Tag "ebeveyn"

“Atla, Bart!” ile “Nasıl başlar?”

Ne demişler, her şeyin azı karar, fazlası zarar. Bu durum günümüzde teknoloji kullanımı için de geçerli. İtalyan yazar Susanna Tamaro “Atla, Bart!” adlı romanında işte bu fikirden yola çıkmış ve teknolojiyi, çocuklarının hayatının her anını programlayan ebeveynleri, mükemmel olması istenen “proje” çocukları kitabına konu etmiş. İşin içine bol bol da fantastik unsur eklemiş. ortaya okuması keyifli bir roman çıkmış. Bu hafta radyo yayınımızın ilk kısmını bu kitaba ayırdık. Programın yarısı

Çocuk kitaplarından ne öğrendim?

Herkesin derdi çocukken ruhunun kırıldığı yerlerdenmiş. Kırıkların en iyi ilacı çocuk kitaplarıymış. Çocuk kitaplarını çok sevip çok okuyunca illa da iyi ebeveyn olunmazmış. Kendi ruhu nerelerinden kırıksa çocuğunun ruhunu oralarından kırabiliyormuş insan. Çocuk kitapları çocukları kurtarmaya yetmezmiş. Ölü çocuklar kıyılara vurabilirmiş. Cansız bedenlerini taşımak için çocuk kitabı değil beyaz bayrak sallamak gerekirmiş. Yalnızca çocuk kitaplarında ekmek almaya giden çocuklar sağ salim eve dönermiş. Cesurca davranmak, bir şeyi korkmana rağmen yapmakmış. Bugün

Fatih Ermiş ile Sihirbazlık Öğreniyorum

Merhaba sevgili Dolap okurları, Biz ailecek 2015 yılına feci bir giriş yaptık. Yılbaşının hemen ertesinde Tayga’nın rahatsızlığı, üstüne benim şifayı kapmam derken, üstüne bir de insanlık için küçük, İzmir için büyük bir soğuk hava dalgasıyla sarsıldık. Bizim buralara hiç kar yağmadı ama öyle bir don oldu ki zavallı çiçeklerimiz boyunlarını büktüler, mini mini limon ağacımızdaki meyveler dondu mu donmadı mı gidip bakmaya korkuyoruz. Daha da fecisi ana su borumuz donup patladığı

Anne Baba Dükkânı

Geçenlerde bir konuşmada “Freud’un aile fantazisi” diye bir şeyden söz edildi. Bu teoriye göre çocuk aslında sahip olduğu ebeveynin gerçek ailesi olmadığını, evlatlık alındığını ve gerçek ebeveyninin güçlü, ünlü, soylu vb. kişiler olduğunu hayal edermiş. Çocuk hep ideal ailenin hayalini kurarmış. Ben, bana anlatılanın yalancısıyım. Yoksa Freud’dan mroyddan falan anlamam. Zaten bu teoriden de hiç hoşlanmadım. Siz çocukken böyle bir düş kurmuş muydunuz? “Keşke annemle babam bunlar değil de bir

Akıllara Zarar Toto

Az sonra sizi Pıtırcık‘tan daha bilmiş, Ders-Sevmez Hamdi‘den daha uyanık, en az Felaket Henry kadar haylaz bir veletle tanıştıracağım. Ama baştan uyarayım: “Yavrum kitaplardan İYİYİ, GÜZELİ, DOĞRUYU öğrensin,” diyen, kitabın içindeki en ufak haylazlığa, yaramazlığa tahammül edemeyen yetişkinlerdenseniz, bu yazıyı okumayı burada son verin. Toto size göre değil çünkü. (Ama kesinlikle çocuğunuza göre!) Yok eğer “Ben böyle şeylere hiç karşı değilim. Çocuktur, haylazlık yapar, hınzırlıkları sever. Benim yavrumun Toto’dan neyi

Böyle de ödev mi olur!

Bugün aslında başka bir kitaptan söz edecektim size. Daha önce okuyup da kenara koymuştum yazısını yazmak üzere. Fakat bir son dakika gelişmesi oldu ve dün öğle saatlerinde ben “Böyle de Ödev mi Olur!” adlı kitabı okumuş bulundum. Olay şu şekilde cereyan etti: Dolap Çekmecesi’ni kudursun, oynasın, kurtlarını döksün diye salonun ortasındaki süper pistine bırakmıştık. Yıldıray onunla ilgilenirken ben de içeride bir iki işimi halletmeye çalışıyordum. Sonra Yıldıray beni “Çekmece’ye beş

Bir Anne Dile!

Bu yazı annelere. Ey anneler, kendinize dönüp de bir bakın. Kendinize çocuğunuzun gözüyle bakın. Ne görüyorsunuz? a) Bir melek b) Bir şeytan c) Çocuğunun her işine karışan bir maydanoz d) Çocuğunun her yaptığını eleştiren bir mükemmeliyetçi e) Çocuğunun dediklerini bir türlü anlamayan bir vurdumduymaz f) Çocuğunun yaptıklarının farkına varmayan bir uyurgezer e) Çocuğunu pamuklar içine büyüten bir evham kumkuması f) Hepsi, hiçbiri ya da bazıları… Aklınıza gelen diğer her şey…

Küçük Cadı Yeşil

Hayatta özendiğim bir şey varsa o da cadı olmaktır. Gerçekten. Aman yanlış anlamayın sakın. Öyle burnu siğilli, iğrenç ve kötü niyetli, zalim bir cadı olmak gibi bir niyetim yok. Çocukken “Tatlı Cadı”yı okumuştum. Onun bir de ünlü dizisi vardı hani. Diziyi izleyemedim hiç ama kitabı hayli eğlenceliydi. Samantha’nın gerektiğinde yaptığı büyülere özenmeden edemezdim. Cadı olsaydım gayet şahane bir cadı olurdum. Haydi Samantha olamadım, bari Sakar Cadı Vini kadar cadı olabilseydim.

Yakında Üç Kişi Olacağız

Geçenlerde kapı çaldı. Yine bir kargo görevlisi gelmişti. Paketi açınca içinden birkaç kitap çıktı. Bunlardan ilki olan “Sınıftan Yükselen Sesler”i çok sevip bir solukta okudum ve geçenlerde hakkında bir yazı da yazdım. Paketten çıkan diğer kitapların ise yeri apayrı. Belki biliyorsunuzdur; Bir Dolap Kitap Ailesinin (Yani Dolap Kapakları Banu ve Yıldıray’ın) yakında bir “çekmecesi” olacak. Bu küçük çekmece, daha doğmadan ilk kitap hediyesini geçtiğimiz günlerde aldı. Altın Kitaplar’dan Seçil Hanım,