Bu dolap neden açıldı?

Adım Banu. Oldum olası, çocuk kitaplarını severim. Çocukluğumdan beri…  Eşimin adıysa Yıldıray. O da sıkı bir çocuk kitapları okuyucusu.

Daha beş yaşındayken fıldır fıldır kitap okuduğum için, yani çeyrek asırdır çocuk kitapları okuyan biri olduğum için kendimi bu konuda deneyimli sayıyorum. Çok da abartmayayım ama çocuk kitaplarından nasıl lezzet alındığını iyi bildiğimi söyleyebilirim.

Nasıl başladı bu? Bilmem, ben de hatırlamıyorum. Nasıl okumayı öğrendiğimi de hatırlamıyorum. Ama annemle yaptığımız kitap alışverişlerini iyi biliyorum. Ya da ablamın bana kendi kütüphanesinden kitap önerirken nasıl iştahlandığımı…

Annemle çarşıya her çıktığımızda (o zamanlar Levent’te oturuyorduk ve 1.Levent’teki sütunlu çarşıda bir kitapçı vardı) mutlakla bir kitap alırdık. Annem bu konuda çok iyiydi. Bugün gördüğüm birçok anne gibi kitabı alıp burnuma dayamazdı. Ya birlikte bakar beğenir ya da kitapları ayrı ayrı karıştırıp bulduklarımızı birbirimize gösterirdik. En önemlisi de sonuçta ben hangi kitabı istediysem onu alırdık.

Sonra oturup düşündüm, çocuk kitaplarını niye bu kadar seviyorum diye. Sonra fark ettim ki, çocuk kitapları aslında hayata bambaşka bir yerden bakıyor. Çok daha içten, daha dolaysız, çok daha olduğu gibi… Tabii kaliteli çocuk kitaplarından söz ediyorum. Yoksa, işaret parmağını sallaya sallaya “Hımm, işte bu kitaptan filanca dersi alacaksın,” diyen, öğütleri çocuğun gözüne gözüne sokan kitapları kastetmiyorum.

Çocuk dünyasını özümsemiş, yaşama bir çocuğun gözlerinden bakabilen, içindeki çocuğu asla kaybetmediği için bunu başarabilen yazarların o mis kokulu kitaplarını seviyorum. Hayal gücünün baskılanmadığı kitapları seviyorum. Bana yaşamda zaten var olan şeyleri bir kere daha, benim bildiğim şekliyle söylemeye çalışmayan, onları bambaşka biçimlere sokarak anlatan ya da tamamen gerçekdışı dünyalar sunan kitapları seviyorum.

Bu konuda Yıldıray’la çok iyi anlaşıyoruz. Ağzımıza layık kitaplara rastladıkça okumaya çalışıyoruz. Bazen umduğumuz şeyi bulamayıp hayal kırıklığı yaşıyoruz;  bazen de hiç ummadığımız sürprizlerle karşılaşıyoruz.

Sonuçta, yaşamımıza giren bu küçük zevkleri başkalarıyla da paylaşmaya karar verdik ve BİR DOLAP KİTAP fikri ortaya çıktı. Umarım, bizim yazdıklarımız da birilerinin küçük sürprizler keşfetmelerine aracılık eder.

İletişim: birdolapkitap@gmail.com

Share

{ 58 comments… read them below or add one }

ebru February 1, 2012 at 16:12

yeni doğum yapan annelere en büyük tavsiyelerim
odasının bir bölümünü resimlerle donatın
eski yırtık bulduğunuz okul kitaplarındaki her resmi değerlendirin. Yatarken görebileceği bir yere asın
dokunarak ve ellerini ayaklarını öperek sohbet edin.
başını okşamayı unutmayın
Altını değiştireceğiniz zaman göbüşünden öpün.
sürekli sevgi sözcükleri sarfedin. bana yapılmadı diye düşünüp siz çocuğunuzdan bunu esirgemeyin.
göz teması kurun ve ona hep gülümseyin.
çevrenizde olan aksiliklerden çocuğunuz sorumlu değildir, gülmek zorundasınız
siz bebeğinizi dinleyin ki o da sizi dinlesin
konuşurken çok yumuşak bir ses tonuyla konuşun
tabii ki kendi kişiliği olacak ama unutmayın sizi taklit ederek büyüyecek.
gereksiz yere sinirlenip bağırmayın
her fırsatta uyuyun dinlenin
en önce kitabı siz okurken keyif alın ve heyecanlanın çocuğunuz da bu kadar eğlendiren ne olabilir diye kitabı muhakkak asıltıp bakacaktır.
biraz daha büyüyünce hayvanların ses ve yürüyüş taklitlerini yapın. siz yapın ki utanılacak bir şey olduğunu düşünmesin.
kitapta komik gelen bir konu olduğunda bunu bizde yapalım haydi deyin
çekinmeyin, sinirlenmeyin, kıskanmayın, takdir edin, kendinize güvenin, güçlü olun.
BEBEKLERİN İLK VE EN ÖNEMLİ KİTABI ANNE BABASIDIR.
unutmayın kitap dostları ve kurtları

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

{ 4 trackbacks }