Haydi kamp yapalım

March 14, 2011

Kediyi merak öldürmüş! Öyle derler. Benim de sonum öyle mi olacak dersiniz? Evet, ben fazlasıyla meraklı biriyim. Her şeyi, her şeyi bilmek isterim. Hani şu bir zamanların ünlü yerli dizisi “Bizimkiler” vardı ya… Ben oradaki Apartman Yöneticisi Sabri Bey, Kapıcı Cafer ve Ayyaş Cemil Bey’in karışımı biriyim. Kim kime ne demiş, bilirim. Kim kimin nesiymiş, [...]

Share
DEVAMI BURADA

Bir kağıt, bir kalem, biraz da boya…

February 28, 2011

Kendimi bildim bileli kağıt-kalemle oynamayı sevdim. Çocukken bir yere giderken yanıma mutlaka bir kitap, biraz da kağıt kalem alırdım. Ya da gittiğim yerde en cincüce sesimle “Bir kalemle biraz kağıt alabilir miyim, lütfen?” diye cikler, sonra bir köşeye çekilir bir şeyler karalardım. Ama resim yapmayı sevmeme rağmen, bunda beni korkutan bir yan da vardı. Ne [...]

Share
DEVAMI BURADA

Zincirleme talihsizlik karmaşası!

January 24, 2011

Size de olur mu? Hani bazı günler vardır; ne yaparsanız yapın işler hep ters gider. Saati duymam. Apar topar kalkarım. Tuvalete girmem gerekiyordur; ama tuvalet çoktan kapılmıştır. Bir yandan yetmiş sekizinci kez kaybettiğim kalemimi ararken, diğer yandan okumakta olduğum kitabın bittiğini ve çantaya yeni bir kitap eklemem gerektiğini fark ederim. Yeni kitabı seçmek bana beş [...]

Share
DEVAMI BURADA

Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello

November 2, 2010

Bu seneki ilk kitap fuarı seferimizin en önemli ganimetleri arasında Nesin Yayınevi standında karşımıza çıkan çocuk kitaplarını sayabilirim. Hemen oracıkta uzun uzun inceledik kitapları. Alacağımızı bildiğimiz halde, “Alsak mı?” diye sorduk birbirimize; keyfimizi ve heyecanımızı uzatıp tadını sündürdük böylece. İlk anda gözüme kestirmiştim onu. Kapağını görmek yetmişti. Kapaktaki iki figürün de bisiklete biniyor oluşu, elbette [...]

Share
DEVAMI BURADA

Örümcekli Okul’da İlk Gün!

September 7, 2010

Okullar açılıyor! 20 Eylül’e ne kaldı? Okula yeni başlayacak cüceler içinse önemli gün 13 Eylül! İlkokul birinci sınıf öğrencilerinin “okula uyum programı” 13 Eylül’de başlıyor. Okulun ilk günü denince aklıma hemen kapıda bekleşen veliler ve kapatıldıkları sınıftan kurtarılmak için avaz avaz ağlayan, camlara yapışan cüceler gelir… Bu ne kadar güncel bir resim bilmiyorum, uzun zamandır [...]

Share
DEVAMI BURADA

Babamı İki Japon Balığıyla Değiş Tokuş Ettiğim Gün

June 25, 2010

Daha “Acaba ‘Bir Dolap Kitap’ diye bir şey yapsak mı?” diye düşündüğümüz günlerde Türkçeye çevrilmemiş kitaplar hakkında yazıp yazmamayı da konuşuyorduk. Sonra sitemizi açtık ve bu fikir rafa kaldırılmış gibi oldu. Ara sıra, elimize çevrilmemiş güzel bir kitap geçtiğinde ya da Fransa’da yaşayan arkadaşım Esra bize armağan kitaplar gönderdiğinde bu fikri gündeme getiriyorduk ama o [...]

Share
DEVAMI BURADA

Çocuklar İçin Çizim Teknikleri

June 15, 2010

Elime ilk defa kalem, kağıt nasıl geçti bilmiyorum. Ablalarımdan biri vermiştir herhalde. İyi de etmiş, kim yaptıysa. Oturup düşündüğümde zihnimde canlanan en eski anılarımın arasında yere yüzükoyun uzanmış, önündeki resim defterine mum boyalarla ev, ağaç ve bir de (nereden çıktıysa) helikopter çizen halim olur mutlaka. Okul yıllarında da resim vardı yaşamımda. Fakat o ilk yıllarımdaki [...]

Share
DEVAMI BURADA

Mucit Dedemin Müthiş İcatları

June 2, 2010

Bu kitabı rafta görür görmez bir yakınlık hissettim. Tanıdık bir şeyler vardı, hani “gözüm bir yerden ısırıyor” denir ya. Kapak resmindeki dede bana “Teneke Orman” kitabını anımsatmıştı. Sanki ikisi aynı dedeymiş de, “Mucit Dedemin Müthiş İcatları” “Teneke Orman” kitabından bir önceki maceraymış gibi bir hisse kapıldım. Oysa yayınevi, çevirmen ve kitap ebatları dışında hiçbir ortak [...]

Share
DEVAMI BURADA

Günün birinde kasabaya bir yabancı gelirse…

May 25, 2010

Kitapçı raflarını karıştırırken buldum “Kurbağa ve Yabancı”yı. Açıkçası ne daha önce kitabı görmüştüm, ne yazarını tanıyordum, ne de Kabalcı Yayınevi’nin bu tip çocuk kitapları bastığını biliyordum. Merak edip aldım. Kapağı çevirdim ve sırtında çıkını, gün batımında yürüyen bir fare gördüm. Resim hoşuma gitti. Devam ettim. Bir sayfa daha…

Share
DEVAMI BURADA

Küçük Kara Koyun

April 16, 2010

“Küçük Kara Koyun”u ilk ne zaman okudum, nasıl aldım, nereden aldım, hiç hatırlamıyorum. Hatta bu kitabın varlığını da neredeyse tamamen unutmuşum. Geçenlerde küçük kitap etajerimizin parmaklıkları arasından görünüverdi bir anda. Sanki o ana kadar orada değildi kitap. Sanki “Ben buradayım; unuttun mu yoksa? Beni de oku!” der gibiydi. Dayanamadım, aldım; hemen ayaküstü orada bir okudum. [...]

Share
DEVAMI BURADA