Tag "aile ilişkileri"

En İyi Arkadaşımdan Ayrı Bir Sene

Siz de benim gibi zaman yolculuğu temalı kitapları, filmleri sevenlerden misiniz? Öyleyse, bu hafta radyoda anlattığım kitabın ilginizi çekeceğini düşünüyorum. “En İyi Arkadaşımdan Ayrı Bir Sene” adlı romanda kitabın kahramanı Jenni, bir gün durup dururken ve tamamen tesadüfen bir yıl geleceğe sıçrar. Jenni hayatının bir yılını kaybetmiştir ve geçen on iki ayda neler olduğuna dair en ufak fikri yoktur. En yakın arkadaşı Autumn bambaşka bir insana dönüşmüş, daha birkaç saat

Dalgalandım da duruldum

Bazı kitapların tuhaf bir davranışı vardır. Siz daha ilk sayfalarını okurken, kitap, sonuyla ilgili tahminlerinizi biçimlendirmeye başlar. Okudukça iş tahminden çıkar. Ortalarına geldiğinizde artık kitabın sonunu biliyorsunuzdur. Peki, sonunu bildiğimiz bir kitabı niye okuyalım? Nedenlerden biri tüm olayların seyrini, anlamını değiştirecek bir durumun ortaya çıkmasını ummak olabilir. Bunun işaretleri önceki sayfalarda bir yerlerdedir mutlaka. Durum ortaya çıkana kadar fark etmemişizdir, ama bunda bir sorun yok. Zaten yazar da kurgunun sağlamlığı

Karadankaçanlar

İlkin adı ilgimi çekti. Sonra ejderhalı yelkenli kapak resmi ilgimi çekti. Derken ilk cümle ilgimi iyice sündürdü: Evvel balık içinde, kalbur deniz dibinde… Sonrası da aynen böyle gelişti. Cümle cümle peşine, tıkır tıkır işledi kitap. Hoop, okudum bitti. Adı Karadankaçanlar olan bir gemideyiz. Geminin tayfası da, yolcusu da, kaptanı da, aşçısı da, miçosu da, çımacısı da Tomris’le Tomris’in annesi. Tomris’in annesi kitap boyunca Tomris’in annesi diye anıldığı için ben de ona

Can ile Zortan’ı takdimimdir

Merhaba Sevgili Okur, Bugün size çoook ama çok eskiden beri tanıdığım iki kafadardan söz edeceğim: Can ile Zortan. Belki dün kitapçıya gittiğinizde gördünüz onları ya da internette dolaşırken yeni bir kitap çıktığını haber aldığınızda… Yani siz hepi topu en fazla iki gündür tanıyorsunuz onları. Ben tanışalıysa en az beş yıl olmuştur. Yıldıray bir yazı atölyesi sırasında doğurmuştu Can ile Zortan’ı. O zamandan sonra defalarca biçim değiştirdiler ve ben onların geçirdikleri

Ne eksik, ne fazla; herkesin çocuğu onun en değerlisidir.

Bu hafta çok güzel öykü kitabıyla başladık radyo yayınına. Uykudan önce okumak için harika bir seçenek olan “Senin Gibi”, sevgi üzerine, sevginin ölçülemez ve kıyaslanamazlığı üzerine sımsıcacık bir öykü. Gerek resimleri, gerek üslubuyla bana “Bil Bakalım Seni Ne Kadar Seviyorum“u anımsattı bu kitap. Bakmaya doyamadığım ayrıntılarıyla (özellikle fare evindeki nesnelerin kullanımı bana “Fare Evi”ni hatırlattı) görsel olarak da büyük bir keyif verdi bana. Bu yazının altına yorum bırakacak bir kişiye “Senin

Matbaacılık Oyuncağı ve Genç Sherlock Holmes

Yaz tatili sürüyor. Bir tatili güzel kılan şeylerden biri de güzel kitaplardır. İşte bu hafta radyoda ele aldığımız kitaplar da tam tatil için biçilmiş kaftan. Yayının ilk kısmında edebiyat ve sanatla çevrili bir çocuklu geçirmiş Yiğit Bener’in anılarından devşirdiği “Matbaacılık Oyuncağı” adlı kitap hakkında konuştuk. Az sayıda sayfasının içinde pek çok değerli şey barındıran bu anı kitabı, kimbilir belki de bazı çocukları yazmaya sevk edecek. Belki de bu kitap sayesinde

Dostum Sığırcık

Ortaokulun ilk yılıydı. Yeni bir okuldaydım. Bütün arkadaşlarım yeniydi. Bir üst sınıfın öğrencileri bile çok büyük geliyordu bana. Üstelik burası bir erkek okuluydu. Sürü psikolojisinin esas olduğu, çocukların alfalar ve diğerleri diye ayrıldığı ve ilişkilerin alfaların ilişkilerine göre biçimlendiği bir ortamdı yani. Devrecilik de vardı. Üst sınıf altındaki sınıfları ezme hakkına sahipti ve bütün alfalarının uzlaştığı belki de tek konu buydu. Yaşıtım çocukların çoğu gibi ben de top oynamayı seviyordum.

“Sıkı Arkadaşlar ve Spagetti Canavarı”

Bundan birkaç sene önce Niko Alm isimli Avusturyalı bir ateist dünya çapında ses getiren bir protestoya imza attı. İnançları gereği başına taktığı makarna süzgeciyle fotoğraf çektiren Alm, ehliyet başvurusunda bu fotoğrafı verdi. Mahkemeyle sonuçlanan olayda Alm, Uçan Spagetti Canavarı Kilisesi’ne bağlı bir pastafaryan olduğu ve makarna süzgecinin de pastafaryanlığın gerekliliği olduğu gerekçesiyle, üstelik ehliyet fotoğrafında yüzü de tamamen göründüğü için davasında haklı bulundu ve bu “inanç” özgürlüğü davasını kazandı. Bu

En İyi Arkadaşım

İnsan yavrusu en zor büyüyen yavruymuş. Doğru aslında. Buruşuk bir vızıltı olarak dünyaya geliyoruz. Aylarca kendi ihtiyaçlarımızı karşılayamaz halde bırakıldığımız yerde neredeyse kıpırtısız duruyoruz. Ağlamaktan başka iletişim bilmiyoruz bir süre. Bebekliği atlattıktan sonra bitiyor mu bu iş? Bana sorarsanız asıl o zaman başlıyor mesele. Bir kere hayatta kalmayı başardıktan sonra, insan yavrusunun kendini inşa etme süreci başlıyor. İnsan kendini deneyimlerle inşa ediyor. Joseph Campbell, “Kahramanın Sonsuz Yolculuğu” adlı kitabında, hangi