Tag "7+"

Cimcime: Çocukluğumuzun kahramanı

Ben evin en küçüğüydüm. Abim benden 5,5, ablam da 8 yaş büyüktü ve ben ilkokul çağına geldiğimde onlar çoktan gıcık ergenler olmuşlardı. O nedenle çoğu zaman tek çocuk gibi oldum. Ablamın ilgilenecek başka işleri vardı; abim “Sen kızsın, ne anlarsın?” ya da “Sen küçüksün yapamazsın!” kafasında olurdu. Ya kavga eder, ya birbirimize hiç bulaşmazdık. Sonra ben arada dayanamayıp bir çıngar çıkarırdım. Ablamın odada müzik dinlemek için kapıyı kilitleyip beni odanın

Gürültücüler (ya da uzaylılar sizin mahalleye de uzanabilir!)

Uzaylı temalı filmlerde kuraldır: Uzaylılar Amerika’ya iner. Dünyanın başka yerlerinin de istila edildiği haberini duyarız ama doğal olarak filmin kahramanları hep sıradan Amerikalı vatandaşlardır. Amerikan başkanı ise fedakar bir kahramandır. Sonunda kazanan hep onlar olur. Bizleri (diğer tüm dünyalıları) kurtaran kahramanlar hep bu Amerikalılar olur. Bu sefer işi tersine çeviriyoruz sayın seyirciler. Pencerenizden dışarı bakınız. Ne görüyorsunuz? Her sabah görmeye alışık olduğunuz mahalle manzaranızı, değil mi? Yoldan geçen şu kadın

Evim, evim, güzel evim!

Oldum olası evi, evde olmayı ve evleri sevmişimdir. Çocukluğumdan beri ilgi duyarım evlere. Babamın iş için yurtdışından getirttiği büyük kataloglarda en çok ev eşyalarının olduğu sayfalara bakmayı sever, evlerin nasıl döşendiğiyle ilgilenirdim. Hele bazılarında evin bahçesine kondurulan ahşap kulübeler olurdu ki sormayın… Bayılırdım. Legolarla hep ev inşa ederdim, içine masasını, yatağını koyarak. Ev yapmazsam karavan yapar, yine içini döşerdim. Amerikan filmlerindeki ağaç ev sahibi çocuklara özenirdim. Ev planları çizerdim çeşit

Bay Jaromir ve Çalınan Elmaslar

Yılın son radyo yayınını yaptık dün. Bir hafifleme hissi oldu bende. Sizde de 31 Aralık’a yaklaşırken benzer hisler oluyor mu? Çocukken yılbaşı benim için eğlence demekti. Mutlaka birilerinde toplanılırdı. Şahane yemekler olurdu. Bol kuruyemiş olurdu. Geç saate kadar oturma iznimiz olurdu. Uzun zamandır bu nevi eğlentilerden uzağım. Açıkçası 31 Aralık’ın diğer günlerden bir farkı kalmadı benim için. (Bana sorarsanız asıl 28, hatta 29 Şubat kutlanmalı. Hem kışın son günü olduğu

Ağaçlar Bizi Nasıl Mutlu Eder?

Geçenlerde evimizin hemen önünde duran, bizim her gün sevgiyle izlediğimiz koca çitlembiği kesmişler. Biz kesilişini görmedik. Bir gün önce oradaydı, ertesi sabah bir baktık koca ağaç sırra kadem basmış. O günden beri canım yanıyor. Abartmıyorum, kalbimin oralarda bir yerde kesintisiz bir sızı var. Bir yandan da eski radyo kayıtlarımızı yayınlıyoruz ya, bir baktım, sıradaki kitap “Ağaçlar Bizi Nasıl Mutlu Eder?” imiş. Tam da çitlembik olayının üstüne cuk oturdu. İnsanın kendi kitabından söz

Gandi’nin Gözlükleri ve Dört Kozalak

Bu sabah yazımızı zamanında yazıp da yayımlayamadık. Biraz moralimiz bozuk. bahçemizin hemen dışındaki kocaman çitlembik ağacını dün gelip kesmişler. Kocamandı, içi görünmeyecek kadar büyüktü. İçinde karatavukların, bülbüllerin, serçelerin ve adını bilmediğimiz başka kuşların sesleri gelirdi. Kim bilir kaç hayvana yuva olmuştu? Bizim bahçenin yavruları Saffet ve Safinaz kediler onun korunaklı, kuytu gölgesinde doğmuştu. Dün dışarıdaydık. Bu sabaha bir baktık, güzelim ağaç yok. Duvarımızın dibinde katliam işlendi. Biz dün radyoda Gandi’nin

Kaplancık ile Ayıcık

Mektup yazar mısınız? Siz de benim gibi şöyle mi diyorsunuz: “Ah, ah, eskiden ne çok mektuplaşırdık. Eskiden arkadaşlarımdan gelen mektupları, kartları hâlâ saklarım. İnternet çıktı, mertlik bozuldu.” Gerçekten de e-posta devri bizim gibi mektupseverlere büyük darbe vurdu. Ha, haftalarca yanıt beklemek yerine sevdiğin kişilerle anında haberleşmek güzel, o ayrı. Ama mektup yazmanın, mürekkebin kağıdın üzerinde akışını izlerken zihninden geçenleri kalemin hızına ayarlamaya çalışmak da ayrı bir keyif. Birkaç yıl önce

Konuşan Köpek ve Mançalı Don Kişot

Bir köpekle konuşsaydınız, aranızda nasıl bir konuşma geçerdi? Sizin köpeği sevip, okşayıp, ona bir şeyler demenizi kastetmiyorum. Köpek gerçekten de adam gibi geçseydi karşınıza… şaşırır mıydınız? Mavibulut Yayınları’ndan taze çıkan “Konuşan Köpek” işte böyle bir fikrin ürünü. Çoğumuz eve bir hayvan almayı aklımızdan geçirir, bunu bazen uzun uzadıya tartar, bazen de bir anlık gaza gelişle hayvanı getiriveririz. ne yazık ki bazılarımız bu bir anlık gazın ardından o hayvancığı yol ortasında

Toto ve Çöplük

Okullar tatilken, okullu kitaplar okumak olur mu? Bal gibi olur. Bence tatilin güzel geçmesini sağlayan şeylerden biri de eğlenip kıkırdayacağın kitaplar okumaktır. (Nefesini kesen, sen tir tir titreten, kalbini gümbür gümbür çarptıran ya da defalarca eline alıp bıkmayacağın kitaplar da olur) Eh, Toto kitapları da bunlardan biri. Bunlar öyle uzun soluklu maceralar değil. başı ve sonu da yok. Alıp, istediğiniz sayfasından başlayabileceğiniz, içinde kısa kısa fıkraların olduğu çizgili mizah kitapları.