Tag "2+"

İsyankâr Cadı ve Canım Arkadaşlarım

Cadıları nasıl bilirsiniz? Cadı denince Pamuk Prenses’e zehirli elma veren, hırstan gözü dönmüş, çirkin ve yaşlı bir kadın mı canlanıyor zihninizde? Siz nasıl bilirseniz bilin, ben cadıları severim. Masallarda, öykülerde anlatılan cadılar bir kenara koyacak olursak, örneğin Avrupa’da 300 yıl boyunca cadılık suçlamasıyla yakılarak ya da boğularak katledilen kadınların kaçı büyü yapabiliyordu sizce? Yoksa bu kadınlar günümüzde alternatif tıp denilen şifacılığı bildikleri ve uyguladıkları için mi katledildiler? Belki de yalnızca Ortaçağ

Neil Gaiman’ın bir kitabı daha Türkçe’de!

Bizi bilen bilir, Neil Gaiman’ı ikimiz de severiz. Haliyle yeni bir Gaiman kitabı dilimize çevrilince hemen heyecanlanıyoruz. üstelik vaktiyle Dolap’ta keşke çevrilse dediğimiz bir kitap dilimize çevrilirse daha da heyecanlanıyoruz. “Babamı İki Japon Balığı İle Değiş Tokuş Ettiğim Gün“ hakkında yazdığımızda Bir Dolap Kitabı açalı hepi topu birkaç ay olmuştu. Yani neredeyse altı yıl öncesinden söz ediyoruz. Yazının sonuna doğru Yıldıray “Umarım bir yayınevi bu kitabın Türkçe çevirisini yapar,” diye

Bu kış kimse üşümeyecek

Bu aralar karlı kışlı kitaplar görünce hoşuma gidiyor. Uzaktan bakması güzel tabii. İstanbul’dan taşındığımızdan beri her kış İstanbul’da kar yağıyor; ben de buradan ciğere bakan kedi gibi bakıyorum resmen. En son kar gördüğünde Tayga’nın doğmasına birkaç hafta kalmıştı. Bırakın karda uzun yürüyüşler yapıp, arkadaşlarla kartopu oynamayı, Yıldıray’ın elini tuta tuta arka sokağa gidip dönerken penguenden halliceydim. Tayga da, yazık yavrum, kar falan bilmiyor. Ona ilginç geliyor haliyle. Merak ediyor. İlk

Tüyap 2015’te bu yıl “mizah” var

İstanbul için bir fuar mevsimi daha geldi sevgili seyirciler. Biz Dolap Kapakları %50’mizle ucundan dokunduk bu sene fuara. Fuarın ilk günü Yıldıray günübirlik İstanbul’daydı. Geçenlerde Facebook’ta da duyurduğum gibi “Şuşu, Can ve Dörtteker” bu yıl Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği’nin (ÇGYD) “Yılın Resimli Öykü Kitabı” ödülünü almış. Yıldıray da bu nedenle kitabın çizeri sevgili Başak Günaçan’la birlikte bu ödülü almaya TÜYAP Beylikdüzü’ne gitti. Neyse, sevgili Yıldıraycım bu uzun yolu sabah git-akşam gel

Dolap Çekmecesi yeniden radyoda…

Tayga Açık Radyo’daki ilk canlı yayınına çıktığında (!) 8 haftalıktı. Bizimle pek çok pazar sabahı  radyoya geldi. Tren, vapur ve Karaköy’den yapılan kısa bir yürüyüşle gerçekleştirdiğimiz radyo yolculuklarımız büyük keyifti. İlk başlarda sakin geçen yayınlarımız Tayga büyüdükçe onun tarafından baltalanmaya başladı. Bir iki kere yayın yönetmenimiz Özdal’ın Tayga’yı yayın masasının olduğu tarafa alıp bizi kurtardığını hatırlıyorum. Renkli ve ışıklı düğmeleri görünce nasıl da heyecanlanıp mutlu olurdu. Şimdi görse herhalde deliye döner. Ne

Mavi Tavuk / Iggy Sakar Urk

Siz bu satırları okurken sevgili Dolap Okurları, biz 1. Dolap Çekmecesi Guçi’nin müstakbel kardeşi 2. Dolap Çekmecesi Micinik’i ultrasonda kolaçan etmeye gitmiş olacağız. Kimbilir, belki bu son ultrason olacak ve düşündüğümüzden erken gelecek minik adamımız. Belki de daha birkaç hafta da ha bekleyecek aramıza katılmayı. (Laf aramızda biz şu Dünyalı’nın 15. sayısını matbaaya gönderdikten sonra çıkagelse hiç fena olmayacak.) Kim bilir siz bu satırları bizim düşündüğümüzden daha geç okuyacaksınız. Günlerdir süren

İyi Geceler Farecikler

Burada bugüne kadar hep sevdiğimiz, hoşumuza giden kitaplar hakkında yazdık. Bu sefer biraz farklı bir yaklaşımla anlatacağım hakkında yazacağım kitabı. Bu kez kendi sevdiğim kitabı değil de Dolap Çekmecesi’nin sevdiği kitabı anlatacağım. Yani ben sadece aracıyım; bugün sırada Çekmece’nin tavsiyesi var. Dolap Buluşması için İstanbul’a gittiğimizde, bir arkadaşımla buluşacak kısa bir aralığım olmuştu. Tayga yolda uyur, ben de yarım saat oturup sohbet ederim diye yaptığım hesaplar elbette tutmadı ve bizim uykusuz ibiş uyumadı.

Mavi Tavuk aslında sadece yardım etmek istiyordu.

Ben boyalarla oynamayı çok severim. Farklı malzemeler alıp deneyeyim, deneyip bir kenara bırakayım, yenisini alayım, favori renklerimi belirleyeyim… İçi tıkış tıkış bir dolabım var. İçinde biraz ondan var, biraz bundan. Yani bir suluboya alıp da bitene kadar kullanayım sonra ihtiyacım olduğunda yenisini alayım diye bir şey yok. Kulağa maymun iştahlılık gibi geliyor belki ama ne yapayım, bu da benim zaafım. Boyalar içinde en çok suluboyayı, ama ondan çok mürekkebi seviyorum.

Güvercin geç yatmasın

Uyumayı hayatım boyunca sevdim. Gece insanı değilim ben. Akşam oldu muydu vücudum kendini bırakır, bir gevşeme, bir ağırlık çöker üstüme. Bazı insanlar vardır ki çalışmak için gecenin sessizliğini beklerler. Geceleri oturup çalışan insanlardan da değilim ben. Çalışmadım mı? Çalıştım elbette. Ama o çalışmaların ertesinde yatağa pestil gibi girdim hep. Ne zamanki 1. Dolap Çekmecesi doğdu, dünyam şaştı işte. Uykuyu daha da sever oldum. Uyunan uyku azaldığı oranda uykuya olan sevgim arttı.