Tag "hayal gücü"

Yeti ile Spagetti

Maceraperestlik çocukların hamurunda var. Teorik olarak bu bilgiye sahiptim zaten. Tayga’nın büyümesini izlerken neredeyse her adımda bu bilginin doğrulandığını gördüm. Eğer biz yetişkince bir saçmalıkla yoluna çıkmazsak, Tayga’nın merakının peşinden nasıl gittiğini gözlemledim. Özellikle emeklemeye (daha doğrusu tırtıllamaya) başladıktan sonra Orman bir de sağlamasını almamızı sağladı: Merakın izinde maceraya atılmak çocukların fabrika ayarıdır. Orman, fıstık yeşili terliklerimin peşine düşüp kan ter içinde kalsa bile hedefinden şaşmıyor. Odanın ayaklarımızla basabildiğimiz her

Fare Frederick, hayalperestlerin azizi değil de ne?

Elli tarakta bezim vardır benim. Ya maymun iştahlıyım ya da sadece meraklıyım. Belki de ikisi birden. Denemek hoşuma gidiyor. Aklıma gelen öykü konularını not eder, sonra bazısını unuturum bir kenarda. Bazılarını tekrar işlemek üzere bir kenara bırakır, bir kısmında da sonuna kadar giderim. Resim yapmayı denerim. Bir şey denerken aklıma başka bir fikir gelir. “Dur onu da suluboyayla yapmayı deneyeyim,” deyip suluboya almaya gider, başka şeyler alıp dönerim. Evde tonla

Benim Hikâyem ve Mesajın Var Kırlangıç

Bence yazı yazmak bilmece çözmek ya da yap bozla oynamak gibi bir şey. Elinizde bir sürü parça var ve siz bu parçaların doğru yerini bulmaya çalışıyorsunuz. Parçaların nasıl oluştuğu ve biçimlerinin neye benzediği tamamen size kalmış. Yani bu bulmacayla ya da yap bozla vakit geçirmek ve ortaya anlamlı bir bütün çıkarmak için gereken tüm malzemeyi sizin oluşturmanız gerekiyor. İnsan o zaman “İyi de o malzemeyi nasıl oluşturacağım?” diye sormaz mı?

Can ile Zortan’ı takdimimdir

Merhaba Sevgili Okur, Bugün size çoook ama çok eskiden beri tanıdığım iki kafadardan söz edeceğim: Can ile Zortan. Belki dün kitapçıya gittiğinizde gördünüz onları ya da internette dolaşırken yeni bir kitap çıktığını haber aldığınızda… Yani siz hepi topu en fazla iki gündür tanıyorsunuz onları. Ben tanışalıysa en az beş yıl olmuştur. Yıldıray bir yazı atölyesi sırasında doğurmuştu Can ile Zortan’ı. O zamandan sonra defalarca biçim değiştirdiler ve ben onların geçirdikleri

Kâğıttan Şehir

Hepimiz hayatımızın bir defa mutlaka kağıttan kayık yapmışızdır, öyle değil mi? En basit katlama tekniğidir kağıttan kayık. Kare kağıdı katlayıp katlayıp, tekrar kare hale getirdiğiniz ve ve o kareyi iki ucundan çektiğinizde kağıdın bir kayığa dönüştüğü anı anımsayın.İnsan ne mutlu olur. İki boyutlu bir kağıt parçasının üç boyutlu bir nesneye dönüştüğü o an, o kayıkla birlikte nerelere gitmişsinizdir kim bilir. Belki kayığın içine bir şeyler doldurdunuz, belki de kayığı küçük bir

Babam Süt Peşinde / Farklı Ama Aynı

Neil Gaiman ailece sevdiğimiz bir yazar. Hatta daha önce Dolap’ta da onun birkaç kitabına yer vermiştik. Gaiman’ın yeni bir kitabının çıkacağını haber alınca haliyle çok heyecanlandık ve merakla beklemeye başladık. Benim adıma talihsizlik “Babam Süt Peşinde” yayımlandığı sırada başka bir kitap okuyor olmamdı. Talihsizliği duble talihsizlik haline getiren şey ise kitabı eve Yıldıray’ın getirmiş olmasıydı. Kitabı elbette Yıldıray’a kaptırdım.  Bu haftaki radyo kaydı için Tayga’dan uzak sessiz bir köşeye çekildiğimizde Yıldıray

Bay Jaromir ve Çalınan Elmaslar

Yılın son radyo yayınını yaptık dün. Bir hafifleme hissi oldu bende. Sizde de 31 Aralık’a yaklaşırken benzer hisler oluyor mu? Çocukken yılbaşı benim için eğlence demekti. Mutlaka birilerinde toplanılırdı. Şahane yemekler olurdu. Bol kuruyemiş olurdu. Geç saate kadar oturma iznimiz olurdu. Uzun zamandır bu nevi eğlentilerden uzağım. Açıkçası 31 Aralık’ın diğer günlerden bir farkı kalmadı benim için. (Bana sorarsanız asıl 28, hatta 29 Şubat kutlanmalı. Hem kışın son günü olduğu

Harold ve Sihirli Tebeşir

işte en sevdiğim şeylerden biri oldu. “Keşke Türkçe’ye çevrilse,” dediğim kitaplardan biri daha dilimize çevrildi. Size daha bu yılın başında ABD’nin en ünlü, en klasikleşmiş resimli kitaplarından biri olan “Harold and the Purple Crayon“ hakkında yazmış ve Harold serisi için “Ne yazık ki bunların içinde Türkçe yok,” diye şikayetlenmiştim. Alın size güzel haber: Kitap dilimize “Harold ve Mor Tebeşir” olarak çevrildi. Biz de dün Açık Radyo’da bu kitap hakkında konuştuk.

Paolo’nun Düşproblemleri ile Nar ve Elma Kurdu

Bizi yıllardır oyalıyorlar. Garip garip, anlamsız sorularla. Bu sorularla her karşılaştığımızda oflayıp pofluyor, anlamsızlıklarından dem vurup şikayetleniyor, sonra yine de oturup o problemleri çözmeye çalışıyoruz. Bu problemleri çözerken hayatta başarılı olacağımızı söylüyorlar mesela. Sorulardan örnek mi? Buyrun işte bir tane: “Ali bir işi Birol’ün 3 katı sürede tamamlayabilmektedir. İkisi beraber aynı işin yarısını 3 günde tamamlayabiliyorlarsa Ali işin 3/4’ünü tek başına kaç günde yapar?” YANIT: Bize ne! Başka bir soru: