Tag "ayı"

Şair Kısakulak ve Ayıcık Bobbo

Bir şair neye benzer acaba? Kovuğunda yaşayıp giden, içine kapanık, karamsar, hassas, takıntılı… Eh, bütün şairler bu tarife benzer mi bilinmez, ama Kısakulak böyle biri işte. Günlerden bir gün, her zaman çöpe attığı okur mektupları içindeki bir zarf dikkatini çekene kadar da böyle kalıyor. O mektupla başlayan olaylar, Şair Kısakulak’ı evinden çıkarmakla kalmıyor, eleştirilme fikrine alışmasını, karamsarlığından kurtulmasını ve hayatının aşkını bulmasını da sağlıyor. Eva Furnari tarafından yazılıp resimlenen “Şair

Düşler Sirki / Usta ile Ayı

Patlamış mısırın ne tuhaf bir kokusu vardır! İnsanı kandırır, aklını çeler, ağzını sulandırır, mutluluk hissi verir. Hem de bunların hepsini aynı aynda yapar. Sonunda o mısırın cazibesine dayanamazsınız ve bir tane atıverirsiniz ağzınıza. Önce iki parmağınızın ucuyla, tek tek alıp ağzınıza atarsınız mısırları. Sonra üç parmak, dört parmak derken bir bakmışsınız ki avuçla alıp alıp ağzınıza tıkıştırıyorsunuz! tabii bu dediklerim evde mısır patlattıysanız geçerli. Sinemaya gitmiş de mısır almamışsanız, arka koltuğunuzda

Gürültücü Güven ve Babam Neden Burada Değil?

Geçenlerde bir rüya gördüm: Adını burada anmaya bile tenezzül etmeyeceğim bir politikacı, avanesiyle bizim bahçeyi işgal ediyordu. Her yere plastik şeritler çekip geçmeyi yasaklıyorlardı. Takım elbiseli, güneş gözlüklü bir sürü korumaortalıkta, elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyordu. Bizim bahçede! Evin içinde dört dönüp öfkeden küplere biniyordum ve topuna birden olabildiğince kötü davranıyordum.  Ay, şimdi aklıma geldikçe bile sinir oluyorum. Bu adamlar her istediklerini yapmaya hakları varmış gibi davranıyor ya… Neyse! Bu,

Bin Bir Minicik Mutluluktan Oluşan Dev Bir Kitap

İpek’le ilk ne zaman, nasıl tanıştık hatırlamıyorum. Ama kesin olarak bildiğim bir şey var ki, o da İpek’le biz Dolap Kapakları’nı buluşturan konu çocuk kitaplarına olan sevgimiz oldu. Zamanla daha birçok ortak noktamız olduğunu öğrendim: Roald Dahl’a, kırtasiye malzemelerine, Snoopy’ye, Dire Straits’e olan sevgimiz ve ve Nil ile Tayga’nın maceralarını birbirimizle değiş tokuş edip günümüzü şenlendirmek aklıma ilk gelenler… Daha önce Dolap’ta “Minik Violet“in çevirmeni olarak yer alan İpek Şoran’a “Madem çocuk kitaplarını çok seviyorsun ve

“Sandalda Bir Çocuk ve Bir Ayı” ile “Maisy Bahçede”

Her ne kadar beğendiğimiz ortak kitaplar çok olsa da Yıldıray’la kitap okuma alışkanlıklarımız pek de benzemiyor. Onun takıldığı noktaları ben göremiyorum, benim kitaplara deli gibi kapılıp giderek okumamı o anlamıyor. Durum böyle olunca ikimizin de okuduğu kitaplar hakkında konuşmak çok keyifli oluyor. Böylece ikimiz de o kitaba farklı bir açıdan bakmaya başlıyoruz. İkimiz için de öğretici bir süreç bu. “Sandalda Bir Çocuk ve Bir Ayı” da o kitaplardan biri. Kitap hakkındaki düşüncelerimizi programın

Köprüyü Geçerken

Dar bir köprünün ortasında karşı karşıya gelen iki inatçı keçinin öyküsünü bilirsiniz, sonu hüsrandır. İnatlarını tokuşturan keçiler köprüden uçuruma yuvarlanır. Oysa birinin diğerine yol vermesi öykünün sonunu değiştirebilirdi. Eh, eğer bir kelebeğin burada kanat çırpması dünyanın diğer tarafında fırtınaya neden olabiliyorsa, burada inadı kırıp kötü sonuçlanacak bir çatışmadan kaçınmak dünyanın öbür tarafında kim bilir ne güzelliklere neden olur, varın siz düşünün. Çatışan güçler büyüdükçe, şiddet büyür. Çatışan güçler denkse, çatışma

The Bear That Wasn’t

Bu haftaki radyo programında “Ayı Olmayan Ayı” adlı kitaptan söz ettik. Programı dinlediyseniz, kitabın bir çizgi filmi olduğundan söz ettiğimizi de duymuşsunuzdur. Kitabın yazarı Frank Tashlin aslında uzun yıllar Warner Bros. ve Disney Stüdyoları’ndan çizgi film sanatçısı olarak görev yapmış. Kitabın animasyona dönüştürülmesine şaşmamak lazım.  Hatta kitap sonradan İsviçreli yazar Jörg Steiner’e de esin kaynağı olmuş ve Steiner 1976’da “Der Bär, der ein Bär bleiben wollte / Ayı Olarak Kalmak

“Ayı Olmayan Ayı” ve “Deniz’in Sevdiği Şeyler: Müzik”

Teknik bir arıza oldu ve radyo programının her zaman pazartesi günü yayınladığımız bant kaydı bugüne kaldı. Olsun, rutin bozuldu işte, fena mı? Bu hafta yayına ta 1946 yılında yayınlanmış bir kitapla başladık. Elbette kitap özgün dilinde o tarihte yayınlanmış. Türkçesi daha geçenlerde Hayykitap tarafından, Şiirsel Taş’ın çevirisiyle yayımlandı. Kitabın adı, “Ayı Olmayan Ayı” ve yazarı da çizgi film senaristi, yönetmeni ve yapımcısı Frank Tashlin. Kitap, kendisine sürekli, “Sen ayı değilsin,

Kemancı Ayı Masalı

Uzuuun bir arayı nihayetlendirip geri döneceğimizi söylemiştik. İşte geldik. İnsan neyi yapmak istediğine, neyi istemediğine nasıl karar verir? Peki yapmak istediklerinin ne kadarını yapmayı, istemediklerinin ne kadarını yapmamayı başarır? Bazen sırf bizden öyle beklendiği için, sırf ebeveynimizi ya da toplumu memnun etmek için, bizi zorladıkları için gerçekten istemediğimiz şeyleri yaparız. Eğer kendimize ait minicik bile olsa bir alan bulabilirsek, bunları sorgulama olanağımız da olabilir. Çoğu zaman sorgulamaya fırsat bile bulamayız.