Ortaokuldayken bir arkadaşımız vardı. Bu arkadaşımız günlük hava durumu raporlarını takip eder, kayıt tutar ve istatistikler hazırlardı. Bazı konularda bizden çok ilerideydi yani. Ama biz de kalabalıktık. Kalabalık olmak öyle tuhaf bir hastalık halidir ki; insan, belirli bir davranış ya da fikir üzerinden klonlarını gördükçe kendini daha tam ve doğru hisseder. Ne kadar çok klonunuz varsa o kadar olması gerekensinizdir. Geriye kalanlar ötekiler, tuhaf  ve hatta “denişik” olanlardır. İşte bu nedenle bugün arkadaşım diye anarken içim burulan o arkadaşımla asla gerçekten arkadaş olmadım. Bugün olsa olurdum, ama o zaman olmadım. Çünkü biz kalabalıktık.

Hayatım boyunca kaç kalabalığa dahil oldum, öteki bildiğim kaç kişiyle iletişim fırsatını kaçırdım? Klon bir bakış açısı yüzünden kaç farklı deneyimi, fikri es geçtim? Hesabını tutmak imkansız. Peki acaba kaç kere öteki oldum? Hesabını tutmak imkansız. Ne zaman anladım? Bir gün, hangi gün olduğunu kesinlikle bildiğim bir gün, neden bilmem, kafamı yukarı kaldırdım ve ilk defa o anda kuşların gerçekten uçtuğunu gördüm. Daha önce gördüğüm uçan kuşların hepsi televizyon ekranındaydı sanki. Bunlar gerçekti! O andan sonra hayatım asla eskisi gibi olmadı. Kalabalıklara karşı daha tedbirli oldum. Ne kadar başarılı oldum? Hesabını tutmak imkansız.

İnsanın gözü bir kere açılıversin, sanki birisi durmadan alıcısının ayarını değiştiriyormuş gibi oluyor. Aşina olmadığınız deneyimler sizin gbi olmayanı öteki diyerek uzaklaştırmanızı değil, farklı diyerek kucaklamanızı sağlıyor. Mesela bir arkadaşa şaka yollu ya da kızdığınız birine ciddiyetle, “Özürlü müsün lan sen?” diye hakaret edebilen biriyken, kendinizi diliniz terbiye edilmiş ve “görme / işitme / konuşma vs. yetisi eksik birey” derken buluyorsunuz. O halde insanın gözü ne kadar erken açılırsa o kadar iyi, değil mi?

ben bir hayaletimOtizm, özellikle bizim memlekette gözümüzün açılması gereken konulardan biri. Otizmli bireylerle ortak bir yaşam sürebilmek için sanırım her şeyden önce bir otizmlinin gözünden dünyanın nasıl göründüğüne dair fikir edinmeliyiz. İyi de nasıl? Başlangıç olarak, cesaret gösterip dünyayı otizmli bir çocuğun gözlerinden anlatan Güzin Öztürk’ün Ben Bir Hayaletim adlı kitabını okuyabiliriz.

Mila, annesi tarafından çok iyi bakılan, okula gidebilen ve bunu yanında özel eğitim de alan otizmli bir çocuktur. Annesi, kızına gösterdiği bütün o özene karşın, Mila’nın otizmli olduğu bilgisini paylaşmaktan çekinir. Fakat Mila’nın sınıftaki davranışları, örneğin bazen yerinden kalkıp dolaşma isteği duyması ya da dersi dinlemek yerine camdan dışarıyı izlemesi, diğer çocuklar gibi iletişim kurmuyor olması işleri zorlaştırır. Annesi çözümü okul değiştirmekte bulur. Otizm ya da başka bir farklılık yüzünden okulların geri çevirdiği çocukları zaman zaman siz de duymuşsunuzdur. Annesi, bir yandan da Mila’yı bahçeye çıkarıp diğer çocuklarla kaynaşmasını sağlamaya çalışır. Bu da kolay bir iş değildir. Fakat zamanla Mila ve çocuklar arsında bir arkadaşlık başlar. Hatta birlikte bir maceraya da atılırlar.

Mila için duyguları ifade etmek, hatta anlamak zordur. İlişki kurmak ve yürütmek Mila için başka bir zorluktur. Zordur ama imkansız değildir. Kitabın adı Ben Bir Hayaletim olsa da, öykü, annesinin de büyük çabalarıyla, Mila’nın görünür olmasını anlatır.

Kitabın bizi otizmli bireylere yakınlaştırması başlı başına büyük bir başarı. Fakat bundan önce, Güzin Öztürk’ü böyle zor bir işe girişme cesareti gösterdiği için tebrik etmek lazım. Üstelik, bu zor işin altından çok iyi kalkmış. Kitabın öyküsünü bir de yazarından dinlemek isterseniz, bu linke tıklayarak Güzin Öztürk’le birlikte katıldığımız, TRT Radyo 1’de yayınlanan “Biz de Varız!” adlı programı dinleyebilirsiniz. Sohbet 6. dakikada başlıyor.

Mila’nın öyküsü kalabalıkları dağıtarak bireyleri bireylere yaklaştırabilecek güçte. Tek yapmanız gereken kitabı okumak. Sonra nasılsa üzerine düşünür ve konuşursunuz.

Siz hiç kalabalık oldunuz mu? Peki, siz hiç kalabalığın dışına çıkıp etrafa bir baktınız mı? Şairin dediği gibi, kuşlar uçuyor. Siz de fark ettiniz mi?

Ben Bir Hayaletim
Yazan: Güzin Öztürk
Kapak resmi: Gizem Malkoç
Yaş grubu: 10+
TUDEM, 2017, 112 sayfa, karton kapak
ISBN: 9786052031452