BANU: Yıldıray, Bir Dolap Kitap’la ilgili ne yapacağız?

YILDIRAY: Offf, hiç hatırlatma onu.

 

(Aradan zaman geçer.)

 

B: Yıldıray, Dolap’ı açalım mı?

Y: Hangi ara? Hangi zamanda? Zaman mı var?

B: Yok. Ama insanlar soruyor.

Y: Biliyorum, bana da dedi geçende biri…

B: Pıfff…

 

(Aradan biraz daha zaman geçer.)

 

B: Biliyor musun bugün atölyeye bir anne ile oğlu geldi.

Y: Eee?

B: Sırf bizi görebilmek, atölyeyi ziyaret edebilmek için geçerken Urla’ya uğramışlar.

Y: Kimmiş? Adı ne?

B: Falanca filanca. Bizi oğlu bebekken takip edermiş.

Y: Yaa, ne güzel. Başka?

B: “Sizin sayenizde kocaman bir kitaplığı oldu,” dedi. Bizim önerilerimizden çok yararlanmış.

Y: Yaşasın!

B: Bi de dedi ki “Neden artık yazı yazmıyorsunuz?”

Y: Ahhh ahhh….

 

(Zaman biraz daha geçer.  Kahramanlarımız arkadaşları E. İle buluşurlar.)

 

E: Tekrar yazmalısınız.

B: Yetişemiyoruz. Yazı yazacak gücümüz yok.

Y: Çok özledik ama.

E: Yazmalısınız. Her yer çocuk kitaplarından söz eden “kitap teyzeleriyle” dolu.

 

(Zaman yine geçti.)

 

B: Okullar açılınca başlasak mı?

Y: MAJANDA dosyasını teslim etmeden hiç bir şeye başlamam.

B: Vicdan azabı duyuyorum.

Y: Ben de…

 

(Azıcık daha…)

 

Y: Bir Dolap Kitap’ı özlüyorum.

B: Ben de.

Y: Orası bizim evimiz gibiydi.

 

(Artık yılın sonuna yaklaşıyoruz.)

yayinda miyiz1

Açık Radyo’daki programımız devam ediyor. Her pazar sabahı saat 10’da yayındayız.

 

B: Yeni yılda başlasak mı?

Y: Başlayalım be!

B: Haydi o zaman!

Y: Dolappa!

 

(Yıl biter, yenisi başlar.)

 

Y: Bak, dün gece bir yazı yazdım ben.

B: Ne yazısı?

Y: Dolap yazısı…

B: Oley! Okutsana.

 

(Okur.)

 

B: Acaba bu yazıdan önce bir “Merhaba” yazısı mı yazsak?

Y: Daha önce yedi bin beş yüz kere falan yazdık.

B: Olsun, yine de merhaba desek?

Y: Eee, yaz o zaman bir şeyler.

B: Ver sen şu bilgisayarı…

YAYINDA MIYIZ?

yayinda miyiz2

Sizi de, Dolap’ta yazmayı da çok özledik.