Tag "8+"

Şair Kısakulak ve Ayıcık Bobbo

Bir şair neye benzer acaba? Kovuğunda yaşayıp giden, içine kapanık, karamsar, hassas, takıntılı… Eh, bütün şairler bu tarife benzer mi bilinmez, ama Kısakulak böyle biri işte. Günlerden bir gün, her zaman çöpe attığı okur mektupları içindeki bir zarf dikkatini çekene kadar da böyle kalıyor. O mektupla başlayan olaylar, Şair Kısakulak’ı evinden çıkarmakla kalmıyor, eleştirilme fikrine alışmasını, karamsarlığından kurtulmasını ve hayatının aşkını bulmasını da sağlıyor. Eva Furnari tarafından yazılıp resimlenen “Şair

Şemsiyesine Saklanan Adam ile Kemal’in Londra Günlüğü

Bir Dolap Kitap’ta öykü kitaplarına az yer verdiğimizi bu hafta radyoda “Şemsiyesine Saklanan Adam”ı tanıtırken fark ettim. Ya biz öykü okumayı tercih etmiyoruz ya da çocuklar için öykü kitapları romanlara göre sayıca az olduğundan… Her ne olursa olsun, Yıldıray’ın sözünü ettiği kitaptaki öyküler, dinlerken bana çok keyif verdi ve hemen okumak istedim. Umarım sizin de ilginizi çeker. “Şemsiyesine Saklanan Adam” adlı kitapta kitaba adını veren öykünün dışında “Ceylan Sibi ile

İki İsimli Kedi / Uğurböceği Kapınızı Çalarsa

Ülke gündeminde kötü hiçbir şey olmuyormuşçasına sürdürdüğümüz radyo programımızda bir süredir kedili kitaplara yer veriyoruz. Özel olarak ayarladığımız bir şey değildi; ama denk geldi işte. Bu hafta da “Kedi Öyküleri” isimli bir serinin ilk kitabı olan “İki İsimli Kedi” ile başladık yayına. Kedileri yakından tanıyanlar bilirler, bu kedi milleti işini bilir. Karnını nasıl doyuracağını, nereden yiyecek bulacağını, nereye saklanılacağını, nerede rahat uyunacağını… Yeter ki biz insanlar onlara karışıp dengelerini bozmayalım. Oysa

Unutma Oyunu

İsmimiz kimliğimizdir; bizim kim olduğumuzu söyler. Karakterimizin de ismimizle biçimlendiği söylenir. Bazen birinden söz ederken “ismiyle müsemma” deriz. İnsanlardan isimlerinin hakkını vermelerini de bekleriz! Adı Güçlü olan kişilerin güçlü kuvvetli; Bilge ismini taşıyanlarınsa bilgelik sahibi kişiler olacağını varsayarız. Arslan’ları cesur, Melek’leri iyilik timsali, Nazlı’ların hep naz yaptığını, İpek’lerin yumuşacık kişilikleri olduğunu düşünürüz. Bebeklere isim koyarken aklımızda sürekli yargılar dolaşır: Ya bu ismi koyunca sert mizaçlı olursa, ya bu isim omuzlarına

Hayatı Değiştiren Buluşlar Ansiklopedisi ve Tarlakoz’un Tuzağı

Nesne tarihi kitaplarını oldum olası sevmişimdir. Bu konuda pek çok kitap yazılmış olsa da, hepsinde ilginç ve daha önce okumadığınız bir bilgiye illa rastlarsınız. Hele bir de söz konusu örnekler çocuk kitapları kategorisi altında yayımlandıysa, görsel olarak da iyi tasarlanmış olurlar genelde. Bu hafta radyoda okuması ve bakması çok keyifli bu tür bir kitaptan daha doğrusu bir ansiklopediden söz ettik.  “Hayatı Değiştiren Buluşlar Ansiklopedisi” adını taşıyan kitapta nesnelerin tarihlerinin yanı sıra,

Benim Hikâyem ve Mesajın Var Kırlangıç

Bence yazı yazmak bilmece çözmek ya da yap bozla oynamak gibi bir şey. Elinizde bir sürü parça var ve siz bu parçaların doğru yerini bulmaya çalışıyorsunuz. Parçaların nasıl oluştuğu ve biçimlerinin neye benzediği tamamen size kalmış. Yani bu bulmacayla ya da yap bozla vakit geçirmek ve ortaya anlamlı bir bütün çıkarmak için gereken tüm malzemeyi sizin oluşturmanız gerekiyor. İnsan o zaman “İyi de o malzemeyi nasıl oluşturacağım?” diye sormaz mı?

Hayta, El Sistema, Barış İçin Müzik ve Çocuk Hakları

“Yoksulluk, yalnızca yiyecek ve barınak eksikliği değildir. Yoksulluk, ‘Hiç kimse’ olma duygusudur, kimlik eksikliğidir. Müzikle ilgilenmek, bir orkestrada olmak, bir müzik aleti çalmak veya şarkı söylemek çocuğun özsaygısını geliştirir, onu yoksulluktan çekip çıkarır. Çünkü çocuk, müzik aletini eline alır almaz artık yoksul değildir. Keman çalan bir çocuk yoksul olamaz!” Bu sözler iktisatçı, müzisyen, yenilikçi ve El Sistema’nın kurucusu olan Venezuellalı José Antonio Abreu’ya ait. El Sistema’nın  ne olduğunu biliyor musunuz?

Can ile Zortan’ı takdimimdir

Merhaba Sevgili Okur, Bugün size çoook ama çok eskiden beri tanıdığım iki kafadardan söz edeceğim: Can ile Zortan. Belki dün kitapçıya gittiğinizde gördünüz onları ya da internette dolaşırken yeni bir kitap çıktığını haber aldığınızda… Yani siz hepi topu en fazla iki gündür tanıyorsunuz onları. Ben tanışalıysa en az beş yıl olmuştur. Yıldıray bir yazı atölyesi sırasında doğurmuştu Can ile Zortan’ı. O zamandan sonra defalarca biçim değiştirdiler ve ben onların geçirdikleri

Acaba Ne Zaman ve Dönüyor

“Beyin ne zaman işlemeye başlar? Anne babam ne zaman bana güvenir? Yaşam ne zaman başlar? Zamanda sıçrama ne zaman yaşandı? Ben ne zaman âşık olacağım? Ressamlar ne zamandan beri fırça kullanıyor? Bukalemun ne zaman renk değiştirir?” Sizin evde de çocuğunuz bunlara benzer sorular soruyor mu? Bizim Tayga şimdilik “Neden?” aşamasında. Ama çok geçmeden sorular artacak ve gelişecek. Ne de olsa merak edilecek çok şey ve neyse ki çocukların merak duygularını