Radyo BDK

Kaplanı Sakın Gıdıklama!

Geçen haftaki radyo kaydımızı bir hafta rötarla yayınlıyoruz. Özel sağlık sorunlarımız var. Bizi zor bir süreç bekliyor. O nedenle, bir süre burada olamayacağız. Umarız yakında görüşürüz Yayında sözünü ettiğimiz “Kaplanı Sakın Gıdıklama” bu haftaki armağan kitabımız. Bu yazının altına yorum yazarak çekilise katılabilirsiniz. Kazanan kişiyi haftaya bildireceğiz. Yayının ikinci kısmında Japon çocuk edebiyatından bir örneğe yer verdik. “Bitmemiş Hikâyeler Kütüphanesi” masallara ve masal kahramanlarına farklı bir bakış açısı getiriyor. Yayının

Roald Dahl 100 yaşında

Geçtiğimiz salı günü, 13 Eylül’de Roald Dahl’ın 100. yaşı kutlandı. Biz de geçen haftaki radyo yayınımızda Roald Dahl’ı andık. Bayram tatili nedeniyle, yayında biraz farklı bir şeyler yapalım dedik ve Dahl kitaplarından sinemaya aktarılan filmlerin şarkılarından bir seçki hazırladık. Podcast’i dinlemek için aşağıdaki ikona tıklayın.

Tilda Elmaçekirdeği ve Uzaylılar Don Sever

Çikolatanın insanı mutlu eden bir özelliği vardır ya hani; mutluluk hormonları salgılamamıza neden olur çünkü. Bence resimli kitapların da benzer bir etkisi var. Resimli kitaplar da (tabii iyi yazılmış, resimlenmiş, nitelikli örnekleri kastediyorum) beynimizin farklı bir yerini uyarıp bizi gülümsetiyor. Resimli kitap okuyunca siz de kendinizi iyi hissetmiyor musunuz? Bu hafta radyoda hep resimli kitaplar vardı. İlaç gibi bir yayın oldu anlayacağınız. Programın ilk kısmında Bir Dolap Kitap’ı çoook eskiden

Ella ve Arkadaşları / Mavi Mucize

Yaşasın, sonunda sonbahar geldi! Bu yaz sıcaktan kavrulduk. Bizim buraya bir damla bile yağmur düşmedi. Zavallı bitkilerimiz kuruya kuruya bir hal oldu. (Evdeki iki küçük köstebeğimiz de bitkilerin kökünü kurutan diğer faktör.) Sonbaharla birlikte o çok özlediğimiz yağmurda yürüyüşlerimize kavuşacağımızı umuyorum. Bir Dolap Kitap da eski düzeninde yayına geçiyor artık. Okuyup da hakkında yazamadığımız kitaplar bir köşede yığıldı, yazılmayı bekliyor. Bahçede köstebek beslesek bu kadar delik deşik olmazdı sanırım. center; text-overflow:ellipsis; white-space:nowrap;”>Cincüce

En İyi Arkadaşımdan Ayrı Bir Sene

Siz de benim gibi zaman yolculuğu temalı kitapları, filmleri sevenlerden misiniz? Öyleyse, bu hafta radyoda anlattığım kitabın ilginizi çekeceğini düşünüyorum. “En İyi Arkadaşımdan Ayrı Bir Sene” adlı romanda kitabın kahramanı Jenni, bir gün durup dururken ve tamamen tesadüfen bir yıl geleceğe sıçrar. Jenni hayatının bir yılını kaybetmiştir ve geçen on iki ayda neler olduğuna dair en ufak fikri yoktur. En yakın arkadaşı Autumn bambaşka bir insana dönüşmüş, daha birkaç saat

Kitap ve Çu’nun Bir Günü

Bu hafta radyoda “Kitap” adlı kitaptan söz ettik. Hatırlarsanız, daha önce “Bu Bir Kitap” adlı bir resimli kitap hakkında da yazmıştık. Elektronik kitap teknolojisinin giderek yaygınlaştığı günümüzde “gerçek” kitapların unutulup kaybolacağından korkanlar var. İşte “Kitap” da gerçek kitaplara övgü niteliğinde yazılmış bir resimli kitap. Yayının ilk bölümünde Yıldıray “Kitap”tan ayrıntılı olarak söz ediyor. Bizim şahsi görüşümüzü sorarsanız, biz e-kitapları reddetmiyoruz. Soluk kesici romanları basılı kâğıt üzerinde okumayı tercih ediyoruz. Araştırma

Seslerin Perisi Işık ve Tasarım Odaklı Düşün

Sevgili Dolapseverler, Tadımız yok. Yazı yazacak keyfimiz yok. Anlayacağınızı umuyoruz. Geçen haftaki radyo yayınımızın podcast’ini bile ancak bugün yükleyebildik siteye. Geçtiğimiz pazar günü radyoda baş rolde görme engelli bir kızın yer aldığı “Seslerin Perisi Işık” adlı kitaptan söz ettik. Engeller üzerine fazla kitap geçmiyor elimize. Bu kitap ise iyi bir örnek. Görmemenin nasıl bir şey olduğunu çocuklara deneyimletmek istiyorsak, bir göz atmanızı öneririrz. Ayrıntılar, yayının ilk kısmında. Kitabı bu yazının

İsyankâr Cadı ve Canım Arkadaşlarım

Cadıları nasıl bilirsiniz? Cadı denince Pamuk Prenses’e zehirli elma veren, hırstan gözü dönmüş, çirkin ve yaşlı bir kadın mı canlanıyor zihninizde? Siz nasıl bilirseniz bilin, ben cadıları severim. Masallarda, öykülerde anlatılan cadılar bir kenara koyacak olursak, örneğin Avrupa’da 300 yıl boyunca cadılık suçlamasıyla yakılarak ya da boğularak katledilen kadınların kaçı büyü yapabiliyordu sizce? Yoksa bu kadınlar günümüzde alternatif tıp denilen şifacılığı bildikleri ve uyguladıkları için mi katledildiler? Belki de yalnızca Ortaçağ

Damdaki Kedi ve Huysuz Uğurböceği

Kedileri kendime yakın hissederim. Köpek değil de kedi… Benzer huylarımız olduğu için sanırım. Biraz başıma buyruk olduğum, başkalarının bana komut vermesinden hoşlanmadığım, ait olduğum mekanı fazlaca benimsediğim ve mekanıma müdahale edildiğinde gerildiğim için mesela… O yüzden kedili kitapları da seviyorum. Kitabın kahramanı olan kedinin kılığına bürünebiliyorum okurken. İşte bu yüzden “Damdaki Kedi”yi nasıl oldu da fark etmedim, bu kitap nasıl oldu da benim değil Yıldıray’ın eline geçti diye hayıflandım bu