hayal gücü

I can be anything! / Ne istersem olurum!

October 4, 2011

Çocukken, henüz kitaplarla doğru düzgün tanışmamışken, resim defterim ve bir sürü kuru boya kalemim vardı. Bir sürü resim yapardım. Benim resimlerimde de tüm çocuk resimlerinde ne varsa onlar vardı. Ama bir şey vardı ki, ilkokul yıllarında bile resimlerimin bir yerine sıkıştırırdım: Mavi bir helikopter. Nedenini bilmiyorum. Muhtemelen havada bir helikopter görmüşüm ve çok sevmişim. İşte [...]

Share
DEVAMI BURADA

Bir Dolap Kitap-06.08.2011 radyo yayını

August 7, 2011

Bu hafta programı yapmakta zorlandık. Çünkü 6 Ağustos, bundan 66 yıl önce Japonya’nın Hiroşima kentine atılan atom bombasının on binlerce sivili yaşlı, genç, bebek demeden bir anda yok ettiği gündür. Bu büyük insanlık suçu hakkında konuşmak çok zor. Yine de, cesaretimizi topladık ve programa 6 Ağustos 1945 günü hakkında bir kitapla başladık: Keiji Nakawaza tarafından [...]

Share
DEVAMI BURADA

Bir çocuk, bir ördek: Arda ile Paytak

May 18, 2011

Çocukken bazı şeyler ne kadar önemli oluyor. Başkaları için değersiz, anlamsız şeyler, sizin için ne büyük anlamlar ifade ediyor. Çocukluğunuzun  en sevdiğiniz oyuncağını ele alalım. Neydi, önce onu bir hatırlayın. Uzun saçlı bir bebek mi? Yoksa tüyleri lime lime olmuş bir ayıcık mı? Benim en sevdiğim oyuncağım bir maymundu. Adı yoktu. O benim maymunumdu. Anneannemle [...]

Share
DEVAMI BURADA

BANT YAYINI: Sihir

April 21, 2011

Esrarengiz Komşu “Esrarengiz Komşu” adlı kitabı okuduğumdan beri kendime sorup duruyorum: Bay Röslein mı, Mary Poppins mi? Hangisi daha sıra dışı ve büyülü? Kitabın kahramanı küçük Moritz, alt kat komşusu Bay Röslein’la tanıştığı andan itibaren ben de hınzır hınzır sırıtarak “Bay Röslein gibi bir komşum olsa hayat nasıl olurdu?” diye düşünmeye başladım. Apartmana girdiğimde siyah [...]

Share
DEVAMI BURADA

Bir kağıt, bir kalem, biraz da boya…

February 28, 2011

Kendimi bildim bileli kağıt-kalemle oynamayı sevdim. Çocukken bir yere giderken yanıma mutlaka bir kitap, biraz da kağıt kalem alırdım. Ya da gittiğim yerde en cincüce sesimle “Bir kalemle biraz kağıt alabilir miyim, lütfen?” diye cikler, sonra bir köşeye çekilir bir şeyler karalardım. Ama resim yapmayı sevmeme rağmen, bunda beni korkutan bir yan da vardı. Ne [...]

Share
DEVAMI BURADA

Küçücük fıçıcık, iki küçük haylazcık

February 18, 2011

Onlarla ilk ne zaman karşılaştım tam hatırlamıyorum. Fuar öncesinde, gazetelerin kitap eklerinden birinde onları gördüğüme eminim. Hemen sıra dışı resimleriyle aklıma kazındılar. Ama sanki çocukken de onları görmüştüm. Eski dergilerde miydi acaba? Annemin genç kızlığından kalma dergileri kastediyorum. Onlarda çok karikatür olurdu. Kimden mi söz ediyorum? Jip ile Janneke’den.

Share
DEVAMI BURADA

Anne, ben kimim?

January 27, 2011

Yansımanıza bakar mısınız? Güzelce giyinmiş, dolmuşa doğru yürüyorsunuz. Yanından geçtiğiniz bir mağazanın vitrini, kendinizi görüp de vitrindeki mankenlerle kıyaslayasınız, kıyaslayıp da kendinizi beğenmeyerek o mankenler gibi olmak için alış veriş etmeye yeltenesiniz diye, parlatılmış. Kendinize şöyle bir bakıyorsunuz ve yürüyüp gidiyorsunuz. Mankenler plastik zaten! Belki de bir arabanın yanından geçerken camdaki yansımanıza bakıp saçınızın önlerini [...]

Share
DEVAMI BURADA

Bir Kar Masalı ya da yaşasın blog gücü!

January 18, 2011

Bu internet var ya… bence yüzyılın icadı. Şahane bir şey! Hele bu blog alemi…daha da şahane! Yaratıcılık denen şey her ne ise blogcunun kanında var. Blogcunun doğası yaratıcı zaten. İnsan durup dururken bir blog açayım da yazayım demez. Vardır bir cevher altında. O cevher onu dürter. Onu gıdıklar. Onu rahatsız eder. Çıkması gerekiyordur. Sonunda sızacak [...]

Share
DEVAMI BURADA

Renklerin sesi

December 3, 2010

Şimdi bir oyun oynayalım. Gözlerinizi kapayın ve çevrenizi dinleyin. Neler duyuyorsunuz? Duyduğunuz sesler size ne olduklarını söylüyor mu? Sokaktan geçen otomobiller, çocuk bağırışları, bir kedi miyavlaması, tren sesi, istasyon şefinin düdüğü ya da sizin mahallenize özgü başka sesler… Bunu yolda giderken de yapabilirsiniz. Vapurun çalışan motorlarının sesi, martı çığlıkları, vapurun çaycısı, çay kaşığı tıngırtıları, konuşan [...]

Share
DEVAMI BURADA

Kamo Kitapları

August 27, 2010

Günışığı Kitaplığı’ndan Banu’ya düzenli olarak bülten geliyor. Son gelen bültende Daniel Pennac’ın “Kamo Kitapları”ndan söz ediliyordu. Konu başlığı yeterli oldu. Dosdoğru kütüphaneye gittim ve Kamo Kitapları’nı alıp tekrar okudum. Ne çok özlemişim! Bizdeki Kamo Kitapları karton bir kutunun içinde dörtlü takım halindeler. Her kitapta ayrı bir öykü var. Her öykünün kahramanları aşağı yukarı aynı; belki [...]

Share
DEVAMI BURADA