December 2, 2010
Bostancı’da doğup büyüdüm. Ben çocukken Bostancı ağaç doluydu. Oturduğumuz sokaktaki az katlı binaların bahçelerinde ayva, çeşit çeşit erik, yenidünya, şeftali, elma, kiraz, vişne, dut, incir, armut, kayısı, nar, muşmula, hatta Trabzon hurması bile vardı. Fıstık çamı, kavak, keçiboynuzu, atkestanesi, cennet ağacı, çitlembik, defne… Ağaçların tepesinden inmez, öğle yemeği için eve gitmezdik. Onca meyveyi daha hamken [...]
DEVAMI BURADA
November 11, 2010
Geçen gün sığırcıklar çıldırmış gibiydi. Damlarda toplanıyor, sonra birden havalanıp debisi yüksek bir nehir gibi binaların arasında akıyor, nihayet, bir defne ağacına dadanıp etrafı mis gibi kokutuyorlardı. Zamanının çoğunu karşı bahçede geçiren sarılı beyazlı kedi Kaymak, bir hafta içinde koca kafalı bir erkek kediye dönüştü. Yine de her fırsatta ağlamaktan, güvercinler tarafından umursanmadığı halde ağacın [...]
DEVAMI BURADA