BDK renkleri

Bir tahtadan kızın tahta dünyada yolculuğu

Bizim evde televizyon yok. “Aaa hiç sıkılmıyor musunuz?” diye soranlar oluyor hâlâ. Hayır, sıkılmıyoruz. Hatta çocuklu evde televizyonsuz hayat diye bir yazı yazsak yeridir. İnternet var ya. Sonsuz seçenek sunuyor insana. daha da önemlisi seçme şansı sunuyor; nitelikli işlere ulaşma şansı sunuyor. Peki Tayga’ya neyi ne kadar sunuyoruz? Her şeyi ve her zaman değil elbette. 2016’ya girdiğimizden beri haftada bir gün video / film izleme hakkı var. Pazar günleri ya

Şubat 2016’da neler okuduk?

Çocuk sahibi değilken de biliyorduk; küçük çocuklar aynı kitapları tekrar tekrar, hiç bıkmadan, usanmadan okurlardı.Bunu şimdi bizzat yaşıyoruz. Tayga hiç bıkmıyor. Her gün aynı kitaba bakabiliyor. Birkaç gün okumasa, sonra tekrar dönüp buluyor o kitabı ve yine sanki ilk kez görüyormuş gibi heyecan ve merakla yeni baştan dinliyor ve bakıyor resimlere. Bu nasıl bir açlık? Çocukların gördükleri ve duydukları her şeyi böyle zihinsel olarak, kana kana içmelerine bayılıyorum. Bazen bakışları

Tayga Aralık 2015’te bunları okudu (Yaş: 34 ay )

Geçen ay başladığımız “Tayga bu ay bunları okudu” dizisinin ikinci bölümüyle karşınızdayız. Öncelikle neleri okudu değil de işin nerede ve nasıl okudu kısmını şöyle etraflıca bir açıklamak istiyoruz. Bizim evde, daha doğrusu Tayga’nın odasında aşağı yukarı son bir aydır durum şu: Teyzesinin yılbaşı hediyesi olarak gönderdiği ve yaz aylarında dışarıda Orman’la birlikte oynarlar diye aldığı çadır ilk geldiğinde Tayga heyecanlanıp (tabii biz de !) çadırı hemen kurmamızı istedi. Dışarı kuramayacağımız için

Altı Dolap Yılı

Yüzlerce çocuk kitabı hakkında yazdık. Binlercesi hakkında yazamadık. Binlerce yorum aldık. Çoğunu yanıtsız bıraktık. Onlarca dostluk kurduk. Çoğunuzla tanışmadık. Radyo programımız oldu. Hâlâ vır vır konuşuyoruz. Bir direniş gördük. Kaç çocuk yitirdik. İki çocuğumuz oldu (1, 2). Dolabı toparlayamadık. Birkaç kitap yazdık. Daha da yazacağız. Bir dergi hayal ettik. Yirmi ikinci sayıyı hazırlıyoruz. Sevindik, üzüldük, güldük, ağladık, direndik. Umudumuzu hiç kaybetmedik. Derken tam altı yıl oldu, sevgili Dolapsever. Bir Dolap

Tayga bu ay bunları okudu (Kasım 2015, yaş 33 ay )

Madem burası bir kitap günlüğü, madem biz burada sevip beğendiğimiz kitapları sizlerle paylaşıyoruz ve madem bizim ekibe bir Dolap Çekmecesi katıldı, o halde onun da sevip beğendiklerini paylaşmasında sakınca yok değil mi? (İkinci Dolap Çekmecesi henüz aktif görevde değil, yedekte bekliyor.) Ne zamandır Tayga’nın sevdiği kitapları aylık olarak listelemek gibi bir niyetim vardı. Ancak Orman’ın doğumunda beri aksayan blog düzenimizi bir türlü toparlayamayınca, bu konu da diğerleri gibi ertelendi durdu.

Küçük Prens: Hüznün, tebessümün ve çocukluğun kitabı sinemalarda

Ta geçen sene duyurmuştuk burada Küçük Prens’in filmi geliyor diye. O sıralar filmin gösterime gireceği vakitte bir bebek ve bir iki yaş sendromuyla hayatın bu kadar zor olacağını öngörmemiş olsam gerek ki, film gelince koşa koşa sinemaya giderim diye hayal kuruyordum. Şu an içinde bulunduğum şartlarda ise iki yavruyu Yıldıray’a bırakıp bir koşu sinemaya gidebilir miyim, bilemiyorum. Madem izleyemiyorum, bari bir bilene sorayım dedim. Sevgili arkadaşım Ayça doymak bilmez bir

Geçici süre ile arızalı

Güya Eylül ayıyla birlikte tam zamanlı Dolap yayınına (bir zamanlar olduğu gibi hafta içi her gün bir yazı) başlayacaktık. Sen ne planlarsan planla, hayat kafasına estiği gibi hareket ediyor. Planladığımızı yapamadık. Çünkü bir türlü toparlanamadık. Ev ahalisinin dörtte üçü Ağustos ayının neredeyse tamamını ya hasta geçirdi, ya hastanede ya da hastane yolunda. Önce Tayga ateşlendi. Ateş geçsin derken öksürük başladı. Meğer zatürre olmuş (ağustos ayında hem de!). Sonra Orman’a bulaştı. Altı aydan küçük olduğu

Saving Mr. Banks: Mary Poppins’in değil, yazarının öyküsü

Mary Poppins’i ne kadar çok severim. Daha önce yazdım, radyoda anlattım. Mary Poppins benim çocukluğumun en önemli parçalarından biri. Mary Poppins eşsiz biriydi benim için. Kitap kahramanından öte, gerçekten var olduğuna inandığım, karşılaşmayı hayal ettiğim; hayatıma sihirli bir dokunuş, anlamlandıramadığım gizemler katmasını istediğim biriydi. Bizdeki kitabın üzerinde ne bir yazar adı, ne bir resim olmasının da katkısı vardı bunda. Bu, “yazılmış” bir kitap değil, gerçek bir öyküydü benim için. Mary Poppins’in

Müzik Çekmecesi gururla sunar: Baobabtan Şarkılar

Tayga doğmadan önce onun için şarkılar biriktirmeye başlamıştık. Amacımız farklı dillerden şarkılar bulup bir araya getirmek ve bir dünya albümü yapmaktı. Bunun için internette gezinirken bir Afrika ninnisine denk gelmiştim. O gün bugündür bu şarkıyı çok seviyoruz ailecek. Tayga da ara ara “Olele çal anne / baba,” diyerek şarkıyı dinlettiriyor bize. “Songs from the Baobab” (Baobabtan Şarkılar) adlı, Orta ve Batı Afrika ninnilerinden oluşan bir albümde yer alan “Uélé molibá