâlâ da her lafı geçtiğinde o kitaptan övgüyle söz eder,

Olduğun Yerde Kal

Savaş, anlatması da hakkında konuşup yazması da ne zor bir konu değil mi? İnsan savaşı nasıl anlatır? hem de çocuklara… Bazıları çocukları tüm kötülüklerden , kötü olan her şeyden uzak tutmak, onları koruyup kollamak eğiliminde. Sanıyorlar ki çocuklara onları mutsuz edecek, olumsuz herhangi bir şeyi yok sayarlarsa, üstünü örtüp çocuklardan gizlerlerse çocukları koruyabilecekler. Ne büyük hata… Savaşı ele alalım. Savaş hakkında söylenebilecek bir tek iyi şey bilmiyorum. Adını anmak bile