Tag "dizi"

Kaptan Düşükdon ve Tavşan Peter

        Kaptan Düşükdon’u duymuş muydunuz? Biz evde bir süredir Kaptan Düşükdon ve onun yaratıcıları olan George ve Harold adlı iki haylaz veletle yatıp kalkıyoruz. Dolap Çekmecesi’nin uyku problemiyle mücadelemizi “Don gücü adına!” ya da “Tra-la-laa!” nidaları eşliğinde baş etmeye çalışıyoruz. İşe de yarıyor. Kaptan Düşükdon maceralarının karşı konulmaz bir çekiciliği var. İnsana neşe, enerji aşılıyor. Keyfiniz kaçmışsa bir doz Kaptan Düşükdon macerası alın, bir şeyciğiniz kalmayacak. Bu

Felsefenin yaşı yok: Çıtır Çıtır Felsefe

Biz insanlar soru sorduğumuzu sürece, felsefeyle haşır neşir olmaya devam edeceğiz. Yazının başlığında da yazdığı gibi felsefenin yaşı yok. Felsefe hayatı anlamamız, sorgulamamız için en gerekli araçlardan biri. Bu sorgulama, düşünme ve soru sorma becerisini ne kadar erken kazanırsak o kadar iyi. Neyse ki çocuklar için arka arkaya pek çok güzel felsefe kitabı yayımlanıyor. Dolabımızda uzun zaman önce yerini alan “Çıtır Çıtır Felsefe” kitaplarına sürekli olarak yeni kitaplar ekleniyor. Kitapların

Bir Dolap Kitap-30.07.2011 radyo yayını

Bu haftaki yayın beni nedense çok heyecanlandırdı. Çok (ama gerçekten çok) svdiğim kitaplar işin içine girince, o kadar çok şey söylemek istiyorum ki, hepsini birbirine karıştırıp çorba edeceğim diye ödüm patlıyor. Bu hafta da radyoda çok (ama gerçekten çok) sevdiğim bir diziden söz ettim: İngiliz yazar Diana Wynne Jones’un kaleme aldığı “Şato Üçlemesi”. Üçlemenin ilk kitabı olan ve filmiyle de tanıdığımız “Yürüyen Şato“ya daha önce Bir Dolap Kitap’ta yer vermiştik. 

Taşi Dizisi ya da tavuk ayaklı uçan evler, gazlı devler vs.

Hava çok sıcak. Güne başlar başlamaz erimeye de başlıyoruz. Akşam olduğunda çoktan eriyip denk geldiğimiz herhangi bir kabın şeklini almaya uygun kıvama geliyoruz. Eğer gece uyumayı başarmışsak, sabah yeniden kendi biçimimizde ve erimeye hazır halde güne başlıyoruz. Çetin bir yaz geçiyor. Böyle zamanlarda yapacak en iyi şey ısı üreten her türlü aleti, örneğin bilgisayarı, televizyonu kapatıp en koyu gölgelerin altına saklanmak. Öyle bir gölge bulabilmişseniz, bir de elinizde ferah bir

Bir Dolap Kitap-25.06.2011 radyo yayını

Bu hafta Açık Radyo’daki yayına bir değişikklikle başladık ve bir diziden söz ettik. Metis Yayınları’nın “Küçük Filozoflar” dizisinden daha önce söz etmiştik zaten. O zaman henüz iki kitap çıkmıştı:  “Profesör Kant’ın En Çılgın Günü” ve “Descartes Amca’nın Kötü Cini“. Radyo yayında bu iki kitaba ek olarak “Karl Marx’ın Hayaleti” ve “Bilge Sokrates’in Ölümü” kitaplarını da ele aldık. Dizinin dört kitabını dinleyicilerimizden Aydın Kudu kazandı. Siz de isterseniz, bu yazının sonuna,

Cadılar, öcüler ve karanlıkta yaşayan diğer her şey…

Teyzemlerin evi kocamandı. Kapıdan girdiğinizde sol tarafta devasa bir salon vardı. Aydınlıktı. İçinde olmaktan keyif alırdım. Kapıdan girince sağ taraftaysa odalara giden koridor vardı. Karanlıktı ve her köşesi ürkütücü bir şeyler barındırıyordu. Teyzemlerin evine gidince, mümkünse hemen salona gider, bütün akşam salon sınırları içinde kalmaya dikkat ederdim. Ama çocukluk işte. İnsanın illa ki çişi gelir! Ve elbette salonun güvenli aydınlığını bırakıp, karanlık koridora doğru ilerleme başlardım. Sınır, sokak kapısının hemen

Yanıbaşınızdaki çocuk gizli ajan olabilir, dikkat!

Size şu an çoğu kişinin varlığından bile haberdar olmadığı, çok gizli bir yerden yazıyorum. Burası, yüksek duvarlar ardına gizlenmiş, çok gizli bir kampüs. Etrafımda her yaştan çok sayıda çocuk var. Askeri pantolon ve postallarının üzerine farklı renklerde tişörtler giymişler. Küçük yaştakilerin çoğu kırmızı tişörtlü. Yaşları küçük; ama üzerlerinden taşan özgüven inanılmaz. Yer yer mavi ve gri tişörtlülere, ara sıra da lacivertlilere rastlıyorum. Zaman zaman göz göze geliyoruz; ama üzerimdeki turuncu

Bu okul bildiğiniz okullara benzemez

Şöyle geriye dönüp bakınca, eğitim hayatım boyunca en eğlenceli geçen yıllarımın ilkokul yılları olduğunu görüyorum. Benim için ilkokul çağını bu denli keyifli kılan neydi acaba? a) Devasa bir bahçemizin oluşu b) Matrak arkadaşlar c) Oynanabilecek sayısız oyun d) İçimizden püsküren ve asla tükenmeyen enerji e) Hepsi Cevabımın ne olduğunu tahmin etmişsinizdir. Ama ben bunca yıldır, en harika-şahane-matrak-komik okulun benimki olduğunu sanıyordum. Meğer yanılmışım. Benimkinden yüz kere daha harika-şahane-matrak-komik bir okul

Abur cuburu kim sevmez?

Hafta sonu yaklaşıyor. Henüz bir plan yapmadıysanız size şunu önerebilirim: Önce kitapçıya gidip görevliye “Abur Cubur Peşinde” dizisi var mı diye sorun. Varsa dört kitaplık bu seriyi hemen alıp, hızla kitapçıdan çıkın. Yolda ilk gördüğünüz kuruyemişçi ya da bakkala girin ve sevdiğiniz ne kadara abur cubur varsa yüklenin. Fındık, fıstık (Antep fıstığı, yer fıstığı, kaju), kuru üzüm, cevizli sucuk, kabak çekirdeği, ay çekirdeği, biraz pestil, şöyle sevdiğiniz markadan bir kalıp