Tag "9+"

Damdaki Kedi ve Huysuz Uğurböceği

Kedileri kendime yakın hissederim. Köpek değil de kedi… Benzer huylarımız olduğu için sanırım. Biraz başıma buyruk olduğum, başkalarının bana komut vermesinden hoşlanmadığım, ait olduğum mekanı fazlaca benimsediğim ve mekanıma müdahale edildiğinde gerildiğim için mesela… O yüzden kedili kitapları da seviyorum. Kitabın kahramanı olan kedinin kılığına bürünebiliyorum okurken. İşte bu yüzden “Damdaki Kedi”yi nasıl oldu da fark etmedim, bu kitap nasıl oldu da benim değil Yıldıray’ın eline geçti diye hayıflandım bu

Neredesin Janinka?

Bizim buralarda sokakta o kadar çok cins köpek var ki… İstanbul’da da öyleydi; Caddebostan sahilde görürdük zaman zaman başıboş gezinen cins köpekleri. Annem Datça’da da benzer bir durumdan bahsetmişti. Sanırım canım yurdumun pek çok yerinde, özellikle sayfiye bölgelerinde bu durum oldukça “sıradan”. Sen iki üç günlük keyfin için git al o köpekleri, sonra sıkılıp zor gelmeye başlayınca da sokağa sal. hele ki tatil beldesindeysen geride bırak, arkanı dön git. “Neredesin Janinka?”yı

Hannah Arendt’in Küçük Tiyatrosu

Bazen elinize öyle bir kitap alırsınız ki, okudukça şaşar, bu yazar bunları bugünü bilip de yazmış dersiniz. Metis’in Küçük Filozoflar serisinden çıkan “Hannah Arendt’in Küçük Tiyatrosu” da işte öyle kitaplardan biri. Marion Muller-Colard’ın yazdığı, Clémence Pollet’nin resimlediği kitap Alman siyaset felsefecisi Hannah Arendt’in yaşamını, dünya görüşünü yaşlı Hannah ve çocuk Hannah arasındaki diyaloglarla anlatıyor. Hannah Arendt’in anlattıklarını çocuklara okutalım. Bugünü, içinde yaşadığımız dünyayı çok güzel anlatan kitaplardan biri “Hannah Arendt’in Küçük

Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı

Hep dediğimiz bir şey vardır: Çocuk kitaplarında her konuyu ele alabilirsiniz; sadece nasıl anlatacağınızı bilmeniz, doğru sözcükleri ve ifadeleri bulmanız gerekir. “Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı” işte böyle kitaplardan biri. Sevgi Saygı’nın kaleme aldığı romanda babaannesi alzheimer olan bir çocuğun öyküsünü okuyoruz. Alaz ve arkadaşlarının yaşlılığı nasıl anlamaya, kavramaya çalıştığını, kuşaklar arası iletişimi keyifli bir üslupla ele almış yazar. Bu haftanın armağan kitabı olan “Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı” gelecek hafta yapacağımız çekilişte

“Atla, Bart!” ile “Nasıl başlar?”

Ne demişler, her şeyin azı karar, fazlası zarar. Bu durum günümüzde teknoloji kullanımı için de geçerli. İtalyan yazar Susanna Tamaro “Atla, Bart!” adlı romanında işte bu fikirden yola çıkmış ve teknolojiyi, çocuklarının hayatının her anını programlayan ebeveynleri, mükemmel olması istenen “proje” çocukları kitabına konu etmiş. İşin içine bol bol da fantastik unsur eklemiş. ortaya okuması keyifli bir roman çıkmış. Bu hafta radyo yayınımızın ilk kısmını bu kitaba ayırdık. Programın yarısı

Fantastik bir üçleme ve keyifli bir polisiyeye var mısınız?

Geçenlerde bir akşam çocukları yatırdık, izlemediğimiz bir animasyon ne vardı da izlesek diye aranırken benim aklıma “Kutu Cüceleri / The Boxtrolls” geldi. Yıldıray bilmiyormuş filmi, “Bak çok güzel stop-motion,” dedim, buldum açtım filmi. Sonra izlemeye başladık. Sonra film boyunca Yıldıray “Ben bu hikayeyi biliyorum ama ner’den?” deyip durdu. Filmin sonuna geldğimizde “Pantolonlar Fora!“ diye bağırdı. Ben de “Neyyy?” dedim. İşte böylece Yıldıray birkaç sene önce Pantolonlar Fora’dan söz ettiğinden beridir

Kayıp Kurabiye Kutusu ve Valizdeki Kedi

Siz bu satırları okurken sevgili Dolap okurları, biz sabah erkenden yollara düşüp Dolap çekmecesi Guçi’nin hayalini gerçekleştirmeye gideceğiz. Bizim ufaklık aylardır kumbarasında para biriktiriyordu bugün için. Bugün onun doğum günü ve çok istediği kepçeyi almaya gidiyoruz bugün. Şaka maka 3 yıldır bizimle Tayga. Bu üç yıl uykusuz, bol kahkahalı, bol bağırış çağırışlı ama çok da eğlenceli geçti. Üç yılda bebeğimiz büyüdü, çocuk oldu; kendi kararları, istekleri, tercihleri olan, bizimle kitap okuyan,

Bir ağacı sevmekle başlayacak her şey

Bir ağacın, ne kadar BÜYÜK olursa olsun tek bir ağacın gündelik yaşamımızdaki yeri nedir? “Küçük Evler’in Büyük Ağacı”nın arka kapağındaki tanıtım cümlesi işte bu cümleyle başlıyor. Sahi, bir ağacın sizin yaşamınızdaki yeri ne? Var mı her gün karşı karşıya geldiğiniz bir ağaç?  Kim bilir belki evinizin penceresinden gördüğünüz, sabahları uyanıp da perdeyi çekince sizi selamlayan yaşlı bir çınar mesela… Ya da her gün işe, okula giderken yanından geçtiğiniz bir fıstık

Karadankaçanlar

İlkin adı ilgimi çekti. Sonra ejderhalı yelkenli kapak resmi ilgimi çekti. Derken ilk cümle ilgimi iyice sündürdü: Evvel balık içinde, kalbur deniz dibinde… Sonrası da aynen böyle gelişti. Cümle cümle peşine, tıkır tıkır işledi kitap. Hoop, okudum bitti. Adı Karadankaçanlar olan bir gemideyiz. Geminin tayfası da, yolcusu da, kaptanı da, aşçısı da, miçosu da, çımacısı da Tomris’le Tomris’in annesi. Tomris’in annesi kitap boyunca Tomris’in annesi diye anıldığı için ben de ona