Tag "etkinlik"

Doğa Güncesi

Dün sabah, Urla için uzun zamandan sonra ilk kez yağmur olasılığını konuştuk evde. Gökyüzünü kara kara bulutlar kapladı. ben Urla’ya bisikletle mi gitsem, yürüsem mi diye düşünmeye başladım. Yağmur olasılığı beni o kadar heyecanlandırdı ki bana rengârenk fil Elmer’ı hatırlatan rengârenk şemsiyemi dolaptan aldım ve yola çıktım. Yolda komşularımızdan biri arabasını durdurup beni gideceğim yere bırakmayı teklif etti. Kibarca reddettim. Belki de yağmurda yürüyecektim; araba da neydi? Ne de olsa bizim

Benim Hikâyem ve Mesajın Var Kırlangıç

Bence yazı yazmak bilmece çözmek ya da yap bozla oynamak gibi bir şey. Elinizde bir sürü parça var ve siz bu parçaların doğru yerini bulmaya çalışıyorsunuz. Parçaların nasıl oluştuğu ve biçimlerinin neye benzediği tamamen size kalmış. Yani bu bulmacayla ya da yap bozla vakit geçirmek ve ortaya anlamlı bir bütün çıkarmak için gereken tüm malzemeyi sizin oluşturmanız gerekiyor. İnsan o zaman “İyi de o malzemeyi nasıl oluşturacağım?” diye sormaz mı?

Bunlar hep Kasımozorus!

Bugün Kasım’ın 30’u. Bir sonbaharı da -hiç değilse takvim yaprağı üzerinde- resmen devirmek üzereyiz. Önceki ve daha önceki sonbaharda, daha doğrusu son bir kaç kasımdır yazmak isteyip de bir türlü yazamadığım “Dinovember” meselesine bu kasım da bitmeden bir el atayım istedim. Dinovember’ı ilk duyduğumda, daha doğrusu ilk Dinovember fotoğraflarını gördüğümde çevremdeki kimse bunun ne olduğunu bilmiyordu. Bahsettiklerim ise tıpkı benim gibi çok eğlenmişti. Aradan bunca zaman geçtiğine göre, belki siz

Delikli Kitaplar

Tayga’nın bebekkenki ilk kitaplarından birini arkadaşımız Esra armağan etmişti: “Hiboux, Poissons, Souris et Cie” (Baykuş, Balık, Fare ve Diğerleri) Kapakta baykuş olunca kitap elbette önce benim gönlümü fethetmişti. Dolap Çekmecesi de bir dönem bu kitapla hayli ilgilenmişti. Sonra, geçtiğimiz aylarda Pötikare Yayıncılık’tan bir seri çıktı “Delikli Kitaplar” diye. Dört kitaplık bu seri, Çekmece’nin baykuşlu kitabının kardeş kitaplarıymış meğer. Metinleri Giovanni Mantegazza tarafından kaleme alınan kitapların isimleri şöyle: Senin Sesin Hangisi?

Dolap kapakları bu kez İzmir Kitap Fuarı’ndan bildirecek.

Önceki yıllarda İstanbul Kitap Fuarı’yla ilgili çeşitli defalar yazı yazdık. İstanbul’un öbür ucunda bile olsa Erenköy’den kalkıp taaa Beylikdüzü’ne gitmek hoşumuza gidiyordu. Her ne kadar her seferinde fuarın Taksim Tepebaşı’nda olduğu günleri özlemle ansak ve fuarın bitmek bilmeyen yolunu, kalabalığını, keşmekeşini kötülesek de bir biçimde gittik. Son iki seferden birinde ben hamileydim; hem fuarda hem metrobüse binme aşamasında göbeğim ezilme tehlikesi geçirmişti. Diğerindeyse Dolap Çekmcesi Tayga doğmuştu ama onu oralara kadar

Söyle bakalım, büyümeden önce ne yaptın?

Son yıllarda ömrümüzün geri kalanında yapmamız gerekenleri listeleyen kitaplar çok moda. Ölmeden önce izlememiz gereken filmler, okumamız gereken kitaplar, gezmemiz gereken yerlerle ilgili çeşit çeşit kitap yazılıyor, basılıyor. Ben debirçok kişi gibi alıp karıştırıyorum bu kitapları. Bazen bi sayfasına denk gelip, “Hah işte, ben bu filmi izlemiştim!” ya da “Bak bu kitaptan hiç haberim yoktu, alıp okusam ya,” diyorum. Bir yanımn da gıcık oluyor böyle kitaplara. “Kim nereden bilecek benim neyi

Şapkalı Kedi ile eğlenceli eğlence

Bugün Dr. Seuss’un belki de en bilinen kitabı var Dolap’ta. 1957’de yayımlandığında, çocuk edebiyatında çığır açan ve Dr. Seuss’un bu piyasadaki yerini perçinleyen “The Cat in the Hat” (Şapkalı Kedi).  Basıldığı andan itibaren büyük ilgi gören kitap, o tarihten bu yana milyonlarca adet satmış. Kırmızı beyaz çizgili şapkasıyla Şapkalı Kedi, bugün büyük bir sembol olmuş durumda. Bu hafta ABD’de kutlanan Dr. Seuss’un doğum günün etkinliklerine bakarsanız kırmızı-beyaz çizgileri her yerde görürsünüz. Yıllar önce b ize

İstanbul Dolap Buluşması ya da küçük çaplı bir kasırga

Püfff! Biz hâlâ geçen günkü buluşmanın yorgunluğunu üzerimizden atmaya çalışıyoruz. Geçtiğimiz cumartesi günü ne zamandır beklediğimiz İstanbul Dolap Buluşması gerçekleşti. Oraya gelenleriniz “Gerçekten gerçkeleşti mi ki?” diye sorabilir. Valla bunu beklemiyorduk. Biz daha önceki çeşitli deneyimlerimize bakarak, İstanbulluların geliriz deyip gelemeyeceğinden; havayı, trafiği bahane edeceğinden ya da yedekte başka alternatifleri tutup her an fikir değiştireceklerinden endişe ediyorduk. Tamam, çok sayıda “Geliyoruz!” diyen e-posta almıştık ama şubat tatili yüzünden İstanbul’da olamayacağını ya da AÖF sınavları

Fatih Ermiş ile Sihirbazlık Öğreniyorum

Merhaba sevgili Dolap okurları, Biz ailecek 2015 yılına feci bir giriş yaptık. Yılbaşının hemen ertesinde Tayga’nın rahatsızlığı, üstüne benim şifayı kapmam derken, üstüne bir de insanlık için küçük, İzmir için büyük bir soğuk hava dalgasıyla sarsıldık. Bizim buralara hiç kar yağmadı ama öyle bir don oldu ki zavallı çiçeklerimiz boyunlarını büktüler, mini mini limon ağacımızdaki meyveler dondu mu donmadı mı gidip bakmaya korkuyoruz. Daha da fecisi ana su borumuz donup patladığı