D27_kapakSevgili Dolapseverler, bir hayalimizin daha sonuna geldik. Dünyalı Dergi, Temmuz – Ağustos sayısıyla yayın hayatına veda etti.

Çocuklar için bir genel kültür dergisi hayal etmiştik. Bundan nerdeyse tam üç yıl önce, Tudem Yayın Grubu genel müdürü Sinan Çam’ın ve genel yayın yönetmeni İlke Aykanat Çam’ın projeyi kabul etmesiyle hayalini kurduğumuz dergi nefes almaya başladı. Tudem çatısı altında ete kemiğe bürünen dergi Dünyalı adını aldı ve yazarlarının, çizerlerinin, editörlerinin, okurlarının katkısıyla biçimlenerek, gelişerek, çoğalarak bugüne kadar geldi. Dünyalı Dergi’nin ilk sayfasını bile üretmeden önce belirlediğimiz ilkelerden ödün vermeden 27 sayı ürettik.

Dünyalı Dergi onlarca kişinin katkısı, emeği ve özverisiyle üretildi; onlarca kişinin katkısı, emeği ve özverisiyle size ulaştırıldı. Basitçe uzanıp gazetecinin rafından aldığınız ya da kapınıza getirilip bırakılan Dünyalı Dergi’nin asıl ağırlığını, gerçek değerini oluşturan işte bu emek. Bu emeğin ölçülebilir bir bedeli yok.

Dergiciliğin en zor ve keyifli yanı, her yeni sayı için çalışmaya neredeyse sıfırdan başlamanızın gerekmesi. Dünyalı Dergi her sayısında yeniden doğdu. Biz her sayıya aynı heyecanla giriştik. Her seferinde dergiyi biraz daha geliştirmenin, işimizi daha iyi yapmanın yollarını aradık. Kim bilir ne çok hata yaptık. Bu süreç boyunca çok öğrendik, çok şaşırdık ve çok eğlendik.

Dünyalı Dergi bizim evimizin, gündelik yaşamımızın, iki çocuklu girdabımızın en önemli parçalarından biriydi. Bugün Tayga hâlâ oynarken kâğıtlara bir şeyler karalayıp “dergiye yazı yazıyor” ve o sırada bilgisayar niyetine kullandığı nesne her ne ise (ayakkabı kutusu, gözlük kabı, terlik…) onunla o yazdıklarını “matbaaya gönderiyor.” Sonra da bize dönüp “Bu sayıda sayfa turuncu olsun,” gibi talimatlar veriyor.

Ağzımızdan bir diş eksilmiş gibi hissediyoruz. Dünyalı’nın yokluğuna henüz alışamadık; dilimiz boşluğuna gidiyor.

İşte böyle sevgili Dolapseverler, canımızın içi Dünyalı Dergi’nin son sayısı çıktı. Şimdi elimizde 27 sayı Dünyalı, gerçekleştirilmiş bir hayal, dolu dolu yaşanmış üç yıl ve dostlarımız var. Kime nasıl ve ne miktarda teşekkür etmemiz gerektiğini kestiremiyoruz. Teşekkürlerimizi işte buraya, orta yere bırakıyoruz.

Biz, her zaman olduğu gibi, yeni projelerin peşine düştük bile. Ama önce ne zamandır ihmal ettiğimiz sanal evimizle, Dolap’ımızla ilgileneceğiz.

Yeni yazılarda görüşürüz,

Sevgilerimizle

Banu&Yıldıray