İlk Okuma

Görev değil, müze gezisi

Bazı günler bazı öğrencileri çok mutlu eder. Çünkü o gün okul gezisi vardır, öğretmenleri onları bir müzeyi ziyaret etmeye götürecektir. Hayır, öğrencilerin mutluluğunun kaynağı bir müzeyi ziyaret edecek, belki birbirinden güzel sanat eserleriyle tanışacak ya da yepyeni bilgiler edinecek olmaları değildir elbette. Bu ziyaret bir gün olsun okulu yasal yollarla kırmak anlamına geldiği için sevinir öğrenciler. Yoksa daha okul otobüsünde başlayan, “Sessiz ol!”, “Sırayı bozma!” komutları; sanki gülmek eğlenmek suçmuş,

Can ile Zortan’ı takdimimdir

Merhaba Sevgili Okur, Bugün size çoook ama çok eskiden beri tanıdığım iki kafadardan söz edeceğim: Can ile Zortan. Belki dün kitapçıya gittiğinizde gördünüz onları ya da internette dolaşırken yeni bir kitap çıktığını haber aldığınızda… Yani siz hepi topu en fazla iki gündür tanıyorsunuz onları. Ben tanışalıysa en az beş yıl olmuştur. Yıldıray bir yazı atölyesi sırasında doğurmuştu Can ile Zortan’ı. O zamandan sonra defalarca biçim değiştirdiler ve ben onların geçirdikleri

Rüya göremeyen Fikri Rüyakaçıran

Eğer çocuksanız her şey biraz rüya gibidir zaten. Yine de gerçek rüyalar âlemine, uykularda gezindiğimiz o ülkeye gitmek istemeyen çocuk yoktur, değil mi? Peter Pan hepimizin çocuğudur yani. Bazılarımız ona ihanet eder, bazılarımız ona sarılır, bazılarımız onunla arkadaş olur. Uyanmakla yetişkin olmak arasındaki fark tam da buralarda bir yerdedir. Peki ya hiç rüya göremeyenler ne yapsın? Yok mudur rüya görmenin bir yolu? Öğrenilen bir şey değil midir rüya görmek? Du

Eve Yolculuk

Gözlerinizi kapayın ve yaşadığınız, “Evim,” dediğiniz mekânı zihninizde canlandırın. Tam olarak istediğiniz gibi olmasa da rahat bir yer, değil mi? En azından iyi tanıdığınız ve kendinizi güvende hissedebildiğiniz bir yer. Orada uyuyabiliyorsunuz. Güzel. Şimdi zihninizdeki bu mekânı yavaş yavaş küçültmeye başlayın. Duvarlar birbirine yaklaşsın. Dilerseniz eşyalarınızı evinizle aynı oranda küçültün ya da eviniz küçüldükçe bazı ayrıntılar eriyip silinsin. Önce buzdolabınız yok olsun mesela. Ayakkabılığınız, giysi dolabınız ve teker teker koltuklarınız

Beni mutlu eden ne?

Biz insanlar tuhaf yaratıklarız. Önce işimize geldiği gibi dünyanın nimetlerini sömürür sonra da tükeniyor diye ah vah eder, dövünürüz. Eski güzel günlere tekrar kavuşmak için çocuklarımızı eğitmeye, yitirmek üzere olduğumuz güzelliklere karşı duyarlı olmalarını sağlamaya çalışırız. Eğer çocuklarımız yitirmek üzere olduğumuz güzelliklerden biriyle ilgili sevimli bir resim yaparsa onu över, bir çikolatayla ödüllendiririz. Ama o çikolatanın yapımında kullanılan palmiye yağının üretimi için orangutanların yaşadığı uçsuz bucaksız yağmur ormanlarının içindeki orangutanlar

Kitap Faresi

Evinizde kemirilmiş kitaplar bulursanız ne düşünürsünüz? Bizim işimiz kolay çünkü bizim evin kitap kemirgeni Tayga’dan başkası değil. Fakat durun bir dakika! Ya kitapları bir başkası kemiriyorsa ve biz de bu işten kitapları sürekli ağzına götürdüğü için Tayga’yı sorumlu tutuyorsak? Olmaz mı? Mesela bir kitap faresi eve dadanmış olamaz mı? Şimdilik bu sorular için verebileceğim kesin bir yanıt yok ama bu soruların kaynağını açıklayabilirim: Türkçesi Kuraldışı Çocuk’tan çıkan, Vagelis Iliopulos’un kaleme

“Bay Fil’in Orman Günlüğü” ve “Evcil Hayvanım Bir Dinozor”

Günaydın sevgili Dolapseverler, biz yine çok heyecanlıyız. Söylememek için kendimi zor tutuyorum. Ne zamandır deli gibi çalışıyorduk. Nihayet en büyük hayallerimizden biri gerçekleşiyor. Bir hafta kaldı. Mart başında sizi çok şaşırtmayı planlıyoruz. Neyse, asıl konumuz pazar günkü radyo programı aslında. Çizgi roman en sevdiğimiz konulardan biri. Marsık’tan çıkan “Bay Fil’in Orman Günlüğü – Maymunlar Eğleniyor” adlı albüm, programın ilk bölümünde konumuz oldu. Roberto Totaro tarafından yazılıp çizilen bant öykülerden oluşan

Tekerlekli Çocuk

Sirkler hep güzel, görkemli, çarpıcı, göz alıcı başka hangi sıfat varsa işte öyle yerler gibi mi gösterilir hep? En azından benim bugüne dek filmlerden edindiğim sirk algısı bu yönde. Buna karşılık bende yarattığı his tam tersi yönde. Ben sirk denilen yeri de, sirk ahalisini de tüyler ürpertici bulurum. Ama o kadar tüyler ürpertici bulurum ki, bir yandan da inanılmaz birilgi duyarım. Hani çok kötü bir şey görünce inadına bakmak ister,