Tag "Dolap Çekmecesi"

Radyoda yeni bölüm: Tayga, ne okuyalım?

Çok sevdiğimiz kitaplar Türkçe’ye çevrilince seviniyoruz. Bu hafta radyoda işte böyle bir kitaba yer verdik. Tıpkı “Vahşi Şeyler Ülkesi” gibi klasikleşmiş bir resimli kitap olan “Üç Haydut“ geçtiğimiz aylarda dilimize kazandırıldı. Daha önce hakkında bir yazı da yazdığım kitabı bu hafta radyoda Yıldıray anlattı. Üstelik “Bu kitap ne demek istiyor?” sorusuna yanıtı bir yetişkin polisiye kitabı üzerinden yanıt verdi. Programın ilk bölümünde ele aldığımız “Üç Haydut” bu haftaki armağan kitabımız. Kitabı kazanmak

Ülke gündeminde olumsuz hiçbir şey yokmuşçasına…

Geçen hafta İstanbul’daydık. Biraz plansız ve hızlı gelişti gidişimiz. ama giderken hiç tadımız tuzumuz yoktu. ya biz oradayken yine bir şey olursa diye endişelendik. Ya metrodayken bir şey olursa? Ya Kadıköy’e indiğimizde bir şey olursa? Ya karşıya geçtiğimizde… O nedenle çok ortalıkta dolanasımız gelmedi. Dolandığımız kadarı da yetti zaten. İstanbul bıraktığımızdan beter olmuş. eski mahallemiz, bir zamanlar her köşesini bildiğimiz sokaklar, bisiklete binerken kullandığımız yollar, önünden geçerken sevip okşadığımız ağaçlar,

Şubat 2016’da neler okuduk?

Çocuk sahibi değilken de biliyorduk; küçük çocuklar aynı kitapları tekrar tekrar, hiç bıkmadan, usanmadan okurlardı.Bunu şimdi bizzat yaşıyoruz. Tayga hiç bıkmıyor. Her gün aynı kitaba bakabiliyor. Birkaç gün okumasa, sonra tekrar dönüp buluyor o kitabı ve yine sanki ilk kez görüyormuş gibi heyecan ve merakla yeni baştan dinliyor ve bakıyor resimlere. Bu nasıl bir açlık? Çocukların gördükleri ve duydukları her şeyi böyle zihinsel olarak, kana kana içmelerine bayılıyorum. Bazen bakışları

Kayıp Kurabiye Kutusu ve Valizdeki Kedi

Siz bu satırları okurken sevgili Dolap okurları, biz sabah erkenden yollara düşüp Dolap çekmecesi Guçi’nin hayalini gerçekleştirmeye gideceğiz. Bizim ufaklık aylardır kumbarasında para biriktiriyordu bugün için. Bugün onun doğum günü ve çok istediği kepçeyi almaya gidiyoruz bugün. Şaka maka 3 yıldır bizimle Tayga. Bu üç yıl uykusuz, bol kahkahalı, bol bağırış çağırışlı ama çok da eğlenceli geçti. Üç yılda bebeğimiz büyüdü, çocuk oldu; kendi kararları, istekleri, tercihleri olan, bizimle kitap okuyan,

Tayga Aralık 2015’te bunları okudu (Yaş: 34 ay )

Geçen ay başladığımız “Tayga bu ay bunları okudu” dizisinin ikinci bölümüyle karşınızdayız. Öncelikle neleri okudu değil de işin nerede ve nasıl okudu kısmını şöyle etraflıca bir açıklamak istiyoruz. Bizim evde, daha doğrusu Tayga’nın odasında aşağı yukarı son bir aydır durum şu: Teyzesinin yılbaşı hediyesi olarak gönderdiği ve yaz aylarında dışarıda Orman’la birlikte oynarlar diye aldığı çadır ilk geldiğinde Tayga heyecanlanıp (tabii biz de !) çadırı hemen kurmamızı istedi. Dışarı kuramayacağımız için

Altı Dolap Yılı

Yüzlerce çocuk kitabı hakkında yazdık. Binlercesi hakkında yazamadık. Binlerce yorum aldık. Çoğunu yanıtsız bıraktık. Onlarca dostluk kurduk. Çoğunuzla tanışmadık. Radyo programımız oldu. Hâlâ vır vır konuşuyoruz. Bir direniş gördük. Kaç çocuk yitirdik. İki çocuğumuz oldu (1, 2). Dolabı toparlayamadık. Birkaç kitap yazdık. Daha da yazacağız. Bir dergi hayal ettik. Yirmi ikinci sayıyı hazırlıyoruz. Sevindik, üzüldük, güldük, ağladık, direndik. Umudumuzu hiç kaybetmedik. Derken tam altı yıl oldu, sevgili Dolapsever. Bir Dolap

Tayga bu ay bunları okudu (Kasım 2015, yaş 33 ay )

Madem burası bir kitap günlüğü, madem biz burada sevip beğendiğimiz kitapları sizlerle paylaşıyoruz ve madem bizim ekibe bir Dolap Çekmecesi katıldı, o halde onun da sevip beğendiklerini paylaşmasında sakınca yok değil mi? (İkinci Dolap Çekmecesi henüz aktif görevde değil, yedekte bekliyor.) Ne zamandır Tayga’nın sevdiği kitapları aylık olarak listelemek gibi bir niyetim vardı. Ancak Orman’ın doğumunda beri aksayan blog düzenimizi bir türlü toparlayamayınca, bu konu da diğerleri gibi ertelendi durdu.

Geçici süre ile arızalı

Güya Eylül ayıyla birlikte tam zamanlı Dolap yayınına (bir zamanlar olduğu gibi hafta içi her gün bir yazı) başlayacaktık. Sen ne planlarsan planla, hayat kafasına estiği gibi hareket ediyor. Planladığımızı yapamadık. Çünkü bir türlü toparlanamadık. Ev ahalisinin dörtte üçü Ağustos ayının neredeyse tamamını ya hasta geçirdi, ya hastanede ya da hastane yolunda. Önce Tayga ateşlendi. Ateş geçsin derken öksürük başladı. Meğer zatürre olmuş (ağustos ayında hem de!). Sonra Orman’a bulaştı. Altı aydan küçük olduğu

Hiç çocuk çok kitap, iki çocuk hiç kitap

Tekerleme gibi bir başlık olmuş, öyle değil mi? Ama durumumuzu en iyi ifade eden laf öbeği bu olsa gerek. Bir Dolap Kitap’ı ilk açtığımızda çocuksuz bir çifttik. Pek çok da çocuk kitabımız vardı evde. Almaya, okumaya, anlatmaya doyamadığımız kitaplar… Kitaplar arttıkça Dolap genişledi; Dolap genişledikçe daha çok kitap okuduk. Derken iki “Kapaklı” bu Dolap’a önce bir “Çekmece” ekledik; ardından tek çekmecenin yetmeyeceğine karar verip ikinci bir “Çekmece” daha ekledik. Oldu