Tag "gizemli kapı"

“Gizli Kapı” dizisi ve “Annemin Çantası”

Tayga bizi eğitmeye devam ediyor. Son zamanlarda tekrar “uyumadan hayatta kalma” konusunda sınıyor bizi. Sanırım uzmanlaşmamızı istiyor. Bu Pazar günüonu biraz hayal kırıklığına uğratmış olabiliriz. O uyumadığı sürece uyumadık, tam yatmışken komutu üzerine ayağa fırladık, on dakikada bir bize yataktan kaldırmasına gıkımızı bile çıkarmadık. Performansımızdan memnun kalmış olacak ki, sabah hemen hemen kalkmamız gereken saatte uyudu. İşte tam bu noktada onu hayal kırıklığına uğrattık çünkü o uyuyunca biz de uyduk.

Gizli Kapı

Son iki haftadır hoş olmayan günler geçirdim. Çok sevgilim, bir tanecik anneannem Cicoş bizi çok üzdü. Hastanede hoş olmayan günler, geceler geçirdik. Zamanın gerçekten göreceli olduğunu bir kez daha anladım. Günbatımından sonra hastanede zaman geçmiyormuş meğer. İyi ki kitaplar var. İzmit’e gidip gelirken yolda ve hastanede geçen sürede elimin altında güzel kitaplar olmasaydı, ne yapardım bilemiyorum. Bu kitaplardan biri de neredeyse bir yıldır okunmayı bekleyen bir macera kitabıydı. “Gizli Kapı”yı

Dolap kapaklarının ardına kaç dünya gizlenir?

Tozlu, sıcak ve kasvetli bir kasaba hayal etmenizi istiyorum. Burası Kansas’ta bir yer. “Oz Büyücüsü“nde Dorothy’nin yaşadığı yerleri hatırlamanız belki işinizi kolaylaştırır. Donuk, ruhsuz, hiçbir özelliği olmayan bir kasaba… Şimdi bir de bu kasabaya gelmiş, yapayalnız bir oğlan çocuğu düşünün. Bu şehirli çocuk bugüne kadar “günümüzün moda yaklaşımlarıyla” büyütülmüş. Üstüne aşırı titrenmiş, fazla korumacı yöntemlerle yetiştirilmiş bir oğlancağız… Oğlanın adı Henry; geldiği kasabanın adı da… (Acaba Oz Büyücüsü’ndeki Henry Enişte’ye

Televizyon ve İnternet Bağımlısı Çocukların Panzehiri: Ulysses Moore

Kitap, kalem ve kâğıtla daha minicikken temas etmiş şanslı çocuklardanım. Okuma yazma bilmezken sürekli resim yapardım. Okumayı sökünce kitaplarla daha yakın bir ilişki içine girdim. Günün birinde “ben de yazabilirim,” diye düşündüm. Kâğıdı kalemi önüme çektim ve başladım döktürmeye. Ne vardı ki bunda, kolaycacık yazıyordum işte! Tamam, yazdığım Gizli Yediler’in ya da Afacan Beşler’in en son okuduğum macerasının kötü bir özetinden ibaret olabilirdi. Olsundu! Kitabı önüme açıp yazmıyordum ya! Aklımdan