Tag "dayanışma"

En İyi Arkadaşım

İnsan yavrusu en zor büyüyen yavruymuş. Doğru aslında. Buruşuk bir vızıltı olarak dünyaya geliyoruz. Aylarca kendi ihtiyaçlarımızı karşılayamaz halde bırakıldığımız yerde neredeyse kıpırtısız duruyoruz. Ağlamaktan başka iletişim bilmiyoruz bir süre. Bebekliği atlattıktan sonra bitiyor mu bu iş? Bana sorarsanız asıl o zaman başlıyor mesele. Bir kere hayatta kalmayı başardıktan sonra, insan yavrusunun kendini inşa etme süreci başlıyor. İnsan kendini deneyimlerle inşa ediyor. Joseph Campbell, “Kahramanın Sonsuz Yolculuğu” adlı kitabında, hangi

Kurt Geri Dönmüş!

Ne olacak masal dünyasının Erol Taş’ı kurdun hali? Adı çıkmış dokuza, inmez sekize. Masal dünyası sakinleri de haksız değil hani; sağı solu belli olmuyor kurdun. Gerçi neredeyse her seferinde bir güzel tepeleniyor ve kurtluğu murtluğu kalmıyor ya, olsun. “Ya bu sefer amacına ulaşırsa?” diye endişelenmekten kendimizi alamıyoruz. Başka bir masal dünyası mümkün oysa! “Müzisyen İnek Sırma“dan hatırlayacağımız Geoffroy de Pennart, masal dünyasının sınırlarını tatlı tatlı zorlayan yazarlardan biri. Pennart, masal

Günparlak, okulda gıcır gıcırım ve öndeki adım Rose.

Sevgili raflıkutuseverler, dündensonrakigün size mini boyların hoş çokuna gideceğini saydırdığım bir harflisayfadan sözdüreceğim. Biletişim Kayınları’ndan düşen bu harflisayfanın taşlığı “Rose” ve kazarı Colas Gutman. Rose, bozuşma konuşluğu olan bir erkekolmayan mini boy ve yü buzden kolaylık itiyor. Hem sıralıyerde hem oyunluyerde kişiletim vurmakta varıntısı sık. Hiçbir şey anlamadınız, değil mi? Biraz bir şey anladınız mı yoksa? Peki, anlama kısmını bir kenara bırakalım. Ya böyle konuşan biri olsaydınız? Anlaşılamamak, sürekli anlaşılmamak

Hollanda Kralı Bo

Bazen bir kitabı fark etmezsiniz. Çevrenizde bir yerdedir ama fark etmezsiniz işte. Bana da öyle oldu. Kitap bir süredir bizdeydi. Adını önceden duymuştuk zaten. Geldiğinde onu da okunmayı bekleyenlerin arasında koymuştuk. O yığını bir görseniz! Kim bilir kaç kitapla daha yaşayacağız bu hikâyeyi. Neyse, lafı uzatmayayım, kitabı önce Banu aldı eline. Almış daha doğrusu, ne zaman aldığını anımsamıyorum. Bir gün geldi ve bana dedi ki, “Bu kitabı bir okusana.” “Tamam,”

Dağın Ayla Buluştuğu Yer ve Treni Durdurun

Radyo programından önce genelde Yıldıray’la yayında yer vereceğimiz kitaplardan söz eder, seçtiğimiz kitapların hangi noktaları üzerinde duracağımızı konuşuruz. Çoğu zaman da birbirimizin kitaplarını ikimiz de okumuş oluruz zaten. Okumasak bile en azından kitapla ilgili belli bir fikrimiz olur. Bu hafta işler değişti. İlk kez ne ben onun anlatacağı kitap hakkında bir şey biliyordum; ne de o benimki hakkında… Üstelik Yıldıray seçtiği kitabı anlatırken, iki kitabın da benzer temalara (zor hayat

Hotsy Totsy’nin Maceraları

Bazen zihnine kazınmış bir tatla karşılaşırsın. Hatta nerde görsen tanırsın onu. Kendine hastır o. Farklı ellerden de çıksa, yapan işinin ehliyse, o tadı alırsın yine. Hani perma, vatka falan yeniden moda olunca “retro” diyoruz ya, onun gibi bir şey işte. Anladığınız gibi, bana öyle bir tat veren bir çocuk kitabı okudum. Çok acayip bir histi. Sanki kitap bitince Hikmet Şimşek ortaya çıkacakmış da Pazar Konseri’ni sunacakmış gibi… Hatta kitabı okurken,

Çukurlar

Stanley Yelnats (ki tersten okuyunca da aynıdır), büyük büyük babasından beridir ailesinin peşini bırakmayan lanetten payına düşeni almaktadır. Büyük büyük babası, bir çingeneye verdiği sözü tutmadığı için lanetlenmiş, o günden beri aileden kimsenin işi rast gitmemiştir. Dolayısıyla Stanley Yelnats da yanlış zamanda yanlış yerde bulunarak işlemediği bir suç yüzünden tutuklanmıştır. Hâkim ona, “Ya cezaevi, ya Yeşil Göl Kampı,” der. Stanley, elbette Yeşil Göl Kampı’nı seçecektir. Talih bu ya, Yeşil Göl

Dev Şalgam

Bizi bilirsiniz, proje insanlarıyız. Her an elimizin altında yürütülmekte ya da tasarlanmakta olan bir proje vardır. Bunlardan biri de İstanbul’dan (var gücümüzle koşarak) gitmek ve kendi sebze meyvemizi yetiştirebileceğimiz, keçilerimizi sağabileceğimiz küçük bir bahçeli eve taşınmaktır. Neler ekeceğiz o gün geldiğinde bahçeye, neler! Bir kenarda maydanoz, biber, domates, salatalık olacak. Kahvaltı masasından uzanıp dalından yiyebileceğimiz mesafede hem de. Cibilliyetine el değmemiş, yani GDO olmayan mısırlarımız olacak bir tarafta. Elbette elma,

Arkadaşa methiye

Arkadaş, gülümseme nedenidir. Arkadaş, oyundur, eğlencedir. Arkadaş, paylaşabilmektir. Arkadaş, yalnızlığın lavaboaçıdır. Arkadaş, seksekte çizgiye basan, saklambaçta kaleye yuman, yakartopta topla vurulandır. Arkadaş, ensesinden aşağı kartopu atılandır. Arkadaş, birlikte bisiklete binebileceğin kişidir. Arkadaş, dayanışmadır. Arkadaş, haylazlıktır, suç ortaklığıdır. Arkadaş, tarçınlı kekinle sıcak sütünü paylaşabildiğin kişidir. Arkadaş, saatlerce çene çalabilme fırsatıdır. Bıdır, bıdır, bıdır… Bu böyle uzar gider. En sevdiğiniz arkadaşınızı düşünün. Çocukluk arkadaşlarınızla yaptıklarınızı anımsayın. Listeye onlarca madde daha ekleyeceğinize eminim.