Posts From KONUK YAZAR

Düşman

Geçen sene aşağı yukarı bu sıralarda pek sevgili Papatya’dan bir e-posta düştü mesaj kutumuza. Bir de kitap kapağı eklemişti mesajına. “Çocuklar, bu kitabı biliyor musunuz?” diye soruyordu. Kitabın adı “Düşman”dı; çizer tanıdıktı ama kitabı bilmiyorduk. “Nedir?” diye sorduk. “Bambaşka bir şey,” dedi,  “Bir Dolap Kitap’a yazmayı çok isterim.” İşte geçenlerde Papatya bize o kitap hakkında yazdığı yazıyı yolladı. Yazar  Davide Cali savaş gibi cüretkar ve zor bir konuyu ustaca anlatmış, çizer

Adının anlamı mandalina olan, çok tatlı bir çocukluk arkadaşı

İlkokulda nasıl bir çocuktum? Neleri sever, neleri sevmezdim? En çok ne yapmaktan hoşlanırdım? Çocukluğuma dair birçok anım var. Hangi kitapları okumayı sevdiğimi, beni en çok hangi oyunların heyecanlandırdığını, Zeynep’le en çok nelere güldüğümüzü hatırlıyorum. Ama aşağıda yazanları okuduğumda kendimle ilgili bir şeyi fark ettim: Dünyayı, olayları ve kişileri nasıl algılamışım, nasıl sorgulamışım, hiç bir fikrim yok. Hatırlamıyorum ya da zihnimin çok gerilerine itelemişim. Bende sadece eğlencenin izleri var.  Belki de küçük kız çocuklarının

Küçük Prens: Hüznün, tebessümün ve çocukluğun kitabı sinemalarda

Ta geçen sene duyurmuştuk burada Küçük Prens’in filmi geliyor diye. O sıralar filmin gösterime gireceği vakitte bir bebek ve bir iki yaş sendromuyla hayatın bu kadar zor olacağını öngörmemiş olsam gerek ki, film gelince koşa koşa sinemaya giderim diye hayal kuruyordum. Şu an içinde bulunduğum şartlarda ise iki yavruyu Yıldıray’a bırakıp bir koşu sinemaya gidebilir miyim, bilemiyorum. Madem izleyemiyorum, bari bir bilene sorayım dedim. Sevgili arkadaşım Ayça doymak bilmez bir

Miks, Maks ve Meks’in (ve Lokum’un) Öyküsü

Kedileri oldum olası sevmişimdir. Bunu daha öncede yazmıştım burada bir yerde sanırım. Kedilerle kolay arkadaş olurum. Kedi korkusunun nasıl bir şey olduğunu o nedenle anlayamadım bir türlü. ta ki Esra aşağıdaki yazıyı yazana kadar. kendimi onun yerine koymaya çalıştım. Gerçekten de zor bir şeymiş, kedilerlen korkuyorsanız onlarla karşı karşıya gelmek. Her ne kadar gelip, en sempatik halleriyle mırıl mırıl paçanıza sürünseler de aslında usta birer avcıdır kediler ve içlerindeki vahşi taraf asla

Söyle bakalım, büyümeden önce ne yaptın?

Son yıllarda ömrümüzün geri kalanında yapmamız gerekenleri listeleyen kitaplar çok moda. Ölmeden önce izlememiz gereken filmler, okumamız gereken kitaplar, gezmemiz gereken yerlerle ilgili çeşit çeşit kitap yazılıyor, basılıyor. Ben debirçok kişi gibi alıp karıştırıyorum bu kitapları. Bazen bi sayfasına denk gelip, “Hah işte, ben bu filmi izlemiştim!” ya da “Bak bu kitaptan hiç haberim yoktu, alıp okusam ya,” diyorum. Bir yanımn da gıcık oluyor böyle kitaplara. “Kim nereden bilecek benim neyi

Dalgaların size de seslendiği oldu mu hiç?

Dolap’ta daha önce birkaç defa yazısız, resimli kitaplardan söz ettik (“The Red Book“, “Gezgin Kedi“ ve bir başlığı olmayan, bizim “Kedi Ziyareti“ olarak adlandırdığımız kitap.) Esra, Suzy Lee’nin “Wave /Dalga” adlı kitabı hakkında yazmak istediğini söylediğinden beri heyecanla bekliyordum. Kitabı görme şansınız oldu mu bilmiyorum ama, eğer gördüyseniz, sayfalarını çevirdikçe dalga seslerinin sayfalardan dışarı taştığını, küçük kızla bir ileri, bir geri oyun oynayan dalgaların sıçrattığı suların yüzünüze kadar geldiğimi hissetmiş,

“Eğer ölüm bir tür özlemse, o zaman korkulacak ne var ölümde?”

Geçenlerde bir arkadaşımız bize ölümle ilgili çocuk kitapları hakkında bir soru sordu. Çocuklarının okulunda yaşamını kaybeden bir öğrenci vardı ve arkadaşımız bu konuyu çocuklarıyla konuşmak için aracı olacak kitaplar arıyordu. Ona yanıt yazıp Dolap’taki ölüm temalı kitapları söyledik. Biraz beklerse bu hafta “Elveda Bay Muffin” adlı kitaba da yer vereceğimizi söyledik. “Elveda Bay Muffin”i yıllar önce okumuştum. Ne yazık ki kitap biz de yok; olmasını çok isterdik. Çünkü aşağıdaki yazıyı kaleme alan

Ben ve Sen: Her İnsan Bir Öykü ve Her Öykü Değerli…

Yaşamöykünüzü yazmayı hiç düşündünüz mü ya da bir başkasının yaşam öyküsünü yazmayı? Ben hayal meyal çocukluğumda böyle bir girişimde bulunduğumu anımsıyorum. izleri pek kalmamış ama bende. yazdıklarım ise kim bilir nerede… Durduklarını bile sanmıyorum. Birkaç yıl önce çocukluk anılarımı karalamaya başlamıştım ama o da yarım kaldı. Ama sanırım aşağıdaki yazıyı ve yazıda sözü edilen kitabı okuduktan sonra sizin de aranızdan benim gibi “yaşamöykücüsü” olma yolunda adım atacak birileri çıkacaktır. Berna geçenlerde “Ben

Dr. Seuss’a methiye

Bir Dolap Kitap’ta “Dr. Seuss haftası yapalım,” önerisi getirdiğimde Yıldıray bana “Mutlaka Tülin Kozikoğlu’yla konuşmalısın,” dedi. Meğer o sıkı bir Dr. Seuss hayranıymış. Kendisine böyle bir teklifle gidince seve seve yazabileceğini söyledi; ama beni de baştan uyardı: Fazla kişisel bir şey yazabilirdi, istemezsek yayınlamazdık. Tersine kişisel bir yazının çok daha hoşumuza gideceğini söyledim: Sonuçta Dolap da kişisel beğeniler üzerine kurulu bir blog. Yazı geldi ve ben okudukça Dr. Seuss dünyasında