Tag "farklılık"

Şair Kısakulak ve Ayıcık Bobbo

Bir şair neye benzer acaba? Kovuğunda yaşayıp giden, içine kapanık, karamsar, hassas, takıntılı… Eh, bütün şairler bu tarife benzer mi bilinmez, ama Kısakulak böyle biri işte. Günlerden bir gün, her zaman çöpe attığı okur mektupları içindeki bir zarf dikkatini çekene kadar da böyle kalıyor. O mektupla başlayan olaylar, Şair Kısakulak’ı evinden çıkarmakla kalmıyor, eleştirilme fikrine alışmasını, karamsarlığından kurtulmasını ve hayatının aşkını bulmasını da sağlıyor. Eva Furnari tarafından yazılıp resimlenen “Şair

Fantastik Franki ve Gaston

Ülke gündeminde kötü hiçbir şey olmuyormuşçasına sürdürmeye çalıştığımız Bir Dolap Kitap yayınında kendi adıma çok zorlanıyorum. Aşağıdaki radyo kaydını yaptığımızda burada hava şurup gibiydi; bizim keyfimiz de öyle. Yayın kaydımız pazar günü Açık Radyo’da yayınlandığında yine bizde, ülkede, dünyada her şey nispeten yolundaydı. O akşam Ankara’nın göbeğinde yine masum insanların yaşamı bir takım hastalıklı ruhlu yaratıklar tarafından ellerinden alındı. Sürekli insanların öldüğü bir ülkede nasıl olur da gülümseyerek çocuk kitabı okunabilir

Fare Frederick, hayalperestlerin azizi değil de ne?

Elli tarakta bezim vardır benim. Ya maymun iştahlıyım ya da sadece meraklıyım. Belki de ikisi birden. Denemek hoşuma gidiyor. Aklıma gelen öykü konularını not eder, sonra bazısını unuturum bir kenarda. Bazılarını tekrar işlemek üzere bir kenara bırakır, bir kısmında da sonuna kadar giderim. Resim yapmayı denerim. Bir şey denerken aklıma başka bir fikir gelir. “Dur onu da suluboyayla yapmayı deneyeyim,” deyip suluboya almaya gider, başka şeyler alıp dönerim. Evde tonla

Adının anlamı mandalina olan, çok tatlı bir çocukluk arkadaşı

İlkokulda nasıl bir çocuktum? Neleri sever, neleri sevmezdim? En çok ne yapmaktan hoşlanırdım? Çocukluğuma dair birçok anım var. Hangi kitapları okumayı sevdiğimi, beni en çok hangi oyunların heyecanlandırdığını, Zeynep’le en çok nelere güldüğümüzü hatırlıyorum. Ama aşağıda yazanları okuduğumda kendimle ilgili bir şeyi fark ettim: Dünyayı, olayları ve kişileri nasıl algılamışım, nasıl sorgulamışım, hiç bir fikrim yok. Hatırlamıyorum ya da zihnimin çok gerilerine itelemişim. Bende sadece eğlencenin izleri var.  Belki de küçük kız çocuklarının

Gökkuşağının Tüm Renkleri

Bundan birkaç hafta önce sosyal medya TÜBİTAK’ın binlerce kitabı piyasadan toplatıp imha edeceği haberiyle sarsıldı. Hikayenin çıkış noktası bir gazetedeki bir köşe yazarının “Gökkuşağının Tüm Renkleri” adlı kitapla ilgili bir yazı. TÜBİTAK başkanı da bu yazıyı yazan kişiye mektup yazıp “kültürel hassasiyeti” için teşekkür etmiş ve kitaplarını “kültürel uygunluk ve yerlilik testi”nden geçirdiklerini söylemiş. Ve olaylar gelişir!… Biz de bu haftaki radyo yayınımızı bu konuya ayırdık. Yayına Ray Bradbury’nin ünlü bilimkurgu distopyası

Babam Süt Peşinde / Farklı Ama Aynı

Neil Gaiman ailece sevdiğimiz bir yazar. Hatta daha önce Dolap’ta da onun birkaç kitabına yer vermiştik. Gaiman’ın yeni bir kitabının çıkacağını haber alınca haliyle çok heyecanlandık ve merakla beklemeye başladık. Benim adıma talihsizlik “Babam Süt Peşinde” yayımlandığı sırada başka bir kitap okuyor olmamdı. Talihsizliği duble talihsizlik haline getiren şey ise kitabı eve Yıldıray’ın getirmiş olmasıydı. Kitabı elbette Yıldıray’a kaptırdım.  Bu haftaki radyo kaydı için Tayga’dan uzak sessiz bir köşeye çekildiğimizde Yıldıray

FantastiKomik Sinema Ailesi

Geçtiğimiz hafta Açık Radyo’nun 12. Dinleyici Destek Projesi Özel Yayını ile geçti. Bizim Pazar günkü programımız da şenliğin son gününe denk geliyordu. 20. yaşını kutlayan Açık Radyo, 9 gün 99 saatlik özel yayınının sonunda 1793 destekçiyle yoluna devam ediyor. Açık Radyo’nun ufak da olsa bir parçası olmak bize de mutluluk veriyor açıkçası. Bu haftaki programımıza ilginç bir kitapla başladık. Andrea Valente’nin yazdığı “FantastiKomik Sinema Ailesi”. Kurgu bir ailenin birkaç kuşak

Kıyıya Vuran Kız

“Önyargı bütün kötülüklerin anasıdır,” diyebilir miyiz? Bu kadar iddialı bir yargıda bulunmak doğru değil ama ben önyargılarımdan çok çektim. Bir kere kendi kendinize yolunuzu kesiyorsunuz. Birkaç adım sonra karşılaşabileceğiniz bir güzelliği, sırf yargılarınız yüzünden görmüyor ya da olduğundan farklı görüyorsunuz. Belki çok seveceğiniz bir insanla geçireceğiniz güzel vakitleri öteliyorsunuz. Belki “Hayatımda yediğim en lezzetli şeymiş bu!” diyebileceğinizi bir yemeğin tadını öğrene şansınızı yok ediyorsunuz. Arka kapak yazısı ya da kapağı

Gülümse / Greg’in Zaferleri

Bazı kitapları okuduktan sonra sormadan edemiyorum: Acaba yere göğe sığdıramadığımız, eserlerine klasik dediğimiz yazarlar bugün yaşasalardı anlatmak istediklerini nasıl anlatırlardı? Mesela Tolstoy ya da Stendhal ya da Shakespeare bugün yaşasalardı ve Raina Telgemeier’ın “Gülümse” adlı çizgi romanını okusalardı ne düşünürlerdi? Telgemeier’ın sahip olduğu anlatım rahatlığı karşısında ne hissederlerdi? Zihni oldukça açık insanlardan söz ettiğimize göre, benimsemeseler bile bu yöntemi beğenirlerdi. “Gülümse”, 2015’in ilk kitaplarından biri. Arif Cem Ünver’in Türkçesiyle Desen