Posts From YILDIRAY

Ben Bir Hayaletim

Ortaokuldayken bir arkadaşımız vardı. Bu arkadaşımız günlük hava durumu raporlarını takip eder, kayıt tutar ve istatistikler hazırlardı. Bazı konularda bizden çok ilerideydi yani. Ama biz de kalabalıktık. Kalabalık olmak öyle tuhaf bir hastalık halidir ki; insan, belirli bir davranış ya da fikir üzerinden klonlarını gördükçe kendini daha tam ve doğru hisseder. Ne kadar çok klonunuz varsa o kadar olması gerekensinizdir. Geriye kalanlar ötekiler, tuhaf  ve hatta “denişik” olanlardır. İşte bu

Kaptan Kâzım’ın Sağ Yanağı

İlkokuldan sonra her sabah ve akşam vapura bindim. Ta üniversiteyi bitirene kadar… Aslında İstanbul’u terk edene kadar bindim vapura, ama öğrencilikten sonrası düzenli değil. Ortaokul ve lise yıllarında, öyle zamanlar olurdu ki, vapurun dümen suyuna, yanlara açtığı dalgalara, iskeleden ayrılırken karıştırdığı suların rengine bakar, kendimi denize atmak isterdim. Nasıl içimi kamaştırırdı bu istek! Kışta ayrı, baharda ayrı, lodosta başka, poyrazda başka coşardım. Az önce dersten çıkmışım. Az sonra belediye otobüsüne

100 Sayı İyi Kitap

Bir Dolap Kitap’ın sekizinci yılını idrak ettiğimiz bu nadide günlerde, ben, en çok İyi Kitap hakkında yazmak istiyorum. Türkiye’nin tek ve biricik çocuk ve gençlik kitapları dergisi İyi Kitap’ın yüzüncü sayısı çıktı. Türkiye gibi bir ülkede, böyle özel bir konuya odaklanan, moda tabiriyle ‘niş’ bir derginin aksamadan bu kadar sayı çıkarması bile başlı başına takdir edilmesi gereken, ciddi bir başarıdır. Siz yine de acele etmeyin. Hatta hemen şimdi sakince takdirinizi

Biz yaptık: MAJANDA 2018

Ajandalar hakkında ne düşünüyorsunuz? Ben ajandalarla bir türlü barışamayanlardanım. Ajandaları suratsız, nemrut, ciddiyetten basur olmuş müdürler olarak düşünmekten kendimi alamıyorum. Gelin görün ki, uzun zamandır ajanda kullanmam gerekiyor. Çok denedim, hep aynı sonucu aldım: Yıllar boyu, bildik ajandalar, o sıkıcı formatlarıyla ruhumu karartmanın dışında, eğer daha önceki bir tarihte kendisini terk etmemişsem yıl sonunda büyük bölümü kullanılmamış ve ziyan olmuş bir kağıt yığını olarak geri dönüşümü boyladı. Ajandalardan vazgeçip parça

Dünyanın En Küçük Hediyesi

En başarısız olduğum konulardan biri hediye seçmek ve vermektir. Doğum günü, yıldönümü, yılbaşı gibi hediyeli günlerden ürkmemin en büyük nedenidir bu. Her seferinde şahane duygulara gark olmasam da, sanmayın ki almakla ilgili bir sıkıntım var. Sıkıntı hediye seçmek ve onu vermekte. İş bunlara gelince suya değmemiş bir tomruk kadar kasılabiliyorum. Hediye, potansiyel bir hayal kırıklığı barındırıyor benim için. Hediye almakla ilgili sorun yaşamama nedenim de bu aslında. Hayal kırıklığıyla baş

Hışırtı ya da karanlık korkusunun sesi

Geceleri, ışıklar söndürüldükten sonra, alıştığımız biçimlerden ve seslerden kurtulunca ortaya çıkan o kontrollü korku hissinden hoşlanır mısınız? Çocukken bu hisle oynamaya bayılırdım. Gözlerimi perdeye diker kendimi perdenin kıpırdadığına ikna eder, arkasında neler olabileceğini tahmin etmeye çalışırdım. Yatağın altındaki daha da koyu karanlıkta yaşaması muhtemel varlıklardan korunmanın tek yolu ayaklarımın ve ellerimin yorganın altında olmasıydı. Yorganın yatağın kenarından sarkması demek o varlıkları yatağın içine buyur etmek demekti. Ya aralık duran dolap

Hoşça kal Dünyalı, merhaba yeni projeler

Sevgili Dolapseverler, bir hayalimizin daha sonuna geldik. Dünyalı Dergi, Temmuz – Ağustos sayısıyla yayın hayatına veda etti. Çocuklar için bir genel kültür dergisi hayal etmiştik. Bundan nerdeyse tam üç yıl önce, Tudem Yayın Grubu genel müdürü Sinan Çam’ın ve genel yayın yönetmeni İlke Aykanat Çam’ın projeyi kabul etmesiyle hayalini kurduğumuz dergi nefes almaya başladı. Tudem çatısı altında ete kemiğe bürünen dergi Dünyalı adını aldı ve yazarlarının, çizerlerinin, editörlerinin, okurlarının katkısıyla

Yıldızlarla delik deşik karanlık

Rust: “… Her gece o odanın penceresinden gökyüzüne bakıp düşündüm. Tek bir öykü var, en eskisi.” Marty: “Neymiş o?” Rust: “Karanlığa karşı ışık!” Marty: “… bana karanlığın sınırları daha genişmiş gibi geliyor.” Rust: “Haklısın.” … Rust: “Bence meseleye yanlış yerden bakıyorsun, şu gökyüzü meselesine.” Marty: “Nasıl yani?” Rust: “Başlangıçta yalnızca karanlık vardı. Bence ışık kazanıyor.”          True Detective, 1. Sezon final bölümü, final sahnesi “Acı, ondan yola çıkmamız gereken somut

Dalgalandım da duruldum

Bazı kitapların tuhaf bir davranışı vardır. Siz daha ilk sayfalarını okurken, kitap, sonuyla ilgili tahminlerinizi biçimlendirmeye başlar. Okudukça iş tahminden çıkar. Ortalarına geldiğinizde artık kitabın sonunu biliyorsunuzdur. Peki, sonunu bildiğimiz bir kitabı niye okuyalım? Nedenlerden biri tüm olayların seyrini, anlamını değiştirecek bir durumun ortaya çıkmasını ummak olabilir. Bunun işaretleri önceki sayfalarda bir yerlerdedir mutlaka. Durum ortaya çıkana kadar fark etmemişizdir, ama bunda bir sorun yok. Zaten yazar da kurgunun sağlamlığı