Tag "3+"

İsyankâr Cadı ve Canım Arkadaşlarım

Cadıları nasıl bilirsiniz? Cadı denince Pamuk Prenses’e zehirli elma veren, hırstan gözü dönmüş, çirkin ve yaşlı bir kadın mı canlanıyor zihninizde? Siz nasıl bilirseniz bilin, ben cadıları severim. Masallarda, öykülerde anlatılan cadılar bir kenara koyacak olursak, örneğin Avrupa’da 300 yıl boyunca cadılık suçlamasıyla yakılarak ya da boğularak katledilen kadınların kaçı büyü yapabiliyordu sizce? Yoksa bu kadınlar günümüzde alternatif tıp denilen şifacılığı bildikleri ve uyguladıkları için mi katledildiler? Belki de yalnızca Ortaçağ

Şnörk ve Denizci

Issızlığın ortasında bir bataklıkta, yapayalnız yaşayan Şnörk, halinden hiç de şikâyetçi değildir. Ne gökyüzünün gri bulutları ve insanın içine işleyen yağmur ne de bata çıka ilerleyerek yemek aradığı bataklık rahatsız edicidir onun için. Akşamları sobanın karşısına tek başına oturup, deniz börülcesi çorbasını içerken ne şanslı olduğunu düşünür. Ateşin tadını çıkarırken onu rahatsız edecek kimse yoktur ve çorbasını paylaşmak zorunda değildir. Şnörk gayet memnundur bu yalnızlıktan. Aslına bakarsanız Şnörk mutlu değildir

Eyvah Kalbim Kırıldı!

Kırık bir kalp nasıl tamir edilir? Aslında çözüm bazen  çok basittir ama burnumuzun dibindekini görmek yerine hüznün içine gömülmeyi tercih ederiz. Kalben isimli bu küçük kızın yaptığı da bu. Neyse ki umut Kalben’i hiç terk etmiyor da sonunda bulduğu çözüm, ona ışıl ışıl bir gülümseme kazandırıyor. Bu hafta Elif Yemenici’nin yazıp, enfes resimlerle bezediği, Ege kokulu bir kitaptan söz ettik radyoda. “Eyvah Kalbim Kırıldı!” adını taşıyan kitabın ayrıntılarını aşağıdaki radyo yayınımızda

Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı

Hep dediğimiz bir şey vardır: Çocuk kitaplarında her konuyu ele alabilirsiniz; sadece nasıl anlatacağınızı bilmeniz, doğru sözcükleri ve ifadeleri bulmanız gerekir. “Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı” işte böyle kitaplardan biri. Sevgi Saygı’nın kaleme aldığı romanda babaannesi alzheimer olan bir çocuğun öyküsünü okuyoruz. Alaz ve arkadaşlarının yaşlılığı nasıl anlamaya, kavramaya çalıştığını, kuşaklar arası iletişimi keyifli bir üslupla ele almış yazar. Bu haftanın armağan kitabı olan “Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı” gelecek hafta yapacağımız çekilişte

Üç Haydut

İstesek de istemesek de çoğumuz önyargılarımızla hareket ederiz. Ne kadar objektif olmaya çalışsak da derinlerde bir yerde eski yargılarımız fısıldamaya devam eder. Pek çok kişinin çocuk kitaplarıyla ilişkisinde de bu önyargıların rolü büyüktür. Çocuklar için yazılmış kitaplardan beklentilerimiz bellidir: Kitap iyiyi, doğruyu söylemeli; mümkünse bir şeyler öğretmelidir. Söz konusu olan resimli bir kitapsa sevimli çizgiler daha çok puan toplar. Hele bir de çocuk kitaplarıyla yeni yeni tanışan, çiçeği burnunda bir

Balinalar Geldiğinde

Bu hafta Açık Radyo’daki programımızda Michael Morpurgo’nun yeni romanı “Balinalar Geldiğinde”  hakkında konuştuk. Morpurgo, daha önce yayımlanmış kitaplarında olduğu gibi bu kez de yine enfes bir kurgu yapmış. Michael Morpurgo’nun daha önce Bir Dolap Kitap’ta anlatılmış kitaplarına burayı tıklayarak göz atabilirsiniz. Kitap ilginiz çekerse bu yazının altına yorum bırakarak çekilişe katılabilirsiniz. Çekilişi kazanan kişiyi Nisan’ın ilk haftasında açıklayacağız. Programın ikinci yarısındaysa sürprizli bir finali olan “Mamut Avcısı” hakkında konuştuk. Yayının …

Fantastik Franki ve Gaston

Ülke gündeminde kötü hiçbir şey olmuyormuşçasına sürdürmeye çalıştığımız Bir Dolap Kitap yayınında kendi adıma çok zorlanıyorum. Aşağıdaki radyo kaydını yaptığımızda burada hava şurup gibiydi; bizim keyfimiz de öyle. Yayın kaydımız pazar günü Açık Radyo’da yayınlandığında yine bizde, ülkede, dünyada her şey nispeten yolundaydı. O akşam Ankara’nın göbeğinde yine masum insanların yaşamı bir takım hastalıklı ruhlu yaratıklar tarafından ellerinden alındı. Sürekli insanların öldüğü bir ülkede nasıl olur da gülümseyerek çocuk kitabı okunabilir

Yeti ile Spagetti

Maceraperestlik çocukların hamurunda var. Teorik olarak bu bilgiye sahiptim zaten. Tayga’nın büyümesini izlerken neredeyse her adımda bu bilginin doğrulandığını gördüm. Eğer biz yetişkince bir saçmalıkla yoluna çıkmazsak, Tayga’nın merakının peşinden nasıl gittiğini gözlemledim. Özellikle emeklemeye (daha doğrusu tırtıllamaya) başladıktan sonra Orman bir de sağlamasını almamızı sağladı: Merakın izinde maceraya atılmak çocukların fabrika ayarıdır. Orman, fıstık yeşili terliklerimin peşine düşüp kan ter içinde kalsa bile hedefinden şaşmıyor. Odanın ayaklarımızla basabildiğimiz her

Fare Frederick, hayalperestlerin azizi değil de ne?

Elli tarakta bezim vardır benim. Ya maymun iştahlıyım ya da sadece meraklıyım. Belki de ikisi birden. Denemek hoşuma gidiyor. Aklıma gelen öykü konularını not eder, sonra bazısını unuturum bir kenarda. Bazılarını tekrar işlemek üzere bir kenara bırakır, bir kısmında da sonuna kadar giderim. Resim yapmayı denerim. Bir şey denerken aklıma başka bir fikir gelir. “Dur onu da suluboyayla yapmayı deneyeyim,” deyip suluboya almaya gider, başka şeyler alıp dönerim. Evde tonla