iyi kitap 1Bir Dolap Kitap’ın sekizinci yılını idrak ettiğimiz bu nadide günlerde, ben, en çok İyi Kitap hakkında yazmak istiyorum.

Türkiye’nin tek ve biricik çocuk ve gençlik kitapları dergisi İyi Kitap’ın yüzüncü sayısı çıktı. Türkiye gibi bir ülkede, böyle özel bir konuya odaklanan, moda tabiriyle ‘niş’ bir derginin aksamadan bu kadar sayı çıkarması bile başlı başına takdir edilmesi gereken, ciddi bir başarıdır. Siz yine de acele etmeyin. Hatta hemen şimdi sakince takdirinizi yere bırakın ve şunu okuyun: İyi Kitap, ücretsiz dağıtılıyor. Şimdi lütfen az önce yere bıraktığınız takdirinizi tekrar alın ve derin nefesler eşliğinde onu kaç ile çarpacağınızı bulun. 

İyi Kitap, Tudem Yayın Grubu çatısı altında, tek işi İyi Kitap olan özerk bir editör ile bağımsız ve değişken yazarlar ve çizerler tarafından hazırlanıyor. Birçok yayınevi kitaplarıyla İyi Kitap’ta yer alıyor.

Peki ama neden? Neden bir yayın kuruluşu azımsanamayacak bir maliyetin altına girip başka yayınevlerinin kitaplarını da tanıtan ve özenle hazırlanıp ücretsiz dağıtılan bir dergi yapıyor?

Bu sorunun yanıtını benim oturduğum yerden tek başıma vermem mümkün değil elbette. Yine de, bir dönem İyi Kitap’ın hazırlanışına şahitlik etmiş ve birkaç yazıyla sayfalarında yer almış biri olarak, gözlemlerimi aktarabilirim.

İyi Kitap, çocuk ve gençlik yayıncılığı alanındaki büyük bir boşluğun, bir ihtiyacın karşılığıdır. Okuma kültürü bakımından Kültürlü Kurt’tan geride olduğumuz ortada. Buna karşılık, ülkemizde yayıncılık, hele de çocuk ve gençlik yayıncılığı, özellikle son yirmi yıldır yükselen bir gelişim grafiğine sahip. İşin ekonomik nedenlerini, yöntemlerini ve sonuçlarını bir kenara bırakıp (zaten kafam basmaz, dilim dönmez), resme başka bir açıdan bakalım: Çocuk ve gençlik yayınları her geçen gün çeşitlenir ve nitelik kazanırken, okuma alışkanlıklarımız (iyimser bir ifadeyle) yerinde sayıyor. Okurla kitap arasındaki gerilimin başladığı; başka bir deyişle, resimdeki perspektifin çarpıldığı yer de burası. Çoğu yetişkin çocukların daha çok ve nitelikli içerikler (nitelikli içerik konusunu sonsuza dek tartışabiliriz, ben yalnızca fotoğrafı çekebilmek için bu ifadeyi kullanıyorum) okuması gerektiği konusunda hemfikir. Lakin çok azı bu konuda çocuklarına destek olabilecek, onlarla birlikte yürüyebilecek okuma kültürüne, alışkanlığına, zevkine, bilincine, özgüvenine… sahip. Bu kadar karanlık bir suda, İyi Kitap bir tür deniz feneridir dersem abartmış olmam bence. 

iyi kitap 2Hazır laf buraya gelmişken, Ekşi Sözlük yazarı Saksıbitkisi’nin İyi Kitap hakkındaki sözleri üzerinden ilerleyebilirim. Saksıbitkisi, İyi Kitap’ı takdir ederken, tek sıkıntının içeriğin eleştiri değil, tanıtım ağırlıklı olması olduğunu yazmış. Ben de diyorum ki, bu bir sıkıntı değil, aksine, İyi Kitap’ı çok ama çok önemli kılan bir özellik. Çünkü insanların ihtiyacı olan eleştiri yazısı değil. İnsanlar çocuklarına okuyacakları ya da alacakları kitaplara karar vermeye, hangisinin ne anlattığını öğrenmeye çalışıyorlar henüz. Evet, eleştiri yazıları çocuk ve gençlik yayınlarının ilerlemesini, gelişmesini sağlar; ama yaygınlaşmasını sağlayacak, yayımlanan kitaplarla okurları buluşturacak olan (en azından şimdilik) tanıtım yazılarıdır.

Saksıbitkisi’nin aynı iletide değindiği başka bir konu da var. “Bir çocuk kitabı yayımscısından çıktığı için taraflı olması beklenebilir tabii ama bu konuda rahatsız edici bir tutumları yok.” Saksıbitkisi kimdir bilmiyorum, ama Ekşi Sözlük gibi bağımsız bir ortamda, kimliği açık olmadığı halde bu sözü etmesi, bence İyi Kitap’ın ne kadar iyi bir duruş sergilediğinin göstergesidir. İşleyişi içeriden gördüğüm için rahatlıkla söylüyorum, tarafsızlık dışında bir tavırları yoktur. İyi Kitap için yazdığım hiçbir yazıda, neyi nasıl yazacağımla ilgili en ufak bir müdahaleyle karşılaşmadım. Karşılaşmış birileri olduğunu da sanmıyorum.

İyi Kitap, büyük bir özen ve özveriyle hazırlanıyor. Ücretsiz dağıtılıyor. Dağıtım noktalarına ulaşamayanlar ya da eski sayılarını arayanlar için tüm sayılar pdf olarak internet üzerinden paylaşılıyor. İyi Kitap’ı üretenler ellerinden geleni yapıyorlar. Bize düşen de onu okumak.