Bant yayını

BANT YAYINI: CANAVAR

Ev Canavarları Aile Rehberi Küçüklüğümden beridir anlamsız zamanlarda buzdolabını açıp içine şöyle bir göz atmak ve elime geçen herhangi bir şeyi mideye indirmek gibi denetimsiz bir davranışım vardır. Hatta gecenin bir yarısı uyanıp buzdolabına koştuğum bile olur. Yıllardır bu davranışımı açıklamakta zorlanıyordum ama artık nedenini biliyorum: “Oburcuk” adlı ev canavarı. DEVAMI BURADA Kıllı Canavar Çok çirkin olan kıllı canavarın en büyük isteği bir insan yemektir. Fakat farelerle idare etmek zorundadır;

Bant yayını: Masal kahramanları

Mary Poppins 11 yaşındayken “ilk romanıma” başladım. Adı “Mübeccel Hanım”dı ve bir ailenin çocuklarına bakmaya gelen ciciannenin maceralarını anlatıyordu. Bir bölümde Mübeccel Hanım, birçok insanın ahını alan ünlü iş adamı Hilmi Taktak’a dersini veriyordu. Küçülüp Hilmi Taktak’ın kulağından girip örs kemiğine çekiç kemiğiyle vurarak adamı fıttırtıyordu. Sihirli güçleri olan bu dadı tanıdık geldi mi? Geldi, değil mi? Evet, o sıralar bana da tanıdık gelmişti ve aslında Mary Poppins’in yerli versiyonunu

Bant yayını: Köpek

Winn-Dixie Sayesinde Biz küçükken, mahallemiz kedi ve köpek doluydu. Sadece kedi ve köpek değil aslında, bunlar yalnızca her saat görebildiğimiz hayvanlardı. Çeşit çeşit kurbağa, geceleri koşturan kirpiler, kovanını toprağın içine yapan yabanarıları, bir sürü kuş, yılanlar, solucanlar, yusufçuklar ve daha pek çok hayvan vardı. Niyeyse, en çok kedi ve köpekleri sahiplenirdik. Yaralı bir kuş ya da kirpi bulduğumuz zaman da sahiplenirdik; ama böyle acil durumlar dışında onlar üzerinde herhangi bir

Bant Yayını: Prens – Prenses

Bütün Gün Esneyen Prenses Masal “sarı bir sarayın, altın taçlı bir kralın ve bütün gün esneyen bir prensesin öyküsü”… Masalın başkahramanı prenses, sürekli ve sürekli olarak esner. Ağzı sürekli açık gezdiği için “avare gezinen birkaç sinek, yolunu şaşırmış bir sinekkuşu ve menekşe rengi bir kelebek” ağzına kaçar. O kadar esner ki, kendi esnediği yetmiyormuş gibi başkalarını da esnetir. Bilirsiniz, esneme bulaşıcıdır. Prenses esnedikçe bütün saray halkı da esner durur. Kral,

Bant Yayını: Başka bir ülke…

Başka Bir Ülkede Yaşasaydın Çocukken “yabancı ülke” ve “yabancı olmak” kavramları bana tuhaf gelirdi. Yabancı olma fikrini anlamlandıramazdım. İnsan neye göre, hangi koşullarda yabancı olurdu? Yabancıların yabancı olmasını sağlayan şey neydi? Daha bir sürü soru… Olur da turistik bir yerlere gidersem, orada “yabancı”larla karşılaşırdım. Bazı özellikleri garip, benim için alışılmadık gelirdi. Bazı özellikleriyse “Eee, hani bunlar yabancıydı? Benden ne farkı var ki bu yabancı kişinin şimdi?” diye meraklanmama neden olurdu.

Kısa bir ara…

Merhaba sevgili okurcuğum, Geçen hafta bizim için çalkantılı geçti. Haftanın sonuna doğru çok zorlandık, canımız sıkıldı. Şimdi iyiyiz, kendimizi toparladık bile. Yine de kendimize bir hafta izin verdik. Bu haftanın her günü için bir bant yayını hazırladık. Gelecek hafta görüşürüz. Küçük Kara Koyun Kitap, bir çoban, köpeği ve beyaz koyunlardan oluşan sürüsü ve elbette öykünün en can alıcı karakteri “küçük kara koyun” hakkında. Yaşlı çoban, köpeği Polo ve koyunlarıyla dağlarda

Bant Yayını: Deniz

Merhaba, teknik bir arıza nedeniyle bugün bant yayını yapıyoruz. Kalebozan Karlo Saldırganlığın, oyunbozanlığın bir iletişim aracı olması olasılığı beni her zaman şaşırtmıştır. Biraz tersten bakarsak, iletişim kurma, kendini ifade etme zorluğu çeken, özgüven sorunu yaşayan kişilerin bu zorluğu saldırgan tavırlarla aşmaya çalışmaları, mantıksız da olsa, aslında ne büyük bir çaresizliğin ifadesidir! Eva Montanari’nin “Kalebozan Karlo” adlı kitabında, söz konusu dertten mustarip bir çocukla tanışıyoruz. Güzel bir yaz tatili sırasında, ince

Bant Yayını: Cadı

Sakar Cadı Vini O’nun gibi ben de kedileri severim. Siyah kedileri daha da severim. Benim de onun gibi çırpı bacaklarım var; ben de çizgili çorapları beğenirim. Elime geçen son kitabı bu durumu pekiştirdi: Ben de O’nun gibi balkabağının her türlüsüne bayılırım. (Balkabağı + sakarlık bana birkaç yıl önce yaşadığımızı “Balkabağı Çorbası Faciası”nı hatırlattı; ama ne siz sorun ne ben söyleyeyim.) Kim mi bu sözünü ettiğim kişi? Bana zaman zaman “cadı” da

Bant Yayını: Sevgi

Bir Tanecik Oğlum İlkokuldayken önemli gün ve haftalara uygun kompozisyon ödevlerimiz olurdu. Doğal olarak, anneler günü yaklaşırken annelerle ilgili kompozisyon ödevi verilirdi. Biz de oturur anneliğin ne kadar da kutsal olduğunu, sevgisini bize karşılıksız veren annemizin nasıl da yemeyip yedirdiğini, giymeyip giydirdiğini anlatırdık her seferinde. Her öğrenci hemen hemen aynı kompozisyonu yazardı. Herkes aynı kalıpları kullanılırdı. En büyük vurgu annelerin fedakârlığına yapılırdı. DEVAMI BURADA İkimiz de Seni Çok Seviyoruz Eva