Tag "çevre"

Su değerlidir

Bugün 22 Mart Dünya Su Günü. Bugün yayınlamak üzere ne zamandır taslaklarda beklettiğim bir animasyon vardı. Bırakın bugüne özel yayın yapmayı, bugün, yarın ya da başka bir gün için yazı yazasım yok. Kitap bile okumuyorum ne zamandır doğru dürüst. Daha doğrusu sabun köpüğü gibi bir roman okuyorum, kafamı dağıtsın diye. Daha fazlasını içim kaldırmıyor. Ne kötü değil mi? Hayatımızı etkileyen kötücül insanların karanlığı kitap okumak gibi güzel bir eylemin üzerine bile gölge düşürüyor.

Bir ağacı sevmekle başlayacak her şey

Bir ağacın, ne kadar BÜYÜK olursa olsun tek bir ağacın gündelik yaşamımızdaki yeri nedir? “Küçük Evler’in Büyük Ağacı”nın arka kapağındaki tanıtım cümlesi işte bu cümleyle başlıyor. Sahi, bir ağacın sizin yaşamınızdaki yeri ne? Var mı her gün karşı karşıya geldiğiniz bir ağaç?  Kim bilir belki evinizin penceresinden gördüğünüz, sabahları uyanıp da perdeyi çekince sizi selamlayan yaşlı bir çınar mesela… Ya da her gün işe, okula giderken yanından geçtiğiniz bir fıstık

Gece Maymunu Gündüz Maymunu

İşte doğum sonrası ilk radyo yayınıyla karşınızdayız sayın seyirciler. Üstelik yayının ilk bölümünde Yıldıray öyle bir kitap seçmiş ki, tam da bizim evdeki halimizi özetleyen bir konusu var. Kitabın ismi bile bizim evin iki bebesini tanımlar gibi: “Gece Maymunu Gündüz Maymunu”. Julia Donaldson imzası taşıyan kitabın çizimlerinde alışık olduğumuz gibi Axel Scheffler değil, Lucy Richards var. İki farklı dünyaya iki farklı bakış açısı sunan kitap korkulara da alttan alta değiniyor.

Bir yanda kayıp bir fil, diğer yanda yatağın altına saklanmış bir timsah

“Nerede Bu Fil?“i elime ilk aldığımda aklıma gelen ilk şey “Ali Nerede?” kitapları olmuştu. Zaten Kitabın yazarı Baroux da esin kaynağının “Ali nerede?” olduğunu yazmıştı kitabın arkasında. Kitabın kapağındaki “Bu bir ‘sessiz kitap’tır.” açıklaması da hayli heyecan vericiydi. Ben sanmıştım ki oyunlu, eğlenceli, neşeli bir kitapla karşı karşıyayım. Meğer yanılıyormuşum. Aslında, hayır, yanılmıyormuşum, oyunlu bir kitapmış bu ancak benim sandığımdan çok farklı bir gidişatta ilerliyormuş öyküsü. Sayfaları çevirdikçe fil ve

Kıyıya Vuran Kız

“Önyargı bütün kötülüklerin anasıdır,” diyebilir miyiz? Bu kadar iddialı bir yargıda bulunmak doğru değil ama ben önyargılarımdan çok çektim. Bir kere kendi kendinize yolunuzu kesiyorsunuz. Birkaç adım sonra karşılaşabileceğiniz bir güzelliği, sırf yargılarınız yüzünden görmüyor ya da olduğundan farklı görüyorsunuz. Belki çok seveceğiniz bir insanla geçireceğiniz güzel vakitleri öteliyorsunuz. Belki “Hayatımda yediğim en lezzetli şeymiş bu!” diyebileceğinizi bir yemeğin tadını öğrene şansınızı yok ediyorsunuz. Arka kapak yazısı ya da kapağı

Cecü’nün Yer Cüceleri

Merhaba sevgili Dolapsever, Bugün Bir Dolap Kitap’ta kızı Ekin ile birlikte çocuk kitapları dünyasına balıklama dalmış, bir çocuk kitabı tutkununu, Berna Günal Küçük‘ü konuk ediyoruz. Berna, bizim için dünya edebiyatının büyük ustalarından Umberto Eco tarafından kaleme alınmış “Cecü’nün Yer Cüceleri” adlı masal kitabını kaleme aldı; ortaya çok ayrıntılı ve doyurucu bir inceleme çıktı. Bakalım siz de yazıyı okuyunca, Berna gibi bunun “masallara ihtiyacı olan hepimiz için” yazılmış bir kitap olduğunu düşünecek

Evim, evim, güzel evim!

Oldum olası evi, evde olmayı ve evleri sevmişimdir. Çocukluğumdan beri ilgi duyarım evlere. Babamın iş için yurtdışından getirttiği büyük kataloglarda en çok ev eşyalarının olduğu sayfalara bakmayı sever, evlerin nasıl döşendiğiyle ilgilenirdim. Hele bazılarında evin bahçesine kondurulan ahşap kulübeler olurdu ki sormayın… Bayılırdım. Legolarla hep ev inşa ederdim, içine masasını, yatağını koyarak. Ev yapmazsam karavan yapar, yine içini döşerdim. Amerikan filmlerindeki ağaç ev sahibi çocuklara özenirdim. Ev planları çizerdim çeşit

Bir ördeğin ve umudun peşinde…

Merhaba sevgili Dolapsever, Bu yazıyı okumaya başlayarak Bir Dolap Kitap’ın yeni çağına da balıklama dalmış bulunuyorsun. Bundan böyle Dolap’ın sayfalarında dolanırken biz kapaklar dışında yazarlarla da karşılaşabilirsin, şaşırma. Şimdi hiçbozuntuya vermeden sakince okumaya devam et, sevgili Dolapsever, çünkü seni ilk konuk yazarımız Gökçe Gökçeer’în yazdığı leziz bir yazı bekliyor. İyi okumalar! Yıl 1992. Hong Kong’dan yola çıkan dev bir yük gemisi, Kuzey Pasifik Okyanusu’nda ilerlerken çıkan korkunç bir fırtına sonucu

İnsan Vücudu ve Ispanaklı Yumurta

Çocukken biyoloji dersini çok severdim. İnsan vücudunun konu edildiği dersler daha da ilginç olurdu. Bedenimizin içinde olup bitenler, kusursuz bir makine gibi çalışan organlar çok ilgimi çekerdi. En çok istediğim şeylerden biri küçülüp insan vücudunun içine girebilmekti. Bu hayalimi önce bir öykü yazmaya çalışarak gerçekleştirmeye çalışmış, kendimce de pek eğlenmiştim. Sonra “İçimde Biri Var” adlı filmi ve adını hatırlayamadığım bir çizgi filmi izlemiştim. Hatta bunları bize insan vücudunu doyasıya gezdiren “Vücudumuz Nasıl