dizi

Bir Dolap Kitap-30.07.2011 radyo yayını

July 31, 2011

Bu haftaki yayın beni nedense çok heyecanlandırdı. Çok (ama gerçekten çok) svdiğim kitaplar işin içine girince, o kadar çok şey söylemek istiyorum ki, hepsini birbirine karıştırıp çorba edeceğim diye ödüm patlıyor. Bu hafta da radyoda çok (ama gerçekten çok) sevdiğim bir diziden söz ettim: İngiliz yazar Diana Wynne Jones’un kaleme aldığı “Şato Üçlemesi”. Üçlemenin ilk [...]

Share
DEVAMI BURADA

Taşi Dizisi ya da tavuk ayaklı uçan evler, gazlı devler vs.

July 21, 2011

Hava çok sıcak. Güne başlar başlamaz erimeye de başlıyoruz. Akşam olduğunda çoktan eriyip denk geldiğimiz herhangi bir kabın şeklini almaya uygun kıvama geliyoruz. Eğer gece uyumayı başarmışsak, sabah yeniden kendi biçimimizde ve erimeye hazır halde güne başlıyoruz. Çetin bir yaz geçiyor. Böyle zamanlarda yapacak en iyi şey ısı üreten her türlü aleti, örneğin bilgisayarı, televizyonu [...]

Share
DEVAMI BURADA

Bir Dolap Kitap-25.06.2011 radyo yayını

June 26, 2011

Bu hafta Açık Radyo’daki yayına bir değişikklikle başladık ve bir diziden söz ettik. Metis Yayınları’nın “Küçük Filozoflar” dizisinden daha önce söz etmiştik zaten. O zaman henüz iki kitap çıkmıştı:  “Profesör Kant’ın En Çılgın Günü” ve “Descartes Amca’nın Kötü Cini“. Radyo yayında bu iki kitaba ek olarak “Karl Marx’ın Hayaleti” ve “Bilge Sokrates’in Ölümü” kitaplarını da [...]

Share
DEVAMI BURADA

Cadılar, öcüler ve karanlıkta yaşayan diğer her şey…

March 4, 2011

Teyzemlerin evi kocamandı. Kapıdan girdiğinizde sol tarafta devasa bir salon vardı. Aydınlıktı. İçinde olmaktan keyif alırdım. Kapıdan girince sağ taraftaysa odalara giden koridor vardı. Karanlıktı ve her köşesi ürkütücü bir şeyler barındırıyordu. Teyzemlerin evine gidince, mümkünse hemen salona gider, bütün akşam salon sınırları içinde kalmaya dikkat ederdim. Ama çocukluk işte. İnsanın illa ki çişi gelir! [...]

Share
DEVAMI BURADA

Yanıbaşınızdaki çocuk gizli ajan olabilir, dikkat!

March 1, 2011

Size şu an çoğu kişinin varlığından bile haberdar olmadığı, çok gizli bir yerden yazıyorum. Burası, yüksek duvarlar ardına gizlenmiş, çok gizli bir kampüs. Etrafımda her yaştan çok sayıda çocuk var. Askeri pantolon ve postallarının üzerine farklı renklerde tişörtler giymişler. Küçük yaştakilerin çoğu kırmızı tişörtlü. Yaşları küçük; ama üzerlerinden taşan özgüven inanılmaz. Yer yer mavi ve [...]

Share
DEVAMI BURADA

Bu okul bildiğiniz okullara benzemez

November 22, 2010

Şöyle geriye dönüp bakınca, eğitim hayatım boyunca en eğlenceli geçen yıllarımın ilkokul yılları olduğunu görüyorum. Benim için ilkokul çağını bu denli keyifli kılan neydi acaba? a) Devasa bir bahçemizin oluşu b) Matrak arkadaşlar c) Oynanabilecek sayısız oyun d) İçimizden püsküren ve asla tükenmeyen enerji e) Hepsi Cevabımın ne olduğunu tahmin etmişsinizdir. Ama ben bunca yıldır, [...]

Share
DEVAMI BURADA

Abur cuburu kim sevmez?

October 28, 2010

Hafta sonu yaklaşıyor. Henüz bir plan yapmadıysanız size şunu önerebilirim: Önce kitapçıya gidip görevliye “Abur Cubur Peşinde” dizisi var mı diye sorun. Varsa dört kitaplık bu seriyi hemen alıp, hızla kitapçıdan çıkın. Yolda ilk gördüğünüz kuruyemişçi ya da bakkala girin ve sevdiğiniz ne kadara abur cubur varsa yüklenin. Fındık, fıstık (Antep fıstığı, yer fıstığı, kaju), [...]

Share
DEVAMI BURADA

2012′de ne olacak?

October 7, 2010

Son yıllarda bir 2012 modasıdır gidiyor. Maya Takvimi’nin 2012 yılında sona eriyor olması, insanların aklına pek çok soru getiriyor. Mayalar neden takvimi o tarihte sonlandırmışlar? Ancak o kadarını mı hesaplayabilmişler; yoksa bir bildikleri mi varmış? Denildiği gibi 2012 dünyanın sonu mu? Yoksa 2012’de bir çağ bitecek ve yeni bir döneme mi girilecek? 2012 son mu, [...]

Share
DEVAMI BURADA

Doğadostu Kardeşler iş başında

October 1, 2010

Dünya… Güneş Sistemi’nin mavi gezegeni, koca evrende bir küçük nokta… Dünya, bizim sahip olduğumuz yegane ev… Dünya sadece bize ait değil. Hayvan ve bitkiler bizim ev arkadaşlarımız. Ne yazık  ki biz kaba ve benciliz. Dünyada var olan her şey bize aitmiş gibi davranıyoruz. Çoktan ortalığı pislettik, sağı solu yaktık, var olan kaynaklarımızı harcadık; yetmezmiş gibi [...]

Share
DEVAMI BURADA

Jeremy James’in Maceraları

August 31, 2010

Bir süredir şeker mi şeker bir oğlan çocuğunun maceralarını okuyorum. Bu ufaklığı öyle sevdim, onun dünyasına öyle daldım ki, davranışlarıma ve sözlerime bile etki etmeye başladı. Aslında pek de şikayetçi değilim. Bazen dünyaya Jeremy James gibi bakmak gerekiyor. Jeremy James ile tanışmam epey uzun sürdü. Kendisiyle uzun zaman önce kitapçı raflarında karşılaşmıştım. Ama her nasılsa [...]

Share
DEVAMI BURADA